İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, katıldığı bir televizyon programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Terör örgütü PKK’nın silah bırakacağı yönündeki iddiaları sert bir dille eleştiren Özel, iktidarın terörle mücadele politikasını ve meclisteki yasal altyapı tartışmalarını hedef aldı.

"ÖCALAN ÖRGÜT İÇİNDE SADECE BİR VESİKALIK RESİM"

Geçmişte yaşanan süreçlere atıfta bulunan İYİ Parti Genel Sekreteri Özel, sembolik adımlarla kamuoyunun yanıltıldığını savundu. Örgütün elebaşı Abdullah Öcalan’ın PKK üzerindeki etkisini tamamen kaybettiğini ileri süren Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Sürecin başında 30 Kalaşnikof'un yakıldığı bir 'mangal partisi' ile PKK'nın silah bıraktığı, kendini lağvettiği iddia edilmişti. Hatta bunun Suriye, Irak ve İran’daki unsurları da kapsayacağı söyleniyordu. Bugün gelinen noktada Abdullah Öcalan, PKK içerisinde artık yalnızca bir vesikalık resimden ibarettir. Bu konuyu yakından takip eden herkes bilir ki, Öcalan'ın örgüt üzerinde hiçbir etkinliği kalmamıştır."

İYİ Partili isim açıkladı: PKK silah bırakmadı Öcalan'ın örgüt üzerinde hiçbir etkinliği yok - Resim : 1

"KARAYILAN 'SİLAH BIRAKMAMIZI BEKLEMEK AKILLA ALAY ETMEKTİR' DEDİ"

Örgütün mevcut yönetim kadrosundan gelen açıklamalar ile meclis gündemi arasındaki çelişkilere dikkat çeken Özel, eski İçişleri Bakanı'nın terörle mücadele söylemlerini de hatırlatarak eleştirilerini sürdürdü:

"Dönemin İçişleri Bakanı'nın 'ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz' dediği, 'bin parçaya bölmezsek millet yüzümüze tükürsün' diye hedef gösterdiği Murat Karayılan, kısa süre önce ANF’ye yaptığı açıklamada, mevcut şartlar altında silah bırakmalarını beklemenin 'insan aklı ile alay etmek' olduğunu açıkça söyledi. Peki, hani silah bırakmışlardı?"

"BİZ BİLMEDİĞİMİZ BİR SEVR ANLAŞMASI MI İMZALADIK?"

Meclis çatısı altında terör örgütüne yönelik hukuki ve kanuni altyapı arayışlarına girilmesini "pazarlık" olarak nitelendiren Osman Ertürk Özel, yürütülen politikalara şu sözlerle tepki gösterdi:

"Şimdi Meclis’te neyi konuşuyoruz? Güvenlik politikalarımızın, Dışişleri Bakanlığımızın ve istihbaratımızın geldiği durum ortada. Kendi atasının mezarını (Süleyman Şah Türbesi) kaçırmak zorunda kalan bir irade, şimdi Kürt vatandaşlarımızın başına bu adamı kayyum olarak getirmeye çalışıyor. Soruyorum: Biz arkamızdan iş çevrilen, bilmediğimiz bir Sevr Anlaşması mı imzaladık? Bir savaş oldu da biz mi kaybettik? Hani terörle pazarlık ve müzakere yapılmaz, sadece mücadele edilirdi?"