Türkiye’de ekonomi ve istihdam verileri açıklandığında gözler genellikle ilk olarak "dar tanımlı işsizlik" oranına çevriliyor. Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Mart 2026 verileri, mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizliğin yüzde 8,1’e gerilediğini ve işsiz sayısının 2 milyon 873 bin kişiye düştüğünü gösteriyor. İlk bakışta olumlu bir tablo gibi sunulan bu gelişme, madalyonun diğer yüzü çevrildiğinde yerini derin bir yapısal krize bırakıyor.

Susam Bülten’de yer alan habere göre; Eurostat ve TÜİK’in güncel verileri, Türkiye’deki işgücü piyasasının sadece iş bulamamaktan ibaret olmadığını; eğitimden kopan, iş aramaktan umudunu kesen ve çalışsa da emeğinin karşılığını alamayan devasa bir kitlenin varlığını ortaya koyuyor.
TEK BİR TÜRKİYE YOK
Türkiye’de son yılların en çok konuşulan kavramlarından biri NEET (Ne eğitimde ne istihdamda olan gençler). Ancak bu kavrama sadece Türkiye geneli bir ortalama olarak bakmak, sorunun köklerini gözden kaçırmamıza neden oluyor. Eurostat’ın 30 Nisan 2026 tarihli güncel bölge bazlı (NUTS 2) verileri, 15-24 ve 15-29 yaş grubundaki gençlerin durumunun coğrafyaya göre keskin şekilde farklılaştığını gösteriyor.
Gençlerin eğitim ve istihdam zincirinden kopuşu, her bölgede farklı bir yapısal soruna işaret ediyor. Bazı bölgelerde gençlerin eğitimden sanayi ve hizmet sektörüne geçişini sağlayacak mekanizmalar çalışmıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerde yüksek NEET oranlarının arkasında, kadınların işgücüne katılımının önündeki sosyo-ekonomik ve kültürel bariyerler yatıyor. Diplomalı işsizliğin zirve yaptığı bölgelerde, eğitimin piyasa beklentileriyle uyuşmadığı net bir şekilde görülüyor.

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK TARİHİ ZİRVEYE GERİ DÖNDÜ
İşgücü piyasasındaki gerçek tabloyu anlamak için TÜİK’in "tamamlayıcı göstergelerine" bakmak gerekiyor. Mart 2026 verilerine göre, dar tanımlı işsizliğin hemen yanına zamana bağlı eksik istihdamı (yani bir işi olan ancak daha fazla çalışmak istediği halde iş bulamayanları) koyduğumuzda bütünleşik oran %21’e fırlıyor.
Daha da çarpıcı olanı, iş aramaktan umudunu kesenleri ve potansiyel işgücünü de kapsayan mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranının %31,5’e ulaşmış olması. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık 12,8 milyon kişinin ya işsiz, ya eksik istihdamda ya da potansiyel işgücü konumunda olduğunu gösteriyor. Üstelik bu oran, pandemi döneminde bile görülmeyen ve Haziran 2025’te kaydedilen tarihi zirve seviyesine yeniden ulaştı.
