Bugün 01 Ocak 2026.
Yılın ilk günü.
*
Kimilerinin hayalleriyle ilgili yeni bir başlangıç…
Kimilerinin olmayan hayallerinin tükenişi…
Kimileri hayal kurmayı bıraktığını söylemiş olsa da içindeki hayal kırıntılarına ‘Umut’ diye sahiplenmesini hatırlatacak yeni bir yılın başlangıcı.
*
Günler öncesinden beklenen 2026, 2025 yılının aralık ayının ikinci yarısında umutların gerçekleşeceği bir yıl olmadığı görüntüsünü verirken, bu yılın geçen yılları aratmayacağının müjdesini(!) de vermişti.
Neydi o müjde?
Asgari ücretlimizin açlık sınırının 2 bin lira daha altında ücret alarak hayallerine gem vurulduğunu görmesiydi!
Planların bozulduğunun…
Hayallerin yıkıldığının…
Umutların kırıldığının önceki yılın aralık ayının ikinci yarısında açıklanan asgari ücret gösterge olmuş, özellikle asgari ücretle maaş alan çalışanlarımız kendi yalnızlıklarının ve umutsuzluklarının içinden nasıl çıkacaklarının arayışına girer olmuşlardı.
*
Belli ki bu yıl da zor bir süreç bekliyordu onları…
Belli ki ayakta durabilmek için geçen yıldan daha büyük efor sarfetmeleri gerekiyordu…
Sonuç itibariyle 2026, umut olmaktan çok öte, umutsuzluğun habercisi olduğunu göstermişti.
*
Ya küçük sayıdaki mutlu kesim için ne demeli?
Onlar çoktan 2026 planlarına dün geceden itibaren -belki de günler öncesi- yelken açarak, kim bilir nerelerde 2026’ya ‘Merhaba’ dediler!
Kim bilir onlar, çocuklarına bu yıl da “Güzel günler göreceğiz çocuklar” diyerek, hayallerinin peşinden koşarlarken -ve dahi hayallerine kavuşurlarken- aynı şekilde “Güzel günler göreceğiz çocuklar, aydınlık günler!” diyenler, her yıl olduğu gibi yine yorucu, çileli ve yine mücadeleci günleri yaşamaktan hiç kurtulamayacaklar.
*
Belki de hayatın kendisi böyle…
Bir taraf sıkıntı ve yokluk içinde yaşarken, -azınlıkta da olsa da- diğer bir taraf mutluluğun…
Eğlencenin…
Gününü gün etmenin keyfini yaşamayı sürdürebilecekler.
Hani, “Hayat bir denge” diyeceğim ya, işte bu denge maalesef bir türlü kurulamıyor.
*
Biliyorum her toplumun içinde zengini de fakiri de olacak…
Hayallerini gerçekleştirenleri de gerçekleştiremeyenleri de…
Bu dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dahi var olan bir şey bu.
Buna rağmen o yerlerde insanların önemli bir çoğunluğu hayallerine -isterlerse- kavuşabilirlerken, hayal kırıklıkları yaşayanların çabalamaları…
Direnmeleri…
Hayallerini bırakmamaları sonucu, bir üst sınıfa çıkabiliyorlar.
*
Ya bizde…
Bizde ülke nüfusunun yarısından çok daha fazlası yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakılmışsa, o insanlar hayallerini nasıl gerçekleştirebilirler?
Gerçekleştirmiş olsalar bile tek tük olur ki o da gerçeği göstermez…
*
Demem o ki efendim, 2026 yılıyla birlikte gelecek olan yeni zamlarla yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayanlar için bu yıl da çok daha zor olacak.
*
Ne diyelim, demek ki hepimiz kaderimizi yaşıyoruz.
Yaşıyoruz da sanki bizim kaderimizi kullar daha çok etkiliyormuş gibi?