Nakliye sektörü verileri, Küresel Konteyner Nakliye Endeksi'nin İran ile savaşın patlak vermesinden bu yana ikiye katlanarak Kızıldeniz krizi sırasındaki Eylül 2024 seviyesinden bu yana en yüksek noktasına ulaştığını gösteriyor.
Bu durum, gemi yakıtı fiyatlarındaki büyük sıçramanın gölgesinde gerçekleşiyor. Yakıt maliyetleri geçtiğimiz Şubat ayı ortasındaki seviyelere göre yaklaşık %68 artarken, bu tablo küresel nakliye şirketlerini artan maliyetleri telafi etmek için müşterilere ek ücretler yansıtmaya itti.
Şanghay'dan ABD'nin Batı Kıyısı'na navlun fiyatları %50'den fazla artarken, Avrupa ve Akdeniz'e giden hatlarda %30 ile %70 arasında değişen artışlar kaydedildi.
Gözlemciler, İran'ın nüfuzunun ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün, sonunda Beyaz Saray ile varabileceği anlaşmanın doğası ne olursa olsun, çatışmanın kendi ömründen çok daha uzun süreceğini vurguluyor.
Wood Mackenzie'nin Ekonomi Bölümü Başkanı Peter Martin, Hürmüz Boğazı'nın yıl sonuna kadar kapalı kalması halinde küresel petrol fiyatlarının göstergesi olan Brent petrolün varil fiyatının 200 dolar sınırına yaklaşabileceğini ve bunun enerji şokunu "küresel bir ekonomik krize" dönüştürebileceğini belirtiyor.
Küresel krizlerin ortasında, İran'ın Tasnim haber ajansının geçtiğimiz Pazartesi günü kaynaklara dayandırdığı haberine göre Tahran, İsrail'in Lübnan'da devam eden askeri operasyonları nedeniyle ABD ile aracılar vasıtasıyla yürüttüğü dolaylı görüşmeleri ve mesajlaşmayı durdurma kararı aldı.
Tasnim'e göre, İran ve "Direniş Ekseni" olarak bilinen müttefikleri, İsrail ve destekçilerine baskı yapmak için ek tırmandırma seçeneklerini değerlendiriyor. Bu seçenekler arasında Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve Babülmendep bölgesi de dâhil olmak üzere bölgedeki diğer cephelerin harekete geçirilmesi yer alıyor.
KÜRESEL BÜYÜMEDE DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR
Geçtiğimiz Mayıs ayında Birleşmiş Milletler (BM), Orta Doğu'daki savaşın enflasyonist baskıları yeniden alevlendirdiği ve küresel ekonomi üzerindeki belirsizliği artırdığı uyarısında bulunarak 2026 yılı için küresel ekonomik büyüme tahminlerini düşürdü.
BM raporunda, küresel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesinin 2025'teki %3 seviyesinden 2026'da %2,5'e gerileyeceği öngörüldü. Bu oran, Ocak ayı tahminlerinden 0,2 puanlık bir düşüşe işaret ederken, koronavirüs pandemisi öncesinde kaydedilen büyüme seviyelerinin oldukça altında kalıyor.
Raporda, güçlü iş gücü piyasaları ve esnek tüketici talebinin yanı sıra yapay zeka teknolojileriyle desteklenen ticaret ve yatırımların "küresel ekonomik faaliyete bir miktar destek sağlayacağı" belirtildi. Ancak, "enerji fiyatlarındaki keskin artışın enerji şirketlerine büyük kârlar sağlarken, artan maliyetler nedeniyle hanehalkı ve işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığı" uyarısında bulunuldu.
Gelişmiş ekonomilerde enflasyonun 2025'teki %2,6'dan 2026'da %2,9'a çıkmasının, gelişmekte olan ekonomilerde ise %4,2'den %5,2'ye fırlamasının beklendiği kaydedildi.
ABD ekonomisinin ise hanehalkı harcamalarının gücü ve teknoloji yatırımlarının desteğiyle 2026'da %2'lik istikrarlı bir büyüme ile "nispeten dirençli" kalması bekleniyor. Buna karşılık, ithal enerjiye olan yüksek bağımlılığı nedeniyle en çok etkilenen bölgenin Avrupa olacağı öngörülürken, Avrupa Birliği'nin büyümesinin %1,5'ten %1,1'e, İngiltere'nin büyümesinin ise %1,4'ten %0,7'ye gerileyeceği tahmin ediliyor.
