Dünya Kupası Finali denince akla kalite olarak birbirine çok yakın iki takım gelir değil mi?

Doğrusu budur ama İspanya-Arjantin maçında gördük ki takımlar arasında dağlar kadar fark vardı.

İspanya çok başarılı bir performans gösterirken Arjantin tel tel döküldü. Kalecisi Martinez olmasaydı maçı 1-0 değil çok farklı kaybederdi.

Maçta tanık olduğum bir diğer önemli şey de şuydu:

Arjantin takımında futbol terbiyesinden eser yoktu. Sayısız pozisyonda rakip oyunculara sakatlamaya dönük ağır fauller yapıldı. Maçı tek kırmızı kartla tamamlamaları hakemin hoşgörüsünden kaynaklandı.

Sonuca gelecek olursak:

İspanya, Dünya Kupası’nı almayı sonuna kadar hak etti.

Arjantin’in ise öncelikle futbolun bir meydan savaşı değil sportif bir faaliyet olduğunu öğrenmesi gerekiyor.

YALIDA YAŞAMAK

İstanbul Vaniköy’deki Kazasker Necmettin Efendi Yalısı’nda yaşayan sosyete dünyasının ünlü isimlerinden Derin Mermerci, YouTube hesabından şu mesajı paylaşmış:

“Yalı hayatı korkunç. Ha bire borular patlıyor.

Bugün yalı ne biliyor musunuz? Bela.”

Mesajı gören değerli okuyucumuz Mustafa Bey, Derin Mermerci’ye iletmem dileğiyle şu mesajı göndermiş:

“Deren Hanım, patlayan borular yüzünden başınıza bela olan yalı konusunda bir çözüm önerim var:

Ankara Keçiören’de bir apartmanın bodrum katında yaşayan emekli bir işçiyim.

Sizin derdiniz bizim derdimizdir.

Arzu ederseniz, boruları son derece sağlam olan dairemle yalınızı değiştirmeye hazırım.

Bunu bir fedakârlık olarak görmüyor insani ve vicdani bir görev sayıyorum.

İnsan insana böyle zor zamanlarda lazım olur.

Cevabınızı bekliyorum. Saygılar...

Not: Dairemde biraz rutubet var ama artık o kadar olur. Tekrar edeyim, borular çok sağlam, taş gibi...”

Yanlış anlaşılmasın...

Ben sadece aracıyım...

Deren Hanım’dan bir yanıt gelirse Mustafa Bey’e iletmeye hazırım.

BİSİKLETLİ VALİ

Sporcu taytlı kıyafetiyle bisikletine atlayıp kentin sokaklarında tur atan, vatandaşlarla sohbet eden Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli görevinden alınmış.

Hak etmiş doğrusu!

Vali dediğin lacivert takım elbiseyi üniforma yapıp üzerinden çıkarmaz...

Halkın arasına katiyen karışmaz...

Tüm sporu, makam odası ile makam aracı arasındaki yürüyüşten ibarettir...

Yüzünü asmayı kaşlarını çatmayı hiç unutmaz...

Gelişmiş ülke olmak için sayılan kriterlere şu da eklenmelidir:

“Sporcu taytı giyip bisiklete binen, halkın arasına karışan güler yüzlü valiler değil koltuğundan kalkmayan lacivert takım elbiseli, asık suratlı çatık kaşlı göbekli valiler görevden alınır.”

“ACİL” OLMAK YAKTI...

9 çocuklu yoksul ailenin 8’inci çocuğuydu.

Nüfus kaydında soyadı “Acil” diye geçiyordu.

Ona çok uygun bir soyadıydı aslında bu.

Acilen hayata atılmak, acilen şöhret olmak, acilen zenginliğe ulaşmak her zaman hayatının ana felsefesi oldu.

Üniversite tahsili yapmak istiyordu ama acil davrandı, ardı ardına 4 üniversiteye girmesine rağmen hiç birini bitiremedi.

Bir süre kent kent dolaşıp sokak şarkıcılığı yaptı.

32 yaşında yine acil bir karar verdi, Anadolu’dan İstanbul’a göç etti.

Hayatının hem en doğru hem en yanlış kararıydı.

En doğru kararıydı çünkü onu şöhrete taşıyacak ilişkileri İstanbul’da kurdu.

En yanlış kararıydı çünkü hayatını karartacak, onu defalarca cezaevlerine düşürecek kararları da İstanbul’da verdi.

1997’de karşılıksız çek düzenlemekten cezaevine girdi, 9 ay yattı.

O günlerde “Sanat dünyasında kalıcı olabilmek için farklı olmak gerektiğini” aklına koydu.

1999’daki Marmara Depremi ona aradığı fırsatı sundu.

Hemen deprem bölgesine koştu, depremzedelere yardım etti, onlar için konserler verdi.

Toplumda ilk büyük güven ve sempati dalgasını böyle sağladı.

Nükleer santrale karşı çıkması, caretta carettaların neslinin tükenmemesi için çaba göstermesi, ormanlık alanların korunmasına yönelik eylemlere katılması onu her zaman gündemin ön sıralarında tuttu.

2010 yılında borcu nedeniyle icralık oldu, bir kez daha cezaevine girmek zorunda kaldı.

Bu cezaevi günlerinde de gündemden düşmedi. Başını duvarlara vura vura kendini yaraladığı haberleri gazetelerde yer aldı.

2017 yılında “Ahbap” adıyla bir platform kurdu.

Sonradan dernekleşen platformun amacı “çeşitli yardım faaliyetlerinde bulunmak, öğrencilere burs vermek, ihtiyaç sahiplerine medikal cihaz ve ilaç temini sağlamak” olarak açıklandı.

Ahbap Derneği, 6 Şubat 2023’te 50 bini aşkın vatandaşımızın ölmesine yol açan Kahramanmaraş Depremi’nde yaptığı yardımlarla göz doldurdu, Kızılay’dan parayla aldığı çadırları depremzedelere bedava dağıttı.

O kadar saygın bir popülerlik yakalamıştı ki, Time Dergisi tarafından “Dünyada 2023 yılının en etkili 100 kişisi” arasında sayıldı.

Geldiğimiz noktada bambaşka bir tablo var tabii.

Haluk Acil yani Haluk Levent geçtiğimiz günlerde “Ahbap Derneği’ne halkın yaptığı milyarlarca lira yardımı kumarda, yasadışı bahiste, borsada batırdığı” gerekçesiyle tutuklandı.

Üzücü, sarsıcı, hayal kırıklığı yaratıcı bir gelişme.

Bakalım şapkasından yeni bir acil plan daha çıkacak mı?