Çömez, Türk askerinin Yemen'e gönderilmesine karşı çıkarken Bakan, “Mehmetçik, başkalarının savaşının yedek kuvveti değildir” dedi. Üç milletvekili de Meclis'in devre dışı bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta Mekke'de imzalanan ve adına Mekke Antlaşması denilen ortak savunma anlaşması, muhalefetin tepkisini çekti. YENİÇAĞ'a konuşan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, YENİ Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan ve DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, anlaşmanın içeriğinin kamuoyuyla paylaşılmamasını ve henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulmamasını eleştirdi. Üç milletvekili, Türkiye'nin Yemen'de Suudi Arabistan ile Husiler arasında yaşanan çatışmalara taraf olabileceği endişesini dile getirirken Türk askerinin yurt dışında görevlendirilmesine ilişkin kararların Meclis'in denetiminden geçmesi gerektiğini vurguladı.

ÇÖMEZ: TÜRK ASKERİNİN YEMEN ÇÖLLERİNE GÖNDERİLMESİNE SICAK BAKMIYORUZ

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, anlaşmanın henüz TBMM'ye gelmediğini ve içeriğinin bilinmediğini belirterek Türkiye açısından ciddi riskler taşıdığını savundu. Çömez, Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasında uzun süredir devam eden çatışmalara dikkat çekerek, Türkiye'nin bu çatışmanın tarafı olmaması gerektiğini söyledi.

Anlaşma kapsamında Türkiye'den Suudi Arabistan'ın güvenliği için askeri destek istenebileceğini ileri süren Çömez, şu ifadeleri kullandı:

“Burada özellikle riskli görülen alan şu; Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasında uzun süredir devam eden çatışmalar var. Türkiye bunun tarafı olamamalı. Anlaşma uyarınca Husilere karşı Suudi Arabistan'ın yanında olması ya da Suudilerin güvenliği için onlara destek olması istenebilir.”
Çömez, anlaşmanın ABD ve İsrail'in bölgesel çıkarlarıyla da örtüştüğünü savunarak Washington yönetiminin İran'a karşı Sünni bir blok oluşturmak istediğini ileri sürdü.
İYİ Parti'nin anlaşmaya çekinceli yaklaştığını belirten Çömez, “Türk askerinin Yemen çöllerine gönderilmesine sıcak bakmıyoruz” dedi.

"Türk Askerini Yemen çöllerine göndermeyin" - Resim : 1

BAKAN: MECLİS'İN GÖRMEDİĞİ METİNLE TÜRKİYE'Yİ YEMEN SAVAŞINA SÜRÜKLEMEYİN

YENİ Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan ise anlaşmanın imzalandığının açıklanmasının üzerinden iki ay geçmesine rağmen metnin hâlâ TBMM'ye sunulmadığını belirtti. Bakan'ın aktardığına göre 31 Ağustos'ta İstanbul'da bakanlar ve genelkurmay başkanları düzeyinde Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplandı. Riyad'da bir sekretarya oluşturuldu ve 5 Ekim'de askeri kuvvetlerin Suudi Arabistan'a hızlı biçimde konuşlandırılmasına ilişkin karar alındı. Bu süreçlerin hangi hukuki zeminde yürütüldüğünü soran Bakan, şöyle konuştu:

“Meclis'in onaylamadığı ve milletvekillerinin tek satırını okumadığı bir anlaşma, bugün askeri bir mekanizma olarak işletiliyor.” Anlaşmanın niteliği konusunda yapılan açıklamaların birbiriyle çeliştiğini savunan Bakan, Cumhurbaşkanı'nın belgeyi “pakt” olarak nitelendirdiğini, Dışişleri Bakanı'nın NATO'nun 5. maddesine benzettiğini, Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi'nin ise ortada bir anlaşma değil ortak açıklama bulunduğunu söylediğini hatırlattı.

