Silivri Cezaevi’nde geçirdiği rahatsızlık sonucu şüpheli şekilde hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu’nun 15 yıl sonra raftan indirilen dosyasıyla ilgili bugün koğuş arkadaşları Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım hakkında gözaltı kararı verildi. Uğur’un rahatsızlanan Kozinoğlu’na bir ilaç verdiği ve bu ilacın ölümünü tetiklediği iddiası sosyal medyada dillendirildi. Bu iddia yeni değildi. Peki, aynı ilacı bir gün önce kim içti?
MİT Orta Asya Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde geçirdiği rahatsızlık sonucu şüpheli şekilde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada bugün dikkat çeken gözaltı kararları verildi.
Dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, dönemin Cezaevi Savcısı Necip Doğan ile Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım hakkında gözaltı kararı verildi.
Emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur'un Kıbrıs'ta olduğu belirtildi. Hasan Atilla Uğur bir açıklama yaparak FETÖ’cülerin kendisini hedef gösteren sosyal medya kampanyası nedeniyle ifadeye çağrılmasını anlayışla karşıladığını, ifade vermeye geleceğini ve yıllar önce anlattığı gibi gerçekleri bir kez daha anlatacağını söyledi.

Neydi Hasan Atilla Uğur’un bahsettiği bu kampanya?
Kaşif Kozinoğlu 12 Kasım 2011’de rahatsızlandığında Hasan Atilla Uğur kendisine bir ilaç verdi. İşte bu ilacın Kozinoğlu’nun ölümüne neden olduğunu öne sürüyorlardı.
O halde 11 Kasım ve 12 Kasım’da neler yaşandığını koğuştaki üçüncü kişi olan Hasan Ataman Yıldırım’dan dinleyelim.

Ergenekon davasından yargılanan Hasan Ataman Yıldırım, Kaşif Kozinoğlu hayatını kaybettikten 5 gün sonra yargılandığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe sundu. Ve bu dilekçede 11 Kasım ile 12 Kasım neler yaşandığını şöyle anlattı:
Kaşif Kozinoğlu, geçen hafta hasta olan Atilla Uğur için 11 Kasım akşamı uyumadı. Sabah saat 06.30’a kadar koğuşta nöbet tuttu. ’Atilla’yı kalp krizinden kaybedebiliriz’ diye düşünüyorduk. Kaşif o gün saat 15.45’te uyandı. Avluda beraber saat 16.15’ten itibaren yürüdük. Ben 30 dakika, Kozinoğlu ise 60 dakika yürüdü. Sonra koğuştaki odasına çıkıp 45 dakika kadar spor yaptı. Ben bu sporu bana göre ağır spor olarak değerlendirdim. Ancak bu şekilde yürüyüş ve sporu düzenli olarak yapmaktaydı. Yani onun için normal spordur. Spordan sonra duş aldı. Ağrısı olunca 18.15’te Atilla’nın odasına gelerek yardım istedi. Kaşif’in odasına geçildi. Göğsünde şiddetli ağrı ve tansiyon 12.7/20.5 olduğu hemen ölçüldü ve 18.17’de acil butonuna basıldı. Dil altı hapı verildi. 18.35 civarı görevlilerin getirdiği sedyeye binmek istemedi ve hatta 19 basamaklı merdiveni kendi inmek istedi. Fakat görevli memurlar, sedye ile merdivenleri indirerek bilinci açık ve konuşur durumda koğuştan ayrıldı

Hasan Ataman Yıldırım’ın dilekçesinde belirttiği “18.17’de acil butonuna basıldı. Dil altı hapı verildi” ifadelerini aslında Hasan Atilla Uğur da dile getirmişti.
Hasan Atilla Uğur bu ilaçla ilgili kendisine yöneltilen iddiaların ardından açıklama yapmış ve ilacın adını vermişti:
Benim kullandığım Isordil (adını yanlış hatırlamış olabilirim) dil altı hapı vardı. Zaten benim ilaçlarımı Kaşif Ağabey de Ataman Ağabey de benden daha iyi biliyorlardı. Butona basıldığında benden istedi, konu odur. Ve bu büyük bir FETÖ sorumluluğu gölgeleme çabasıdır. İkinci amaç zaten ortadadır. 2003 yılında FETÖ ile ilgili hazırladığımız raporu hem Genelkurmay Başkanlığına hem de Cumhurbaşkanlığına elden götüren, yıllarca bölücü terörle mücadele eden beni hedef almışlar. Çoğu yurtdışı, ama içeride de algı mağdurları var maalesef.

Hasan Atilla Uğur’un Kaşif Kozinoğlu’na verdiğini söylediği “Isordil” adlı ilaç, kalp damarlarını genişleterek göğüs ağrısını hızlıca hafifleten izosorbid dinitrat etken maddeli bir ilaç…
Peki, bu ilacı Kozinoğlu’ndan bir gün önce kim içti?
Elbette, Hasan Atilla Uğur…
Bu ilacı Hasan Atilla Uğur düzenli olarak kullanıyordu ve Kozinoğlu’nun ölümünden önceki gün ağır hastaydı. Kozinoğlu ve koğuş arkadaşı Hasan Ataman Yıldırım, Hasan Atilla Uğur’u kalp krizinden kaybetmekten korkuyordu. İşte bir gün önceki bu hastalık sırasında da Hasan Atilla Uğur ilacı kullanmıştı.

Ayrıca, Hasan Ataman Yıldırım mahkemeye 2011 yılında sunduğu dilekçesinde Hasan Atilla Uğur’un aldığı ölüm tehditlerinden bahsetmişti.
Hasan Ataman Yıldırım “Koğuşta ikinci bir ölüm istemiyorum” diyerek Hasan Atilla Uğur ile ilgili tehditleri şöyle anlatmıştı:
“Terör örgütlerinin hedefi halindedir. Bu gerekçeyle kendisi GATA Askeri Hastanesi’ne gitmek istiyor. Sivil devlet ve üniversite hastanelerinde aralarına karışacak terör mensuplarınca doktor, hemşire kılığında iğne ile öldürülmesi mümkündür.
Atilla Albayım (Uğur) Kaşif Bey’in ölümünden sonra kesinlikle Silivri Devlet Hastanesi’ne gitmeyi kabul etmiyor. Silivri Devlet Hastanesi’nde ölmek yerine koğuşta ölmeyi tercih ediyor. Her gün gözümün önünde eriyor. Ben Atilla Albay’ı Çapa’ya gitmeye ikna ettim. Her gün gözümün önünde eriyor. Kendisinin Çapa’ya sevki için mahkemeye talepte bulunuyorum. Koğuşta ikinci bir ölüm istemiyorum.”