Son birkaç ay içinde 28 faili meçhul cinayet aydınlandı.
Bunlar arasında 20-25 yıl önce işlenenler de var.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, daha da eskilere gidileceğini “Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok cinayetlerine de bakılacağını” söylüyor.
Bir önerim var:
Sayın Bakan, 27 Mayıs 1960’daki askeri darbenin ardından gözaltındayken hayatını kaybeden dönemin İçişleri Bakanı Namık Gedik’in şüpheli ölümünü de araştırma gündemine almalıdır.
Gelin, o olayı hatırlayalım:
29 Mayıs 1960. Yani darbeden iki gün sonra…
Devrik iktidarın İçişleri Bakanı Namık Gedik, Ankara’daki Harp Okulu binasının üçüncü katındaki bir odada gözaltında tutuluyordu.
Darbeciler, gözaltındakiler arasında özellikle onu hedef seçmişlerdi. Hakaretler yağdırıyor, küfürler ediyor, dövüyorlardı.
İddiaya göre bu davranışlara dayanamadı, pencereye yöneldi, “Ya Allah!” diyerek kendini boşluğa bıraktı. Düşer düşmez hayatını kaybetti.
31 Mayıs 1960 tarihli Milliyet gazetesinin manşeti, “Gedik intihar etti” şeklindeydi. Spotta, “Odasının penceresini parçalayarak 10 metre yükseklikten kendini dışarı atan sabık İçişleri Bakanı boynu kırılıp öldü” deniyordu.
31 Mayıs 1960 tarihli Vatan gazetesi de “Namık Gedik intihar etti” manşetiyle çıktı. Haberin spotunda, “Sabık iktidarın İçişleri Bakanı’nın ani sinir buhranı sonunda canına kıydığı resmi bir tebliğle bildirildi” ifadesi dikkat çekiyordu.
***
Darbecilerin yayınladığı bildiride “Namık Gedik intihar etti” deniyordu ama acaba gerçek böyle miydi?
Kızı Ayla Gedik Sepici, 20 Aralık 1993 tarihli Milliyet gazetesinde Şule Çizmeci imzasıyla yayınlanan haberde, 27 Mayıs ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı:
“27 Mayıs sabahı evimize dipçiklerle girdiler. Babamı evden alıp Harp Okulu’na götürdüler.
29 Mayıs gecesi ölüm haberini aldık. Babamı 15 gün morgda tuttular. Cenazesini göstermediler.
Babamın intihar ettiği söylendi. Harp Okulu’nda kaldığı çift camlı pencereden kendisini aşağıya atmış. Öyle söylediler.
Öldüğü günün sabahı bizden istediği çamaşırları, pijamayı, elektrikli tıraş makinesini, kâğıt ve kalemi yollamıştık. İntihar edecek bir insan neden bu hayata bağlılık göstergesi olan eşyaları istesin ki…”
***
Namık Gedik’in bir diğer akrabası Nurhan Demirağ ise 27 Mayıs sonrası neler yaşadıklarını 8 Ekim 1993 tarihli Hürriyet gazetesinde şöyle ifade etti:
“Merhum Namık Gedik, Harp Okulu’nda gözetim altında tutulduğu odanın penceresinden intihar etme amacıyla atlamadı. Birileri tarafından süngülenerek öldürüldükten sonra kargatulumba aşağı atıldı.
Namık Gedik benim eniştemdi. Cenazeyi almaya gittiğimizde bize merhumun cesedini göstermediler dahi. Bir askeri tim nezaretinde Asri Mezarlık’a götürüp gömdük.
Kimi gömdüğümüzü bile anlamadık. Gömdüğümüz kişi Namık Gedik miydi, yoksa bir başkası mıydı? Hâlâ bilmiyoruz.”
***
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü-tarihçi-yazar-akademisyen Prof. Erhan Afyoncu ise “27 Mayıs Darbesinin Unutulan Şehidi” başlıklı makalesinde olayı şöyle değerlendiriyor:
“Namık Gedik'in intihar ettiği iddia edilen pencere çift camlıydı ve camlar arasında yaklaşık 20 cm kadar mesafe vardı.
Pencere çerçeveleri parçalanmadığı gibi pencerede de büyük olmayan bir kırık vardı.
Çok ufak tefek bir insan olmayan Namık Gedik'in nöbetçiler varken o pencereden aşağıya atlaması şüpheli bir durum.”
***
Son söz:
Faili meçhul cinayetler araştırılırken, Namık Gedik’in intihar mı ettiği yoksa cinayete mi kurban gittiği sorusuna da yanıt bulunmalı, ölüm şayet cinayet sonucu ise sorumlular yakalanıp hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır.
///////////////////////////////////////
YENİ PARTİ’NİN EN BÜYÜK ŞANSI
Bir hafta önce kurulan YENİ Parti nasıl oldu da ülkede büyük bir heyecan dalgası yarattı?
Bu sorunun yanıtı basit:
Çünkü çeyrek yüzyıla yaklaşan Ak Parti iktidarının artık bitmesini, büyük bir değişim yaşanmasını isteyenlerin sayısı hiç de az değil.
Büyük değişimi gerçekleştirme potansiyeli en güçlü partinin de YENİ Parti olabileceğine inanılıyor, onun çevresinde toplanılıyor.
Yani ilginç bir paradokstur ama YENİ Parti’yi güçlendiren aslında Ak Parti’dir, onun uzun iktidar yıllarıdır, icraatlarıdır, yanlışlarıdır.
Bir diğer deyişle YENİ Parti’nin en büyük şansı Ak Parti’nin çok yıprandığı bir dönemde siyasi arenaya çıkmış olmasıdır.
Toplumdaki değişim arzusu 1950 seçiminde CHP’yi ikinciliğe itip Demokrat Parti’yi iktidar yapmıştı.
2002’deki değişim arzusu Ak Parti’nin iktidar olmasını sağladı.
Şimdiki değişim arzusu da Ak Parti’nin yerine YENİ Parti’yi iktidara getirebilir.
YENİ Parti dilerim ki doğru politikalar izler, milyonların kendisine verdiği olağanüstü avansı heba etmez.