Tele2 Haber platformunda yayınlanan "Türkiye'nin Yönü" programına katılan emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in "Kurtuluş Savaşı" kavramına karşı takındığı ideolojik tavrı ele aldı. Mevcut siyasi kadronun cumhuriyet ve demokrasi değerleriyle ters düşen bir ideolojik altyapıya sahip olduğunu savunan Solmaztürk, bu yapının mecburi olarak Osmanlıcılık ile İslamcılık eksenine dayandığını iddia etti. "Kurtuluş" kelimesine karşı duyulan rahatsızlığın kökeninde bu ideolojinin yer aldığını belirten Solmaztürk, Bakan Tekin’e yönelik dikkat çeken tarihi sorular sordu.

"TARİH BİLGİLERİ BİLİMSEL DEĞİL, MENKIBELERE DAYANIYOR"

Bakan Yusuf Tekin’in tarih alanındaki birikimini sorgulayan Solmaztürk, şu ifadeleri kullandı:

"Şu andaki Millî Eğitim Bakanı'nın tarih bilgisi nedir doğrusu bilmiyorum ama bu kadronun tarih bilgisi ve bilinci esas olarak menkıbelere dayanır; bilimsel bir tarih tabanları yoktur."

Kurtuluş Savaşı’nın o dönemdeki adının "İstiklal Harbi" olduğunu anımsatan Solmaztürk; istiklal ve kurtuluş kavramlarının, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Tam bağımsızlık benim karakterimdir" sözüyle özdeşleşen ve her türlü tahakküme karşı duran bir iradeyi temsil ettiğini dile getirdi.

SOLMAZTÜRK’TEN BAKAN TEKİN’E TARİHİ SORULAR

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan iktisadi ve askeri çöküşü, borç yükünü ve 1881 yılındaki iflas sürecini (Düyun-u Umumiye) hatırlatan Solmaztürk; Mondros ve Sevr antlaşmaları neticesinde imparatorluğun fiilen son bulduğunu ve topraklarının işgale uğradığını belirtti.

Emekli Tuğgeneral Solmaztürk, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e hitaben şu soruları sordu:

"Trakya'nın, İzmir'in ve bütün Batı Anadolu'nun Yunanlılar tarafından işgal edildiğini; Antalya ve civarının İtalya tarafından, Güneydoğu Anadolu'nun İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edildiğini yalan mı bunlar, Yusuf Tekin bunları biliyor mu?"

"10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’nı okudu mu acaba Yusuf Tekin? İmparatorluk, başında Vahdettin'in olduğu bir konseyde tartışılan bu antlaşmaya imza atarak varlığına son verdi."

İşgal yıllarında İstanbul hükümetinin ve padişahın tam bağımsızlık elde etmek gibi bir gayretinin bulunmadığını, yalnızca kendi saltanatlarını koruma derdinde olduklarını öne süren Solmaztürk, manda yönetimi arayışında olanlara karşı tek bir liderin mücadele başlattığını vurguladı:

"Bir tek Mustafa Kemal çıktı, tam bağımsızlığı hedef olarak koydu ve bunu gerçekleştirdi. Yerde sürüklenen, sefil vaziyetteki halkı ayağa kaldırdı, onlara ruh ve heyecan verdi. O sayede kurtulduk. Bunlardan haberi var mı acaba Yusuf Tekin'in?"

Eleştirilerini sert bir dille sürdüren Solmaztürk, konuşmasını şöyle noktaladı:

"Atatürk, en yakınındaki arkadaşların bile 'hayal kurmayalım, bazı şeyleri kabul edelim' dediği mandacı zihniyete rağmen bu devleti kurdu. İşte bugün hazmedemedikleri budur! Her gün, her fırsatta bu hazımsızlıklarını dışa vuruyorlar."

Program esnasında, Solmaztürk tarafından dile getirilen "manda" fikriyatının günümüzde de şekil değiştirerek varlığını koruduğuna değinildi. Geçmiş dönemde kendi milletine güvenmeyip yabancı ülkelerin himayesine girmek isteyen anlayış ile günümüzde "NATO'dan çıkarsak komşularımız bize saldırır" iddiasıyla korku siyaseti yürütenlerin aynı "yeni mandacılık" bakış açısının birer yansıması olduğu aktarıldı. Türkiye’nin bir asır evvel tüm yoksunluklara karşın halkına inanan devrimci bir duruşla milli mücadeleden zaferle çıktığı anımsatıldı.