Halk TV’ye kayyım atanmasının ve televizyon yayınlarının durdurulmasından sonra kanalın dijital platformlardaki hesaplarına yönelik de erişim engeli kararı verildi.

İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD) 14 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirdiği açıklamaya göre, Halk TV'nin milyonlarca kişiye ulaşan sosyal medya hesapları 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi.

Halk TV'ye Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyım olarak atanmasından sonra çalışanlar stüdyoda bir araya geldi. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, arkasında kanal çalışanlarının yer aldığı bir Youtube videosu ile kamuoyuna seslendi.

MİLYONLARCA TAKİPÇİSİ BULUNAN HESAPLAR ENGELLENDİ

İFÖD'ün paylaştığı bilgilere göre, erişim engeli kararı kapsamında Halk TV'nin 2,59 milyon aboneli YouTube kanalı (@Halktvkanali), 3 milyon takipçili X hesabı (@halktvcomtr) ve 1,5 milyon takipçili Facebook sayfası (halktvcomtr) yer aldı.

Öte yandan kanalın 1,2 milyon takipçili Instagram hesabı (@halktvcomtr), 256 bin takipçili TikTok hesabı (@halktv) ve 5 bin 247 aboneli Telegram kanalı (@halktvcomtr) da erişim engeli kararından etkilendi.

'BİR KANALA TÜRKİYE'NİN YENİ NORMALİ OLARAK EL KONULDU'

Kanalın yayın kontrolünün kendilerinden alındığını ifade eden Toktaş, izleyicilere canlı yayında veda edemediklerini söyledi. Toktaş, "Bir kanala Türkiye'nin yeni normali olarak el konuldu. Gece yarısı bir operasyonla el konuldu, TMSF kayyum olarak atandı" diyerek yaşananlara tepki gösterdi.


'ANA KUMANDAYA EL KONULDU, YAYINDAN VEDA EDEMEDİK'

Kanal binasına polisle gelindiğinin altını çizen Toktaş, yayın kontrolünün devralınması sebebiyle izleyicilere ekrandan seslenemediklerini belirtti.

Toktaş, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı,

"Son anlarımızı zaten sosyal medyada gördünüz, yüzlerce polisle gelindi, TMSF yönetimi geldi. Dediğim gibi geldiğinizde ana kumandaya hazırlıklı gelinmişti. Ana kumandaya el konulmuştu. Dolayısıyla biz de yayından veda edemedik."

Gazetecilik faaliyetlerini sürdüreceklerini ifade eden Toktaş, "Fakat gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Nasıl yol olur, hangi mecralardan olur, onu şu anda bilemiyoruz" sözlerini sarf etti.

'ASIL ENGELLENEN HALKIN HABER ALMA HAKKI'

Halk TV'nin toplumun farklı kesimlerinin sesi olmaya çalıştığını sözlerine ekleyen Toktaş, kayyım kararının sadece kanal çalışanlarını değil, vatandaşların haber alma hakkını da etkilediğini savundu.

Toktaş, şunları söyledi:

"Biz burada Türkiye'nin sesi olmaya çalıştık. Türkiye'nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Çünkü burada çalışan herkes halkın haber alma özgürlüğü için çalıştık, bilme hakkınıza hizmet etmek için burada vardık. Gazetecilik yaparken sadece bir televizyon kanalında bir profesyonel anlayışla bakmadık. Türkiye'nin içinden geçtiği süreci tarihe aktaran bir resim çekmek, bunları tarihin hafızasına göndermek üzere bir bilinçle hareket ettik.

Yayınlarımızın temel çizgisi de bu oldu. Epeyce de kapsayıcı bir yayıncılık yaptığımızı düşünüyoruz. İliç'te de vardık, Narin Güran'ın yanında da vardık, Cerrattepe'de de vardık, Akbelen'de de vardık. Kimi zaman Kürt olduk, kimi zaman Türk olduk. Kimi zaman LGBT olduk, onların haklarını savunduk. Kimi zaman Alparslan Kuytul olduk, kimi zaman Selahattin Demirtaş olduk. Kimi zaman Selçuk Kozağaçlı olduk. Kimi zaman Ekrem İmamoğlu, kimi zaman Can Atalay olduk. Onların sesi olmaya çalıştık.

