Türkiye’nin en önemli meyve üretim merkezlerinden biri olan Aydın’ın Atça Ovası’nda, erkenci "İtalyan Ninfa" cinsi kayısı hasadı başladı. Ancak üretim sezonunun açılışı, ne zorlu şartlarda çalışan tarım işçilerini ne de girdi maliyetleri altında ezilen üreticiyi memnun etti.

Sabahın ilk ışıklarıyla tarlaya giren kadın işçiler, aldıkları yevmiyenin hayat pahalılığı karşısında eridiğini anlatırken üreticiler ise tarladaki fiyat ile büyükşehirlerdeki market fiyatları arasındaki uçuruma isyan etti.

"SABAH 04.00'TE KALKIP AĞACA TIRMANIYORUZ, YEVMİYE MUTFAĞA YETMİYOR"

Kayısı bahçelerinde merdiven üzerinde, düşme riskiyle çalışan kadın işçiler, günlük 1.250 lira yevmiye aldıklarını ancak bu paranın pazar masrafını bile karşılamadığını belirtti. Aralarında EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) kapsamında emekli olanların da bulunduğu işçiler, 20 bin liralık emekli maaşıyla geçinemedikleri için mecburiyetten tarlada olduklarını ifade etti.

Sahadan yükselen işçi feryatları, tarım sektöründeki geçim sıkıntısını gözler önüne serdi:

"20 bin lira emekli maaşı kime yeter? Yarı aç yarı tok haldeyiz. Bu parayla et, süt, yumurta alamıyoruz. Bir hafta pazara gitsek, ertesi hafta gidemiyoruz. Kazandığımız yevmiyeyle sadece sebze ve birkaç temel eşya alabiliyoruz, ötesine geçemiyoruz. Çocuklarımızın rızkı için buradayız. Hükümet fabrikalar açsın, enflasyonu düşürsün."

ÜRETİCİ ATALAY DİNÇ: MANAV BENİM BİR YILLIK EMEĞİMİ İKİ GÜNDE KAZANIYOR

Atça Ovası'nda 20 yılı aşkın süredir kayısı üreticiliği yapan Atalay Dinç, hava şartları nedeniyle bu yıl verimin az olduğunu, buna karşın ilaç ve gübre maliyetlerinin geçen yıla göre yüzde 50'nin üzerinde arttığını söyledi.

Dniç'in "Sayın Cumhurbaşkanı her zaman 'Bir karış toprak boş kalmayacak şekilde ekin' diyor ama Tarım Bakanı 'Zarar ediyorsanız dikmeyin kardeşim' diyor. Ekip dikmeyi bırakırsak ürünü nereden alacağız? İthal edeceğiz, ithalat da dolarla oluyor. Ülkenin cari açık durumu meydanda; TÜİK ve bakanlık da bunu açıklıyor. Ben özellikle devletin çiftçiyi yönlendirmesinden, ülkenin ihtiyaçları ile ihracat kapasitesini düşünerek planlı ekim dikim yaptırılmasından yanayım. Aksi takdirde her önüne gelen çilek veya farklı bir ürün diker ve mahsul para etmez. Devletin bizi yönlendirmesi şart. Aksi takdirde bugünkü gibi açlık ve yoksulluk kaçınılmaz olur. Ne işçi memnun ne üretici memnun; tüketenler de memnun değil. Mesaiden çıkan bir memur veya işçi çoluğuna çocuğuna bir kilo kayısı ya da çilek götürmek istese 150-200 lira ödemek zorunda kalıyor. Tüketicinin 100 liraya aldığı kayısıyı biz tarlada 20 liraya satıyoruz. Aradaki bu büyük uçurumu hesaplayıp devletin gerekli önlemleri alması ülke ekonomisi için şarttır." ifadeleri dikkat çekti.

"BİR İŞÇİNİN SADECE KENDİ MALİYETİNİ ÇIKARMASI İÇİN..."

İşçi maliyetleri ve komisyoncu kesintileriyle birlikte üretim yapmanın imkansız hale geldiğini belirten Dinç, aracı zincirine "Bir kadın işçinin yevmiyesi 1.250, erkeğin ise 2 bin lira. Bir işçinin sadece kendi maliyetini çıkarması için günde 60-65 kilo kayısı toplaması lazım. Biz malı Atça Hali’ne verdiğimizde 20-25 lira bandında satılıyor. Aynı mal Nazilli pazarında 80 lira, büyükşehirlerdeki marketlerde ise 100 liranın üzerinde. Benim bir yıl boyunca çalışıp kazanmadığım parayı, aradaki manav veya tüccar bir iki günde kazanıyor. Üreten değil, pazarlayan kazanıyor." sözleriyle tepki gösterdi.