Kolombiya’da Bogota 5. İş Mahkemesi yargıcı, Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella'nın 7 Ağustos'taki göreve başlama töreninde dini unsurlara geniş yer vermesi ve dini tarafsızlık ilkesini ihlal etmesi nedeniyle Cumhurbaşkanı'nın kamuoyundan özür dilemesine hükmetti.

Kararda, Kolombiya Cumhurbaşkanı'na, 30 Eylül 2026'da radyo ve televizyondan yapacağı ulusa sesleniş konuşmasında, ülkeden özür dilemesi talimatını verdi.

Cumhurbaşkanı De la Espriella'nın Cali kentindeki yemin töreninin son bölümünde Meryem Ana figürü eşliğinde haham, papaz ve Katolik başpiskopos konuşma yapmış, dualar edilmiş ve dini ifadeler kullanılmıştı.

Kararda, Cumhurbaşkanı ile birlikte yemin töreninin Kongre oturumu sırasında gerçekleştirilmesi nedeniyle Kongre Başkanı Honorio Henriquez'in de dini tarafsızlığın ihlali nedeniyle özür dilemesi istendi.

Törende Tevrat'tan ayetler okuyan Haham David Michaan, konuşmasını “Yaşasın Kolombiya, yaşasın İsrail” sloganıyla tamamlamıştı.

***

Bilindiği gibi ABD Başkanı Trump da Beyazsaray’da din adamlarıyla toplantılar yapıyor ve kendisinin bir peygamber gibi Allah tarafından görevlendirildiğini iddia ediyor.

Bizde de din istismarının derin kökleri vardır. Öyle ki Atatürk, “Müslümanlık, gerek hoşgörü, gerek vicdan hürriyeti bakımından dünyadaki inanılan akidelerin ilke itibariyle en üstünüdür. Müslümanlık, son beş on asır içinde hükümdarların, onu kendilerine iktidar vasıtası olarak kullanmak istemeleri ve sözde din adamlarının imanlarını menfaatlerine feda ederek istenilen fetvaları vermeleri yüzünden esas kuruluşundan o kadar ayrılmıştır ki, Peygamber devirlerine erişmiş olanlar yeniden dünyaya gelseler bu hurafelerle dolu itikatları görünce onları müşrik sayacaklardır.” demek zorunda kalmıştı.

Atatürk’ten sonra Türkiye, yeniden siyasette din istismarı dönemine girdi. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar olmasında din istismarının payı büyüktür. AKP, başlangıçta bir cemaatler koalisyonu olarak kurulmuştu. DSP iktidarında da FETÖ’ye destek verildi.

FETÖ’nün temelleri, Adalet Partisi döneminde Yaşar Tunagür’ün Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı yapılmasıyla atılmış, bu sayede kurulan örgüt, AKP döneminde devletin bütün kurumlarını ele geçirmiştir. Diğer tarikat ve cemaatlere de bütün sağ iktidarlar tarafından destek verilmiş ve bugünlere gelinmiştir. Şimdi FETÖ’nün yerini başka tarikat ve cemaatler almıştır. Süleymancılara yapılan operasyon, buzdağının görünen kısmıdır...

Sonuçta, Türkiye, din istismarı sayesinde devletin kuruluş felsefesinin reddine kadar getirilmiştir.

***

Bu arada devleti kuran parti olan CHP ve ondan kopan Yeni Parti de iktidarın, devletin temel niteliklerini ortadan kaldırmaya dönük uygulamalarına “devlet politikası” veya “demokratikleşme” diye diye onay verdi.

Bu durumu, dedeleri devletin kurucu kadrosu içinde bulunan CHP Grup Başkanı Faik Öztrak da “Biz bu çerçeve yasayı, o ya da bu partinin değil, devletin projesi olarak gördüğümüz için destekledik. Biz, çerçeve yasanın çıkmasını 'şartlı bir başlangıç' olarak görüyoruz. Bu meselenin, millet iradesinin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çözülmesi gerektiğini her defasında vurguladık, vurgulamaya devam edeceğiz.” diyerek itiraf etmiş oldu.

Şartlı başlangıcın nereye varacağını, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları açıkladı ve “dört parça Kürdistan”dan söz etmeye başladı.

Görüldüğü gibi din istismarı ile varılan yer, devleti rayından çıkarmaktır. Zaten, bütün mücadele bunun içindi...

***

CHP ve Yeni Parti tabanı, çerçeve yasa oylamasına tepkilidir. Yeni Parti’nin, milletvekillerini seçim çevresine göre karar vermek üzere serbest bırakması, tepkileri azaltmak içindir. Manisa’da Yeni Parti’nin üç milletvekilinden ikisi “hayır”, biri “evet” demiştir. Yani genel başkan Özgür Özel, seçim çevresinin beklentisine de uymamıştır.

Zaten, “seçim çevrenize göre oy kullanın” demek ipe un sermektir. CHP ve Yeni Parti, bir an önce kuruluş ilkelerine sahip çıkacak bir çizgiye dönmelidir.

Yoksa halktan özür dilemek hiçbir işe yaramaz...