Şimdi o ses susturuluyor. Yani mağdur olan kim varsa onun yanında olmaya çalıştık. Toplumun her kesimini kucaklamaya çalıştık. Kimi zaman cezaevlerinin sesi olduk. Yasakları, ihlallerini yansıtan, hak haberciliği yapan çizgide duran bir yayıncılık yapmaya gayret ettik. Ama dediğim gibi gazetecilik bitmez, bugünler geçer. Bunun ülkenin demokrasisine, basın özgürlüğüne herhangi bir faydası olmadığını göreceksiniz. Siz de göreceksiniz.

Biz Halk TV "yalnız değilsiniz" sloganıyla yayın yaptı yıllarca. Halkı yanımızda hissetmek isteriz. Daha önce çok daha neler atlattık; arkadaşlarımız dövüldü, cezaevlerine atıldık, yayınlarımız durduruldu. Frekans iptalleriyle sürekli tehdit edildik. Bu tehditler altında sesimizi kısmadık, doğru bildiğimiz neyse bunu vermeye çalıştık.

15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkan insanlar burada. Bunlara da karşı çıkmış bir ekibiz. Demokrasiye aykırı ne varsa onun karşısında durmuş bir ekibiz. Yarın bu çizgiye, bu gazetecilik anlayışına Türkiye'nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı olacak. Çünkü bu gidişat doğru bir gidişat değil.

Bugün iktidar yanında duranların yarın muhalefet olma ihtimali vardır, buna inanıyoruz. Biz demokratik sınırlar içinde bir yayıncılık yaptık. Türkiye bu bariyerleri çok fazla atlattı. Yine demokratik sınırlar içinde devir teslimler olur. Yarın biz onların da sesi oluruz. Burada oluruz, başka yerde oluruz.

Ama şu bir gerçek: Ekonomik olarak boğulmaya çalışıldı. Zaten teknik olarak ya da yasal olarak epey baskı altına alınmış bir kanaldık. Ama sonuç olarak bir biçimde bu yayınları sürdürdük. Ekonomik abluka en önemli ablukalardan biriydi.

Burada şunu söylemek lazım; Türkiye'nin bu şartlarında önce şöyle başlandı: Kanal ekonomik olarak da boğaza alınırsa, boğazı sıkılırsa susturulur. Dolayısıyla kanalın patronu Cafer Mahiroğlu'na yönelik hamlelerle başladı. Arkasından—dosyaları bilmiyor olabilirsiniz, hepsine hakim birisi olarak söylüyorum—Türkiye'de olan şeyler oldu. Çeşitli gizli tanık ifadeleriyle, ifadeler üzerine ifadeler alındı ve kanalın patronu üzerinden yürünmeye çalışıldı. Çünkü finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı.

Ama o da geri durmadı. Planlamaları buydu, geri durmadı. Geri durmadığı için ve susturamadıkları için, ne bizi ne bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu'nu susturamadıkları için bugün el koydular.

E dediğim gibi tarihi bir gün, gazetecilik tarihimize de geçen bir gün. Kişisel tarihimize de geçen bir gün. Buradaki arkadaşlarımızla biz burada elimizden geleni yaptık. Bundan sonra hangi mecrada ne olur onu bilemiyoruz. Ama tarih bunları yazar. Tarihin doğru tarafında durma gibi bir bilinçle hareket ettik. Bundan sonra da öyle olacaktır. Arkadaşlarım adına da onlarla konuştuğum için söyleyebiliyorum. Bu ifadeleri onlar adına da kullanabiliyorum."

NE OLMUŞTU?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma kapsamında, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu'nun da aralarında yer aldığı 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

"Rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarının yöneltildiği soruşturmada 11 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Soruşturma kapsamında, Mahiroğlu ile bağlantılı şirketlere el konularak TMSF kayyım olarak atandı. Sabah saatlerinde Halk TV binasına polis ekipleri girerken kanalın yayını durduruldu.