Çaresizlik, bitmişlik demektir…

Tükenmişlik…

Elinden hiçbir şey gelmemek, demektir.

*

Bugünlerde de onu bize en iyi; hak edişlerini alabilmek için yollara düşen maden işçileri hatırlatıyor.

Ve onlar bugün, içine düşürüldükleri çaresizliklerini yenebilmek için “Çaresizseniz, çare sizsiniz” sözünü kanıtlarcasına her birimize, kendilerine nasıl çare olabileceklerini kanıtlamak için yollardalar.

*

Bugün o maden işçileri aylardır maaşlarını alamamış…

Ceplerinde evlerine ekmek alacak paraları dahi olmayan ve on günü aşkın yolları yürüyerek aşan bu insanlar, kanımca haklı ve masum yürüyüşlerini yaptılar.

Oysa o insanlar çalışmışlar, -hem de aylarca çalışmışlar- ancak maaşları ödenmemiş, ciddi sıkıntı içine düşürülmüşler. O zaman da bu insanlar seslerini duyurmak için yollara düşmüşler!

*

Bir insan çalıştığı halde maaşını aylarca alamadığı için kirasını ödeyemiyorsa…

Çocuklarına harçlık veremiyorsa…

Üstlerine başlarına bir şey alamıyorsa…

Hatta ve hatta evinde doğru dürüst yiyecek bir şeyi bile yoksa o evde:

Huzursuzluk ve anlaşmazlık diz boyu yaşanırken, ailelerin parçalanmasına bile neden olabilir!

*

Öyleyse bu insanlar Ankara’ya yürümesinler de ne yapsınlar?

Seslerini duyurmasınlar da ne yapsınlar?

*

Allah aşkına, vicdan sahiplerine seslenmek istiyorum!

Sizler maaşlarınızı birkaç ay alamadığınızda başka da geliriniz yoksa:

Kira ödemenizi…

Çocuklarınızın okul ihtiyaçlarını…

Evinizin ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceksiniz?

Bu insanlar, bize yansıdığı kadarıyla çaresizliğin en dibini yaşıyorlar ve o nedenle de kendilerini anlatabilmek için başka bir yol bulamamışlar!

Lütfen, buna müsaade etmeyin - Resim : 1

Bu insanlara bu kadar mi eziyet edilir?

İşçilerimiz milletin gözü önünde aileleri ile birlikte sürüm sürüm sürünüyorlar.

Kimileri 3 ay, kimileri 5 ay, kimileri 8 ay maaş alamamışlar, belki de uçan kuşa borçlular!

Bu insanlar ekranlardan haykırırlarken söylediklerine kendi adıma inanıyorum ben.

Bu insanlar, televizyonlar aracılığı ile mikrofonlara:

Eve ekmek götüremediklerini söylüyorlar!

Çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını söylüyorlar!

Kiralarını ödeyemediklerini anlatıyorlar!

Yani onların büyük çoğunluğu yatağa aç girdiklerini haykırıyorlar televizyon ekranlarından tüm dünyaya!

*

Öyle görünüyor ki daha da epey bir zaman çocuklarına okul harçlığı verilemeyeceğine…

Okul çantasına beslenme konulamayacağına…

Okul ihtiyaçlarının karşılanamayacağına benziyor.

*

İnanıyorum ki derdi asla kargaşa çıkartmak olmayan bu insanlar, yasaların kendilerine verdiği hakları kullanarak, ödenmemiş haklarını almak istedikleri için yürüyorlar.

Maden işçileri, maaşlarını alabilmeleri için günlerce sokaklarda yürümeye mecbur edenlerin küçücük de olsa vicdanları sızlamıyorsa, tam da burası sözün bittiği yer olsa gerek!

Polis, normal çalışanlar gibi hayat sürdürmek isteyen o insanları copluyorsa, “Hepimiz kardeşiz, aynı bağın gülleriyiz” denilmemeli diye düşünüyorum.

*

Biraz empati (duygudaşlık) lütfen…

Lütfen, o maden işçilerini çalıştıran sayın patron biraz empati…

Bu insanlara daha fazla acı çektirmeyin…

Daha fazla belirsizliğin içine mahkûm etmeyin.

Biraz empati kurun lütfen ve bu insanların hak edişlerini verin ve onları çaresiz bırakmayın.

Yoksa her birimiz birbirimize karşı inandırıcılığımızı kaybediyoruz.

*

Lütfen, buna müsaade etmeyin!

Not: 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve

Çocuk bayramımız başta çocuklarımıza

ve ülkemize kutlu olsun!