PKK'lı teröristler için Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yapılan taziye programında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "4 parça Kürdistan'ın bulunduğu 4 devlete sesleniyoruz. Demokratikleşme sağlanmadığı müddetçe emperyalist güçlerin bölgede oyun sürmesinin önünü açmış olursunuz. O nedenle 4 ülkede de Irak'ta da İran'da da Suriye'de de Türkiye'de de Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmelidir. Gelişmeler bizlere bunu dayatmaktadır. Umuyoruz ki ülkeler ne demek istediğimizi iyi anlar" dedi.

Hatimoğulları'nın yaptığı konuşmanın görüntüsünü paylaşan eski AKP milletvekili Şamil Tayyar, "Hani diyorum ya PKK gibi DEM de silah bıraksın. Sürece en fazla zehirli dilleri zarar veriyor. Tülay Hatimoğulları’na bakın. Farklı illerde terör örgütü mensupları için ‘şehit’ törenleri düzenleyip ‘bölücü’ mesajlara devam ediyorlar. ‘Dört parça Kürdistan coğrafyası’ diyerek hem Türkiye hem bölge ülkeleri için ‘ayrıştırıcı dil’ kullanmaya devam ediyorlar. Toplumun sinir uçlarıyla oynayıp tahrik ediyorlar." diye cevap verdi.

Tabii burada Tayyar’ın asıl üzerinde durduğu konu, sürecin zarar görmesi! Oysa bütün bu tahrikler, süreç sayesinde yapılıyor.

***

Konuyu değerlendiren Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Sadece bu ifadeden bile DEM'in Türkiye'nin büyük bir bölümünü Türkiye'den ayrı bir sözde 'Kürdistan'ın bir parçası olarak gördüğü; bu sözde Kürdistan’a Irak ve Suriye’nin kuzeyi ile İran’ın güneybatısını eklediği anlaşılmaktadır.

Böylece Fırat’ın doğusundan başlayan büyük bir coğrafyanın kendilerine ait olduğunu, batısında da ortak olduklarını ileri sürmektedirler. Gerçek amaç ise Türkiye'nin kaynaklarını kullanarak bağımsız, birleşik, büyük Kürdistan'ı kurmak ve Türkiye'yi parçalamaktır." dedi.

***

“Dört parça Kürdistan” söylemini siyasi düzeyde ilk olarak 2009 yılında DTP Genel Başkanı olan Ahmet Türk, gündeme getirmişti. Ahmet Türk, Erbil’deki konuşmasında “Avrupa Birliği bir birliktir. Neden Orta Doğu halkları arasında da bir birlik oluşmasın ve birbirlerini tanımasınlar. 4 parça Kürdistan’da Kürtler zorluk içinde ve baskı görüyor. Bu baskılar kalkmalıdır ve bu baskılar da demokrasi ile kalkar. Herkes kendini demokrasi ile ifade eder” demişti.

Biz o zaman, “Barzani ve Talabani, doğrudan İsrail istihbaratı tarafından para ve silahla desteklenerek bugünlere getirilmiştir. Yani onların emelleri İsrail’in emelleriyle karışıktır. Son açıklamalardan anladığımız odur ki, Ahmet Türk ve Öcalan’ın emelleri de sınırlarını MOSSAD’ın çizdiği 'Büyük Kürdistan' hedefi ile aynıdır! Bu haritayı eski Amerikan Büyükelçisi Pearson, 'Erzurum’dan Bağdat’a uzanan bölge tek bir ekonomik bölge olacaktır!’ diye açıklıyordu. Barzani’nin internet sitesinde de haritaların altına, 'Bu bölge sadece ekonomik bir bölge olarak kalmayacak, tek bir siyasi bölge haline gelecektir. İşgalci Türk Ordusu, Kuzey Kürdistan’dan çekilecektir' yorumu yapılıyordu.

Bu durumda demokratik açılım neye yarar? Türkiye’nin kendi eliyle kendi coğrafyasını, kurulmakta olan İsrail güdümlü bir devlete şimdiden peşkeş çekmesine yarar!” diye yorum yapmıştık.

***

Prof. Dr. Tolga Yarman, konuyla ilgili yazısında, "Güneydoğu’muzda, Irak’ta, Suriye’de ve İran’da yer alan ve üstünde Kürtler yanı sıra, Zazaların, Türk Arapların, Türkmenlerin, ayrıca Süryaniler, Keldaniler, Ezidiler gibi başka birçok unsurun yaşadığına dahi bakılmaksızın, 'dört toprak parçasının' bir araya getirilmesi gereği yönünde yıllardır işlenen tezin; süreç, etnik-milliyetçi bir romantizm ve yerel bir hak arayışı gibi tezgâhlansa da son toplamda, bölgeye maliyeti yüz milyarlarca dolara gelen; asıl olarak, yüz binlerce can kaybı, telefat, tarifsiz acılar ve Türkiye’nin geleceğinin ciddi ölçüde ipotek altına alınması pahasına; adım adım uygulamaya konabilmiş olması ve vur ha sür ha, en az çeyrek yüzyıldır Irak'ı ayrı, Suriye'si ayrı, etrafı kan gölüne çevire çevire, takip edilmiş olması, çok vahşidir.

Bu; el hak çok mahirane şekilde seyretmiş, acımasız bir emperyal projedir. Meclis çoğunluğunu ne yazık ki, 'Terörsüz Türkiye' zokasıyla kandırıp; kaynaklarımızı, asıl olaraksa can çocuklarımızı, küresel efendilerin kumarlarına ve İran’ı, İran Kuvayı Milliyesiyle beraber tasfiye senaryosunda, piyon olmaya itmektedir." diye yazdı.

Bana göre de bu projeyle İran'ı Türkiye'ye tasfiye ettirirken, Türkiye'nin de önce büyütülmesi, sonra küçütülmesi ve Türk Dünyası ile bağlarının tamamen koparılmasını hedefliyorlar.