Saray kulislerinde neler konuşuluyor? Taht kavgalarında son durum ne?.. Merakınızı gidermeye çalışacağım ancak bugünkü yazımızın ana aktörlerini biraz hatırlamamız lazım…

Ali İhsan Arslan; kendisini “Mücahit” olarak tanıtır ve hep öyle bilinir. Mücahit Arslan AKP’nin kurucularındandır. İlk günden beri hep Tayyip Erdoğan’ın yanında olmuştur. Bana “Tayyip Erdoğan’ın kara kutularını say” deseniz, ilk başta Hayati Yazıcı, İbrahim Kalın, kuyumcu Cihan Kamer, Hakan Fidan, Cüneyt Zapsu ile birlikte onun adını söylerim. Mücahit Arslan, resmi sıfatları ile Cumhurbaşkanı başdanışmanı oldu, mebus oldu ama görev tanımlamaları/fonksiyonelliği o sıfatların çook ötesindedir, ilerisindedir. Bundan sonra “di”li geçmiş zaman eki ile devam edeceğim. Mücahit Arslan, Tayyip Erdoğan’ın gerçekten gölgesiydi. Mücahit Arslan ile Tayyip Erdoğan arasından su sızmazdı. Mücahit Arslan’ın sarayda havası 1 milyondu…

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner; Tayyip Erdoğan, sarayın ileri gelenleri ve iktidara yakın iş adamaları ile arası pek sıkı fıkıdır. Bir aralar çok sık Türkiye’ye gelir, sarayda ağırlanırdı. O gelemezse, danışmanları gelir saraya yakın iş adamları, Bakanlar kurulu üyeleri ile görüşülürdü. Jared Kushner, Beyaz Saray günlerini yazdığı kitabında, 28 Şubat 2019'da İsrail-Filistin barış planını görüşmek için Ankara’ya düzenlediği seyahati anlatırken "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın zamanda 600 milyon dolara tamamladığı devasa cumhurbaşkanlığı sarayında görüştüm ve ona barış planımızı anlattım. İyi geçmedi ama zaten aksini düşünmemiştim" diyor. Erdoğan’ın ticari ilişkileri geliştirme konusundaki isteği için kendisine teşekkür ettiğini aktaran Kushner şöyle devam ediyor:

"Ardından, aynı zamanda damadı olan Maliye Bakanı Berat Albayrak'a baktı ve danışmanların bazen cumhurbaşkanlarını hayal kırıklığına uğratabileceğini ancak damatların bunu yapmayacağını söyledi."

Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa Trump’ın damadı son zamanlarda Türkiye’de gözükmedi veya biz göremedik…

Mücahit Arslan’da eskisi gibi pek ortalıkta görünmüyor…

***

“Ne var bunda?” derseniz sizleri hemen saray koridorlarına götüreyim.

Mücahit Arslan’ın bu aralar Tayyip Erdoğan ile arası eskisi gibi iyi değilmiş. Arslan’ın “reis”i ile arası çok yüklü duygusal nedenlerden dolayı açılmış. Mücahit Arslan saraydan elini ayağını çekerken, etrafına “reis bunu bana nasıl yapar” diye şikayet ediyormuş.

***

Saray yandaşı “gazeteci” Abdulkadir Selvi, üşenmemiş tek tek saymış, “ABD Başkanı Trump, 20 Ocak 2025 tarihinde koltuğa oturdu. O tarihten bu yana saydım en az 15 kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan övgüyle söz etmiş” diye yazmış.

ABD Başkanı, Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının satılması konusunda ne düşündüğü açıklarken “Bunu çok ciddi şekilde değerlendiriyoruz. Onlar bunu asla İsrail’e karşı kullanmayacak, söz veriyorum” dedi. Abdulkadir Selvi, herhalde burayı kaçırdı veya saraydan kendisine iletilen köşe notları arasında bu yoktu!.. Yoksa, eminim, “biz müstemleke miyiz?. Dünya lideri Tayyip Erdoğan’ın namına Trump nasıl söz verebilir” diye yeri göğü inletirdi!.. Selvi, herhalde, Trump’ın papaz Brunson’ın ABD’ne tesliminden önce Erdoğan’a ağır hakaretlerini unutmuş. Trump’ın Türkiye’nin Suriye’de Barış Pınarı harekâtına başladığı gün yazdığı Erdoğan’a Suriye’de PKK’lılarla anlaşmayı tavsiye ettiği mektubunu, “Sert adam olma. Aptal olma!” cümleleriyle bitirdiği de kendisine hatırlatılmamış. Tüm dünyanın gözleri önünde, Beyaz Saray’da, Trump'ın parmağıyla Erdoğan'ı göstererek söylediği "hileli seçimleri herkesten daha iyi bilir" sözleri de hafızalardan silinmiş olmalı!..

Ancak, Trump’ın 2’nci başkanlığı döneminde -görüntüde- Erdoğan ile ilişkiler daha sıcak gidiyor. Saray da sıcaklığın “duygusallık”tan kaynaklandığı anlatılıyor. Trump’ın damadı Jared Kushner ile saray kaynakları arasında duygusal sıcaklığın sağlıklı yürümesi ve sekteye uğramaması için yoğun gayret gösteriliyormuş. Kayınpeder Trump da bundan bir hayli memnunmuş…

Çook duygu yüklü bir yazı oldu değil mi?..

O zaman finali de öyle yapalım;

Saray da taht kavgalarını çıkaran daha doğrusu ortalığa saçılmasında aşırı duygusallıklar var. Erdoğan, dar çevresinde, “benden sonrasını ancak ailemde güvendiğim birine bırakırım” deyip bunu birkaç yerde ısrarla dile getirince diğerleri çok alınmış!..