İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' suçlamasıyla açılan davada aralarında seçilmiş İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 kişi, davanın 13. haftasında 51.kez hakim karşısına çıkıyor.
Bugünkü duruşmanın en dikkat çeken başlığı, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce’nin
savunması olacak. Tutuklu yargılanan Gökce, yaklaşık 15 ay sonra ilk kez mahkeme salonunda konuşuyor.
Buğra Gökce, soruşturma evresinde sorulmayan sorular ve incelenmeyen hususlar üzerinden örgüt yaratılmaya çalışıldığını söyledi. "Bu sipariş belgeleri hazırlayan da ne hikmetse terfi etmiştir" diyen Gökce, "Davaya konu edilen ihaleler, tamamen yasal süreci içinde işlem gören, daha önce çalıştığım kurumlardakinin bir benzeri olan, kendi rutini içinde yürüyen özellik taşımaktadır" dedi.
Buğra Gökce, 2019 öncesi dönemde hukuka uygun kabul edilen uygulamaların, bugün farklı bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu söyledi. 2018'deki ihaleleri yapan kişinin İller Bankası müdürü olduğunu ifade eden Gökce, "2019 sonrası dönemde benzer imzaları atan bazı kişilerin yaklaşık 15 aydır Silivri’de, ağır ve ölçüsüz bir özgürlük kısıtlamasına maruz bırakılması hukuki ilke ile izah edilemez" dedi. Gökce, "En az AK Partiliyseniz iller bankası müdürü oluyorsunuz, bakan oluyorsunuz ama benim gibi CHP’liyseniz Silivri’de yatan oluyorsunuz" ifadelerine yer verdi. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
"Valilik, 'Sorumluluğu yok' diyerek hakkımda soruşturma izni vermedi ama aynı konuda iddianamede sorumlu tutuldum. Encümene sevk ve encümen kararlarında imzam olduğu için 16 aydır tutukluyum. Oysa Valilik, tek başına sonuç doğurmayan bir işlem nedeniyle hakkımda soruşturma izni vermiyor. İstanbul Valisi Davut Gül imzalı kararda da görülüyor: sorumluluğum bulunmadığından izin verilmedi. Soruşturma makamı valilikten izin istemiş olsaydı, valilik bu izni vermeyecekti. İsterseniz valiyi tanık olarak çağırın. Ben, soruşturma izni dahi alınmayacak bir konu nedeniyle 16 aydır hapisteyim"
Buğra Gökce, görev yaptıkları dönemde kıyıların ticari işletmeler tarafından işgal edildiğini, bu alanların
işgalden arındırılması için çalışma yürüttüklerini söyledi.
Gökce, kamuya ait alanları işgal edenlere karşı mücadele eden ekibin salonda olduğunu belirterek,
“Bizlere kamusal mekanları işgal edenler silah çekti, geri çekilmedik. Kıyıları talan edenler yumruk
salladı, vazgeçmedik. Bu kamu yararını savunan arkadaşlarım burada benimle kamuyu
dolandırmakla suçlanıyor” ifadelerini kullandı.
19 Mart 2025’teki operasyon sonrası siyasi spekülasyonlarla tutuklandığını ve bazı medya organlarında
mesnetsiz iddialarla itibarsızlaştırılmak istendiğini öne süren Gökce, İBB İPA Başkanlığı dönemine ilişkin
iddianamede herhangi bir suçlama bulunmadığını da açıkladı.
Buğra Gökçe, 2008 yılında İzmir 2 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na şehir plancısı üye olarak dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından atandığını söyledi.
Gökçe, kurul başkanı olarak Allianoi Antik Kenti’nin sular altında kalmasına ilişkin karara şerh düştüğünü
belirterek, bu nedenle görev yerinin değiştirildiğini ve Konya’ya görevlendirildiğini, bunun “adeta sürgün” olduğunu ifade etti.
Buğra Gökce, 15 ay sonra ilk savunmasını yaparak iddianamede yer alan suçlamalara karşı çıktı.
Gökçe, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.11.2025 tarihli iddianamesine ilişkin savunmasını CMK
191/3-d ve CMK 147 kapsamında hem sözlü hem yazılı olarak sunacağını belirtti.
Mahkeme heyetine hitaben konuşan Gökçe, savunmasının dikkate alınmasını istedi.
Yaklaşık 15 aydır tutuklu olduğunu vurgulayan Gökçe, ilk kez doğrudan mahkeme huzurunda
bulunduğunu ifade ederek, hakim karşısına çıkmayı “milletin huzuruna çıkmak” olarak değerlendirdi.
İddianamedeki suçlamaların üç temel varsayıma dayandığını söyleyen Gökçe, bunları “bir suç örgütünün
varlığı, bu örgütün ihaleleri manipüle ettiği ve kendisinin de bu yapının üyesi olduğu” şeklinde
sıraladı. Ancak bu varsayımların hiçbirinin somut delillerle desteklenmediğini savunan Gökçe, iddiaların kurgusal olduğunu belirterek kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
Gökçe ayrıca, 30 yıllık kamu görev sürecine atıf yaparak birçok denetim ve soruşturmadan geçtiğini, buna rağmen haksız şekilde tutuklu bulunduğunu ifade etti. Savunmasını üç ana başlık altında sürdüreceğini de açıkladı.
Gökçe şunları söyledi:
"1996’dan bu yana sürdürdüğüm otuz yıllık kamu görevim boyunca, millete hizmetkar olma bilinci ile
çalışmış vatan evladı olarak, görevimden dolayı soruşturulmayı millete hesap vermek biçiminde
yorumlarım. İddianamede hakkımda öne sürülen iddialar 3 temel varsayıma dayanmaktadır.
1. Bir suç örgütünün var olduğu,
2. Bu suç örgütün kısmen ihaleleri de manipüle ettiği,
3. Benim de örgütün bir üyesi olarak bu ihale manipülasyonuna katıldığım iddiaları bulunmaktadır.
Ancak iddianamede bu üç varsayımın hiçbirinin somut delillerle desteklenmediği, iddia makamının arz
ettiğim yöndeki kurgusunun dayanaksızca iddia edildiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle savunmam 3
temel varsayım ile ilgili tüm gerçekleri ortaya koymak üzerine kurulmuştur."