Çağdaş Türkçe edebiyatın en özgün ve güçlü seslerinden biri olan Sema Kaygusuz, roman okurlarını uzun soluklu bir bekleyişin ardından yeniden selamlıyor. Son büyük kurgu eseri Barbarın Kahkahası’nı 2015 yılında edebiyat dünyasına kazandıran yazar, aradan geçen zaman diliminde üretkenliğini farklı alanlarda sürdürmüştü. 2019’da düzyazılarını bir araya getirdiği Aramızdaki Ağaç ve Deniz Gündoğan İbrişim ile kolektif bir çalışmaya imza attığı Gaflet: Modern Türkçe Edebiyatın Cinsiyetçi Sinir Uçları gibi dikkat çeken kitaplarla okurunun karşısına çıkan Kaygusuz, bu kez rotasını bambaşka bir anlatı evrenine kırıyor.

Kariyeri boyunca Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü, Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü ve Yunus Nadi Ödülü gibi Türkiye’nin en prestijli edebiyat nişanlarına değer görülen yazar, yeni kitabıyla edebi çizgisini bir adım daha ileriye taşıyor.

ÇÖLLEŞMİŞ BİR DÜNYADA BİR DİŞTEN DOĞAN VAROLUŞ

Metis Yayınları tarafından raflara taşınan Saf Canavar, bilimkurgu ve distopya türlerinin sınırlarında gezinen tekinsiz bir gelecek tasavvuru sunuyor. Roman, tüm doğal yaşamın ve canlılığın acımasızca silindiği, çölleşmiş bir coğrafyada kurulan totaliter ve baskıcı bir yönetim modelini arka planına alıyor.

Hikâyenin merkezinde ise sıra dışı bir laboratuvar deneyi yer alıyor: Sadece bir diş kalıntısından yeniden üretilen Mira isimli karakterin; dili, hafızayı, duyguları, aşkı ve çıplak varoluşu keşfetme sancıları kitabın ana omurgasını oluşturuyor. Kaygusuz, Mira’nın gözünden sistemin karanlığına bakarken okuru da derin bir sorgulamanın içine çekiyor.

"YAZILMIŞLA YAZILAMAZ ARASINDAKİ SINIR..."

Kurgusal derinliği ve felsefi altyapısıyla bu dönemin en çok konuşulacak yapıtlarından biri olmaya aday romandan merak uyandıran o çarpıcı kesit ise okura şöyle sesleniyor:

“Dünyasını yitirenler, ancak o zaman evreni keşfeder.

İçime doğanı sakınacak değilim. Bundan kaçamam zaten. Ama gördüğünüz gibi anlattıkça kayıp veren ulu bir cahilim ben. Bir kelleyi bulmakla lanetli, kendi mahvımı anlatıyorum. Yazılmışla yazılamaz arasındaki sınırı hâlâ bilmiyorum. O yüzden gerekeni siz yapın lütfen. Bütün bu anlattıklarımla az sonra anlatacaklarımı ateşe tutmayı unutmayın.”