Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, akaryakıt fiyatlarında yaşanan dalgalanmalara ve toplumda giderek büyüyen tepkilere ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaptı. Küresel enerji piyasalarında olağanüstü bir dönemden geçildiğini belirten Şimşek, ham petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen mazot fiyatlarının neden yüksek kaldığına dair faturayı küresel piyasalara kesti.
"FİYAT MARJI 5 KATINA ÇIKTI" SAVUNMASI
Savaş döneminde zirve yapan ham petrol fiyatlarının bugün belirgin şekilde gerilediğini hatırlatan Bakan Şimşek; taşımacılıktaki aksamalar ve rafineri kesintilerinin küresel çapta ciddi bir arz sıkışıklığı yarattığını savundu.
Bu krizin mazot fiyatları üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu ifade eden Şimşek, mazot ile Brent petrol arasındaki fiyat marjının uzun dönem ortalamasının yaklaşık beş katına çıkarak varil başına 100 dolar seviyelerine ulaştığını kamuoyuyla paylaştı.
Artan maliyetlerin pompa fiyatlarına ve vatandaşa yansımasını engellemek için "eşel mobil" sistemine sarıldıklarını belirten Şimşek, attıkları bu adımla küresel şokun etkilerini sınırlamayı başardıklarını ve bütçe disiplinini koruduklarını ifade etti.
Şimşek'in açıklamasının tamamında şu ifadeleri kullandı:
"Küresel enerji piyasalarında olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Savaş dönemi zirvesine göre belirgin şekilde gerileyen ham petrol fiyatlarına rağmen taşımacılıktaki aksamalar ve rafineri kesintilerinin yol açtığı arz sıkışıklığı nedeniyle mazot fiyatları üzerindeki baskı sürüyor. Mazot Brent petrol marjı uzun dönem ortalamasının yaklaşık 5 katına çıkarak varil başına 100 dolar seviyelerinde seyrediyor. Mazotta eşel mobil kapsamında attığımız son adımla, bu olağanüstü küresel şokun vatandaşlarımıza yansımasını sınırlıyor aynı zamanda bütçe disiplinini korumaya devam ediyoruz"

SOKAĞIN GERÇEĞİ: CÜZDANDAKİ DERİN DELİK VE AÇLIK SINIRI
Ancak ekonomi yönetiminin makro düzeyde çizdiği bu "kontrollü" tablo, sokaktaki vatandaşın cüzdanındaki yangını söndürmeye yetmiyor. Akaryakıta gelen her kuruş zam, iğneden ipliğe tüm temel tüketim maddelerine anında yansırken, vatandaşın satın alma gücünde telafisi zor, derin delikler açıyor.
Dört kişilik bir ailenin sadece karın tokluğuna yaşayabilmesi için gereken açlık sınırının 37 bin TL’yi aşarak rekor kırdığı, milyonlarca çalışanın bu rakamın çok altında hayatta kalma mücadelesi verdiği bir ekonomik iklimde; "fiyatların frenlendiği" yönündeki açıklamalar sokakta karşılık bulmuyor. Vatandaş, küresel kriz açıklamalarından ziyade, her gün biraz daha küçülen pazar filesine ve artan geçim derdine bir çözüm bekliyor.