Reuters'ın haberine göre BM, Afrika kıtası genelinde ortalama büyümenin gelecek yıl %4,2'den %3,9'a hafif bir düşüş göstereceğini öngörüyor.
ASYA'DA KRİZ BEKLENTİSİ
Bu arada, krizler devam ederken Asya genelindeki hükümetler, ABD'nin İran'daki savaşı sona erdirmek için bir plan hazırladığı bir dönemde bile, tedariklerde uzun süreli ve şiddetli kesintileri içerebilecek en kötü enerji senaryolarına hazırlanıyor.
Güney Kore, kötü senaryolara acilen hazırlanmak üzere acil bir ekonomik görev gücü kurulduğunu duyurdu. Filipinler de "enerji arzında keskin bir düşüş riskine" işaret ederek ulusal acil durum ilan etti.
Birçok Asya ülkesi, petrol ihtiyacının büyük bir bölümünü güvence altına almak için Orta Doğu'ya bağımlıyken, rezervler şimdiden erimeye başladı.
Çin özelinde ise, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması krizi ve Orta Doğu'daki tedarik kesintilerinin üst üste ikinci ayda da devam etmesiyle ham petrol ithalat oranları sert bir şekilde düştü.
Enerji platformu verilerine göre, Çin'in ithalatı geçtiğimiz Nisan ayında son 5 yılın ortalaması olan yaklaşık 11 milyon varile kıyasla günlük 9,3 milyon varile geriledi.
Platform, "fiyat baskılarının sürmesi, rafinaj faaliyetlerinin azalması ve tedarik önceliklerinin yeniden düzenlenmesiyle Çin'in deniz yoluyla taşınan petrol ithalatındaki düşüşün Mayıs ve Haziran (2026) aylarında da devam ettiğine" dikkat çekti. Çin, 1,1 ila 1,3 milyar varil arasında değişen devasa ham petrol stoklarına sahip olmasına rağmen stratejik rezervlerini kullanma yoluna gitmeyip ticari stoklara güvendi.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü'nün raporuna göre, Çin'in petrol ithalatı Nisan 2026'da Ocak 2025'ten bu yana ilk kez düşüş kaydederken, Enerji Araştırmaları Birimi'nin verilerine göre deniz yoluyla Çin'e akan petrol miktarının Mayıs ayında günlük 6,5 milyon varil olduğu tahmin ediliyor.
AĞIR MADDİ KAYIPLAR YAŞANIYOR
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutmaya devam etmesiyle birlikte, ABD'deki Brown Üniversitesi'nden Siyaset Bilimi Profesörü Jeff Colgan, ABD'deki yoksulların akaryakıt istasyonlarında her gün yaşadıkları zorluklar aracılığıyla İran'daki savaşın bedelini ödediklerini ortaya koydu. Colgan, Amerikalı tüketicilerin şu ana kadar toplamda 40 milyar dolardan fazla zarara uğradığını ve bunun Pentagon'un öngördüğü orijinal savaş maliyetini aştığını belirtti.
Colgan yazdığı makalede, "Yüksek akaryakıt fiyatlarının acımasızlığı sadece maliyetle sınırlı kalmıyor; Amerikalı ailelerin omuzlarına yüklediği orantısız yüke de uzanıyor. Enerji maliyetleri işçi sınıfının belini büktü ve Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine kapalı kalma süresi uzadıkça artan fiyatlarla birlikte bu yaz durum daha da kötüleşebilir" ifadelerini kullandı. Profesör, "Sadece iki enerji ürünü olan benzin ve dizel fiyatlarındaki artışın ABD'li tüketicilerin maliyetlerine yaklaşık 40 milyar dolar eklediğini ve bunun Pentagon'un şu anda 29 milyar dolara yaklaşan askeri operasyon maliyeti tahminlerini aştığını" vurguladı.
Edmunds Analitik Bölümü Başkanı Jessica Caldwell ise, "Artan benzin fiyatları ve yükselen faiz oranları otomobil alıcılarına vurulmuş ağır bir darbedir" diyerek, ilk verilerin geleneksel araçlara alternatif arayan alıcıların sayısında artış olduğunu gösterdiğine dikkat çekti.