İtalya’nın başkenti Roma’da faaliyet gösteren Yunus Emre Enstitüsü’nde (YEE) mart ayından bu yana Türk Halk Müziği korosunda çalışmalarını sürdüren yabancılar, bu akşam merkezde gerçekleştirilen etkinlikte ilk kez seyirci karşısına çıktı.

YEE Roma Türk Kültür Merkezi Direktörü Beyza Uzun Kutlay, konser öncesi yaptığı konuşmada, birkaç ay önce küçük bir fikir olarak başlayan koronun bugün dönem sonu konseriyle sahnede yer aldığını belirterek, projenin kısa sürede büyük bir ilgi gördüğünü ifade etti.

İtalya’da yaşayan genç Türk müzisyen Selen Çapacı’nın eğitip yönettiği koro, İtalyan müzisyenler Federico Pascucci (klarnet ve ney), Valerio Mileto (ud ve saz), Pier Sante Falconi’nin (darbuka, bendir ve davul) eşliğinde Türk Halk Müziği eserlerini seslendirdi.

Konserde “Dağ Dağ Gezerim”, “Ramizem”, “Şu İzmir’den Çekirdeksiz Nar Gelir”, “Evlerinin Önü Handır”, “Uçun Kuşlar Uçun İzmir’e Doğru”, “Şu Dağlardan Gece Geçtim”, “Güldaniyem”, “Ah Bir Ataş Ver”, “Esma” ve “Manastır Türküsü” icra edilirken, eserlerin hikâyeleri hakkında da izleyicilere bilgi verildi.

Koronun performansı ile solo yorumlar izleyicilerden yoğun ilgi görürken, konser salonunda uzun süre alkış sesleri yükseldi.

YABANCI KORİSTLERDEN TÜRK MÜZİĞİNE ÖVGÜ

İtalya’da yaşayan ve YEE’deki koro çalışmalarına katılan Arjantinli Nico Aranovich, konserin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, böyle bir etkinliğin ve ekibin parçası olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Aranovich, Arjantin’de geleneksel Latin Amerika müziği söylediğini belirterek, "Selen'den geleneksel Türk müziği öğrenmek büyük bir ayrıcalık. Özellikle de çok farklı bir müzik türü olduğu ve çok şey öğrenebileceğiniz için ben çok keyif aldım." dedi.

Aranovich, repertuvardaki favori eserinin, bir bölümünü solo olarak seslendirdiği “Evlerinin Önü Handır” olduğunu ifade etti.

Hugo Rebeyrol da "Bu gruba katılmak istedim çünkü Türk kültürüne, özellikle müziğe, özellikle halk müziğine çok ilgi duyuyorum. Geleneksel şarkıları keşfetmek için iyi bir fırsattı. Bu dersler ve bu fırsat sayesinde dili biraz daha iyi öğrenebilmeyi de sevdim." diye konuştu.

Seslendirdikleri eserlerin Türk kültürünün önemli bir parçası olduğunu belirten Rebeyrol, “Manastır’ın Ortasında” ve “Esma” türkülerini çok sevdiğini dile getirdi.

Konserde “Şu İzmir’den Çekirdeksiz Nar Gelir” türküsünü seslendiren Paolo Giannotta ise "Türkiye'ye, Türk kültürüne zaten bir tutkum vardı. Geçmişte Türkçe kursu almıştım ama hayattaki tutkularımdan biri de şarkı söylemek ve müzikti. Bu yüzden sosyal medyada bu kursu keşfettiğimde iki tutkumu birleştirdim: Türkçe ve müzik. Konser elbette çok güzel ve duygusaldı. Harikaydı." dedi.

AKADEMİSYEN ÖĞRENCİLERİYLE BİRLİKTE KONSERE KATILDI

Roma’daki NABA Güzel Sanatlar Akademisi’nde kültürel pazarlama dersleri veren Doç. Barbara Marcotulli, konserin öğrenciler açısından önemli bir deneyim sunduğunu söyledi.

Marcotulli, "Bu konseri izleyebilmek mükemmel. Çünkü öğrencilere bir ülkenin kendini başka bir ülkede nasıl sunduğunu anlama konusunda inanılmaz bir fırsat sunuyor. Öğrencilerden bu akşam burada görecekleri her şeyi incelemelerini istedim. Gösteri, performanslar, sanatçılar, izleyici kitlesi ve ayrıca bu etkinliği düzenleyen organizasyon... Çünkü kültürün ve kültürün pazarlamasının sunulan farklı seviyelerini ve yorumlarını okumayı öğrenmek önemli." ifadelerini kullandı.

ÇAPACI’DAN YEE’YE TEŞEKKÜR

Koronun şefliğini üstlenen Selen Çapacı, YEE Roma’da yürütülen çalışmalarda her hafta yeni eserler öğrendiklerini ve konser için Rumeli ile İzmir yöresinden türkülere ağırlık veren bir repertuvar hazırladıklarını söyledi.

İzmirli olduğunu ve uzun yıllardır Balkan müzikleri üzerine çalışmalar yaptığını belirten Çapacı, ilk konser için özellikle İzmir ve Rumeli ezgilerini tercih ettiklerini anlatarak, "Rumeli ezgileri ritmik olarak da müzik olarak da İtalyanlara biraz daha yakın, Avrupa'ya biraz daha yakın olduğu için oradan başlayıp yavaş yavaş aşağıya indik. Onları kendi evime götürmek istedim. O yüzden İzmir'de durduk. Şimdilik 3 ayda böyle 10 parçalık bir repertuvar hazırladık. Ondan sonra Eylül'de başlayacağız." ifadelerini kullandı.

Çapacı, koroda eğitmen-öğrenci ilişkisinin ötesinde samimi bir arkadaşlık ortamı oluştuğunu belirterek şunları kaydetti:

"Tabii ki bu sadece benden kaynaklı değil, bu enstitünün sıcak ortamından da kaynaklı. Bizi 3 ay boyunca çok güzel ağırladılar. Bizi gerçekten evimizde hissettirdiler. İnsanlar kendilerini evlerinde hissedince evlerindeki gibi davranıyorlar. O yüzden herkes dört elle sarıldı ve bu konserde herkesin gördüğü gibi harika bir sonuç çıktı ortaya."