Bugün baharın ortasını yaşıyoruz.
Daha doğrusu, baharın içinde olmamıza rağmen beklenen ve beklenmeyen bütün olumsuzluklar peşimizden ayrılmazlarken…
Güneşe hasret kalmışken…
Bir de adalet özlemi çekerken…
Hukuksuzluğu dibine kadar yaşarken…
Çarşı pazar yurdum insanının umutlarını karartmak için bir gün öncesi, bir gün sonrasını aratırken, siz ne güzel iş başardınız be bizim çocuklar!
*
Özellikle de iktidar kendi derdine düşmüş, bir türlü enflasyonu halledemeyip, insanca yaşamı sağlayabilecek ücretleri vermezlerken…
İçimizi acıtan faiz için deli paralar öderlerken…
31 Mart 2026 akşamından 1 Nisan 2026’ya gitmek için 00:00 köprüsünü aşarken…
Kısa süreliğine de olsa yurdum insanının yüzünü tebessüm ettirirken, bunalan iktidara bile rahat nefes aldırdınız siz.
*
7’den 77’ye…
Çoluk çocuk…
Büyük küçük…
Kadın erkek, hep birlikte 24 yıl aradan sonra hayatımızın en mutlu günlerini bize yaşattı bizim çocuklar…
Ayaklarına top değsin, taş değmesin!
90 dakikada nelerin yapılacağını gösteren o evlatcanlarımızı yürekten kutluyorum…
*
Beni televizyonun karşısında stres bombardımanına tutmuş o 90 dakikaya nasıl da isyan ettiğimi bir ben biliyorum!
Son beş dakikanın ne kadar da uzun olabiliyor olduğunu bir de!
Ne acıdır ki bir türlü bitmek bilmeyen saniyelerin insan ruhunda nasıl bir ıstırap yarattığını ben yaşadım…
Yetmedi, üstüne üstlük, bir de üzerine 6 dakika uzatma konulunca, “Aman Allah’ım! Son beş dakika bir saat gibi geldi” derken, stresten tırnak yedirmek için uzatılmış bir altı dakika daha olması yok mu, olacak şey değildi!
*
Doğrusu Kosova Milli Futbol Takımı’nın oyuncularını da tebrik ediyorum ben.
Onlar da en az bizimkiler kadar canla başla maça asıldılar!
Onlar da bu maçı kazanmak için var güçlerini sahaya koydular ve belki de o nedenle müthiş keyifli…
Heyecanlı…
İnsanı yerinde oturtmayan bir maçın oynanmasına katkı sundular.
Ne var ki sonuçta biri kazanacaktı, kazanan taraf Türk Milli Futbol Takımı oldu.
Yani bizim çocuklar oldu.
*
Doğrusunu isterseniz “Oyuncularımız da… bizler de bu sonuçla ‘Dünya Futbol Şampiyonası’ yolculuğuna gidiyor olmanın tadını çıkaralım” diyorum.
Hiç olmazsa bu bir hafta ben bunun heyecanıyla…
Mutluluğu ile…
Ve sevinciyle kendimi motive etmek istiyorum.
Mutluluğu yakalamışım bir kere bırakır mıyım?
*
31 Mart akşamına kadar bizi mutlu eden bir şey yokken, bu çocukların başarısı sadece kazanmak olmadı, insanımızın yüzünün gülmesini…
Heyecanını…
En olumsuz şartlarda bile umudun var olduğunu bize gösterdiler.
*
Teşekkürler Vincenzo Montella…
Teşekkürler milli takımımızın futbolcuları…
Masörleri…
Malzemecileri…
Sağlık ekipleri…
Psikologları ve her kimleri varsa işte!
Siz iki gün önce bize öyle güzel mutluluk yaşattınız ki inanın tahmin bile edemezsiniz.
Umudu aşıladınız, umutsuzluğu yok ettiniz.
Yolunuz açık olsun…
*
Bize bahar sevincini tattırdığınız hepinize çok teşekkürler bizim çocuklar!