“Hayat, zor yolu seçersen kolay, kolay yolu seçersen zor olur.”

İlk okuyuşta çelişkili bir anlatım gibi duruyor. Aslında hayatın kendisi bu cümlenin özeti. (İstisnalar hep vardır ama kaideyi bozmaz!)

Bizler doğamız gereği kolay olana meyilliyiz. Kısa yollar, hızlı çözümler, emeksiz sonuçlar… Tam da burada yanılgımız başlıyor. Çünkü hayat, ertelemenin, kaçınmanın ve kolaycılığın acısını eninde sonunda bizden çıkartıyor.

“Emeksiz yemek olmaz.” şeklinde, tam da bu durumu anlatan bir atasözümüz var. Bu söz sabretmekten ve zorluğa katlanmaktan dem vurur. Çünkü bugün zahmetten kaçan, yarın daha büyük zahmetlerin içine düşer.

Biraz da verilerden bahsedelim. Psikoloji ve sosyoloji araştırmaları yukarıda anlattıklarımı doğruluyor. Stanford Üniversitesi’nin uzun soluklu çalışmalarında, kısa vadeli hazlarını erteleyebilen bireylerin (Marshmallow Deneyi) uzun vadede: daha başarılı kariyerlere, daha güçlü ruh sağlığına, daha istikrarlı ilişkilere sahip oldukları görülmüş.

Demek ki zor olanı seçmek; çalışmak, disiplinli olmak, kendinle yüzleşmek aslında gelecekteki hayatını kolaylaştıran bir yatırım.

Kolay yol genellikle çıkarımızı besler, işimize gelir.

“Bir kereden bir şey olmaz.”

“Şimdi dinlen, sonra bakarsın.”

“Kimse benim kadar çok çalışmıyor.”

“Torpilsiz hiçbir şey yapamam.”

“Üniversite mezunları bile iş bulamıyorlar.”

“Seneye bakarız.”

“Yurt dışına gidebilsem parayı kırarım.”

Zamanla ne oluyor? Bu cümleler, insanın karşısına pişmanlıklarla evrilmiş olarak dönüyor:

“Keşke daha önce başlasaydım.”

“Keşke vazgeçmeseydim.”

“Keşke kendime biraz daha katı olsaydım.”

“Sandığım gibi değilmiş.”

Atalarımız boşuna dememiş: “Gençliğinde taş taşı, sonrasında ye aşı.” Bugün sırtına aldığın yük, yarın önünden çekilen dağdır.

Ama mentalite değişti. Şimdilerde kitaptan korkan, üniversite eğitimine inanmayanlar çıktı. Maddeye, kumara sarıp, akabinde akıl ve ruh sağlığını zedeleyen bir nesil türedi. Küçük yaşta maddi manevi çöküş yaşayıp tükenmişlik sendromuna girmiş, 30 yaşında pişmanlıklara, acılara gark olup her şey için geç kaldığını anlamış bir nesil.

Zor sanılan yol aslında doğru zamanda çok rahat yürünebilirdir. Erken kalkmak, sorumluluk almak, hayır diyebilmek, eksiklerini kabul etmek yeterli. Bu birçokları için kolay değil. Oysa sonucu net! Ne yaparsan karşılığında ne alacağını bilirsin.

Kolay yol belirsizdir. Rahattır ama güvensizdir. Üç gün çalışıp beş gün yatmak, sanal yollarla para kazanmaya çalışmak. Para kazanmayı bırak çok zengin olmak istemek. O hangi zenginlikse gökten inen? Kimse fark etmez ama insanı en çok yoran şey bu belirsizliktir. Rüyada yaşamaktır.

Zor olan, kendini sınırlamaktır. Zor yolu seçmek, kendine saygı duymaktır. Kolay yolu seçmek ise çoğu zaman sorumluluğu ertelemektir.

Hayat, kimseye herkesin ağzında olan şekilde torpil geçmiyor.

Bugün ter döken yarın rahat oluyor. Kaçanın ise yolu dikleşiyor.

Unutmayalım bazı zorluklar yük değildir; ileride taşımak zorunda kalmayacağın dertlerin şimdiden ödemesidir.