Bakan, “Bağlayıcı bir savunma anlaşması varsa, Türkiye'yi hangi yükümlülüklerin altına soktuğu Meclis'ten ve milletten neden saklanıyor? Böyle bir anlaşma yoksa üçlü komiteler, sekretaryalar ve kuvvet konuşlandırma kararları hangi hukuki zemine dayanıyor?” diye sordu.

"Türk Askerini Yemen çöllerine göndermeyin" - Resim : 2

SUUDİ ARABİSTAN'DA TÜRK ASKERİ VAR MI?

Bakan, partisinin Milli Savunma Koordinatörü Yankı Bağcıoğlu'nun gündeme getirdiği bir iddianın da açıklığa kavuşturulmasını istedi. İddiaya göre birkaç yüz Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, haftalardır Suudi Arabistan'daki kritik tesislerin hava savunmasında görev yapıyor. Bakan, söz konusu iddianın doğru olup olmadığının açıklanmasını talep etti. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 2010 yılında imzalanan askeri işbirliği anlaşmasının eğitim ve teknik işbirliğini kapsadığını savunan Bakan, başka bir ülkenin tesislerinin fiilen savunulmasının bu çerçevede değerlendirilemeyeceğini ileri sürdü.

“RİYAD'DA HIZLI KONUŞLANDIRMA KARARINI KİM İMZALADI?”

Anayasa'nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Bakan, uluslararası anlaşmaların onaylanması ve Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesi konularında TBMM'nin yetkilerinin bulunduğunu hatırlattı.
Bakan, “Hükümet bu adımı atmadan konuşlandırmadan söz ediyorsa yaptığı iş anayasal yetkinin gasbıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı'nın Husilere karşı asker gönderilmeyeceğine ilişkin açıklamasını da hatırlatan Bakan, “Peki Riyad'da hızlı konuşlandırma kararını kim imzaladı?” sorusunu yöneltti.
Bakan, anlaşmanın tam metninin açıklanmasını, Suudi Arabistan'da görev yapan Türk askeri bulunup bulunmadığının bildirilmesini ve Meclis onayı olmadan askeri konuşlandırma yapılmamasını istedi.
Yeni Partili milletvekili, “Mehmetçik, başkalarının savaşının yedek kuvveti değildir” dedi.

ŞAHİN: İŞBİRLİĞİ OLUMLU OLABİLİR AMA MECLİS'İN İRADESİ ESAS ALINMALI

DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin ise diğer iki milletvekilinden farklı olarak ortak savunma işbirliğinin belirli koşullarda olumlu bir adım olabileceğini söyledi.

Türkiye'nin İslam dünyasında savunma ve güvenlik işbirliğine öncülük edebilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Şahin, girişimin bölge barışını ve arabuluculuğu esas alması gerektiğini vurguladı.
Şahin, işbirliğinin yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'la sınırlı kalmaması, başta Mısır olmak üzere başka ülkelerin de sürece dahil edilmesi gerektiğini savundu. Anlaşmanın gerçek amacının ve hangi tehditlere karşı hazırlandığının açıklanmadığını belirten Şahin, Türkiye'nin Yemen'deki çatışmaların tarafı haline gelmemesi gerektiğini ifade etti.

Şahin, “Mekke ve Medine'nin korunmasına ve İsrail'in yayılmacılığına karşı sağlam bir duruş sergilenmesine yönelik adımları destekliyoruz. Ancak sürecin Yemen'deki gerilime kurban edilerek kısa vadeli bir girişim veya İslam dünyasındaki ayrışmaların parçası olması doğru olmayacaktır” dedi.

"Türk Askerini Yemen çöllerine göndermeyin" - Resim : 3

Kararların kamuoyundan ve TBMM'den gizlenemeyeceğini belirten Şahin, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye'nin güvenliği gizli pazarlıklara değil, ancak Ankara'nın stratejik bağımsızlığına ve Meclis'in sarsılmaz iradesine emanet edilebilir.”