YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN / Sıcak Analiz

Ortaya çıkan “CHP, Abdullah Öcalan için istenen umut hakkına onay verdi” algısını kırmak için bazı CHP’liler sosyal medya üzerinden “yok öyle bir şey“ mesajları attılar. Ancak, cin şişeden çıkmıştı bir kere…

Özgür Özel’in ağzından resmi bir açıklama gelene kadar beklemek gerek…

Peki, CHP’nin tavrı ne olur?..

Özgür Özel’i de beklemeye gerek yok aslında!..

Ne olacağı, orada, Meclis İmralı komisyonu CHP üyelerinin hazırlayıp TBMM Başkanlığı’na sunduğu raporda açık açık anlatılıyor. O raporu bir daha hatırlayalım;

Daha önsözde “Ülkemizde; sistematik olarak Anayasanın, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının, sadece yürütme organı değil, yargı makamları tarafından bile dikkate alınmadığı ve uygulanmadığı bir “anayasasızlaştırma projesi” yürürlüktedir“ denilerek umut hakkına onay vereceklerinin işaret fişeğini atmışlardı.

Devam edelim o rapordan;

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, siyasi parti genel başkanlığı yapmış olan Selahattin Demirtaş’ın siyasi saiklerle yargılandığı gerekçesiyle derhal serbest bırakılmasına karar vermiş ve fakat mahkumiyeti devam etmektedir (B. No: 13609/20) Benzer biçimde AİHM, Figen Yüksekdağ hakkında da ihlal kararı vermiştir (B.No: 10207/21 ve 10209/21) Yine AİHM, yayıncı Osman Kavala hakkında uzun süreli tutukluluk nedeniyle hak ihlali kararı vermesine rağmen; serbest bırakılmamamıştır. (B. No: 28749/18).”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Salı günü Meclis grup toplantısında Selahattin Demirtaş için “yuvaya dönsün” çağrısını da hatırlayın!..

***

Devam edelim o rapordan;

“Öneri : Anayasanın 90. ve 153. maddeleri hükmü gereği, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tüm kararları uygulanmalıdır. Bunun için hiçbir kanuni düzenleme yapılmasına gerek yoktur. Komisyon olarak bir karar alarak siyasal iktidarı ve TBMM Başkanlığını, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tüm kararlarına uymaya davet edilmesi gerekmektedir. Böylece, hemen bugün, Anayasaya aykırı olarak konan idari ve siyasi engeller ortadan kaldırılarak Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanabilir.”

Devam edelim o rapordan;

“Muğlak ifadelerle dolu 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda; uluslararası hukuktaki güncel gelişmeler çerçevesinde yeniden kaleme alınmalıdır. 3713 sayılı Kanunda öngörülen suçların unsurlarındaki belirsizlik ve iktidarın dönemsel siyasal tercihlerine göre değişen yaklaşımları, bir yandan ülkemizde büyük acılara yol açan terör örgütleri ve eylemlerine karşı etkili bir mücadeleye engel olmakta; diğer yandan düşüncelerin özgürce dile getirilmesinin ve demokratik hakların kullanılmasının da önüne geçmektedir.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu muğlak ifadelerden arındırılmalı, ifade özgürlüğünü engelleyen hükümler kanundan çıkarılmalıdır. İfade özgürlüğünün sınırlanmasında cebir ve şiddet içeren eylemleri övme ve bunları alenen teşvik dışında, hukuki belirlilik ilkesine aykırı ölçütlere başvurulmamalıdır. Terör ve örgüt üyeliği tanımı, açık ve herkes tarafından ortak bir şekilde anlaşılacak netlikte ve toplumsal tam bir mutabakat sağlanarak gözden geçirilmelidir”

DEM Parti’nin 24.09. 2024’te terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın salıverilmesi ile ilgili verdiği kanun teklifinin ilk maddesi neydi?

“3713 sayılı Kanunun 17’ nci maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.”

Devam edelim o rapordan;

“Kürt Sorununun Çözümü İçin Demokratik Siyaset Ortamın Oluşturulmasına Yönelik Öneriler

Öneri 1: Geçmişte yaşanan acı ve travmaları hatırlatan isimleri taşıyan; meydan, bulvar, cadde, yol, sokak, park ve benzeri alanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait işletme, tesis, bina ve benzeri tüm yapıların ve kışlaların tespit edilmesi ve bu isimlerin değiştirilmesi amacıyla TBMM’de bir araştırma Komisyonu kurulmalıdır.

Öneri 2: Adları değiştirilen köy, bucak, ilçe ve diğer yerleşim yerleriyle coğrafi yerlerin eski adlarının, yeni adlarıyla birlikte kullanılabilmelidir.

Öneri 3: Dersim olaylarının tüm boyutlarıyla araştırılması için Dersim arşivlerinin devletin ilgili tüm kurumlarından alınıp, TBMM’de toplanarak halka ve araştırmacılara açılması sağlanmalıdır.

Öneri 4: 21 Mart günü, Nevroz Bayramı olarak resmî tatil ilan edilmelidir.

Öneri 5: Bir kanun ile eski Diyarbakır Cezaevi’nin “İnsan Hakları ve Demokrasi Müzesi”ne dönüştürülmesi sağlanmalıdır.

Öneri 6: Koruculara kamuda başka alanlarda istihdam olanağı getirilerek koruculuk sisteminin kaldırılması sağlanmalıdır.”

***

“Eşit yurttaşlık“ diye diye Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisinden çıkıldığının belgelendiği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine dinamitlerin yerleştirildiği o raporun DEM Parti’nin söylemleri, dayatmalarından ne farkı var?.. Cümleler neredeyse bire bir aynı!..

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli!..

CHP içinde az sayıda kalan Atatürkçüler bir süre daha isyan eder. Sonra MHP ve DEM Parti eş genel Başkanı Özgür Özel devreye girer, ufaktan kamuoyunun gazı alınır. MHP ve DEM eş genel başkanı Özgür Özel, münasip bir formülle bebek katili Öcalan’a umut hakkına destek atar. Ha, bunu da özgürlükler ve demokrasi adına kılıfıyla paketler!..

Hareketin lideri Devlet Bahçeli, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı olması isterken ve bunu kamuoyuna açıktan ilan ederken bir anlam veremeyen CHP’lilere itina ile bir kez daha hatırlatırım.

Bir kez daha gördük, siyasette tesadüflere yer yokmuş…