ABD-İsrail, İran savaşı…
Avrupa’yı zayıflatmak, Çin’i kuşatmak, Büyük İsrail’i kurmak…
İngiltere pek geri planda duruyor gibi… Avrupa’nın kafası oldukça karışık… Rusya, uzaktan seyrediyor…
BOP’un Türkiye’de, İsrail bekçiliği ile görevlendirilen yürütücü aparatları sayesinde – her zaman olduğu gibi- dünya ölçekli gelişmeler, tek pencereden seyrediliyor!..
Meraklı okurlarımıza, olup bitenleri nasıl farklı bir bakış açısıyla anlatabilirim diye derin derin düşünürken,2024 yılında okuduğum, Prof. Dr. Anıl Çeçen’in kaleme aldığı, “Büyük Makedonya Kuruluyor” başlıklı çarpıcı makale aklıma geldi. Yazı dizisinin sadece son bölümlerinden alıntılar yapacağım;
-Osmanlı sonrasında Türkler Kemalizm ile kendi devletlerini Asya topraklarında kurarlarken, Museviler de Filistin de bir Yahudi devletini iki bin yıl sonra Siyonizm ile kurma şansını elde ediyorlardı. İkinci dünya savaşına kadar Siyonistler bütün Yahudileri Filistin’de toplayamadıkları için Osmanlı sonrasında hemen bir İsrail devleti kuramamışlar, ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası koşullarda bu şansı elde edebilmişlerdir. Ne var ki, gene bütün Yahudiler kutsal topraklara geri dönmemişler, özellikle deniz kenarı kentlerde dünya ticaretini tekellerinde tutan zengin Musevi grupları çöl araziye gitmeyince, ikinci dünya savaşı koşullarında Hitler ile yaratılan büyük korku sayesinde fakir ve işsiz Yahudiler gemiler ile Filistin’e taşınarak bir Yahudi devleti kurabilmenin girişimleri ile sonuç alınabilmiştir. Ne var ki, İsrail’in kurulmasından bu yana yarım yüzyılı aşan uzunca bir süre geçmesine rağmen, gene de bütün dünya Yahudileri bu çöl alan ülkesine gitmeyi ret ederek zengin yaşamlarını dünyanın önde gelen büyük ülke ve kentlerinde sürdürebilmişlerdir. Kurulduğu günden bu yana sürekli olarak savaşmak zorunda kalan İsrail devleti, giderek ABD ile beraber merkezi bir savaş makinesine dönüşmüş ve bölgesel hegemonya düzeni kurabilmek amacıyla bir üçüncü dünya savaşını dünya gündemine dayatmıştır.
***
-Çölün ortasındaki küçük ve susuz ülke olan Filistin’e gitmeyen zengin Museviler, bir üçüncü dünya savaşı sürecinde İsrail’e gitmek istemedikleri için kendilerine yeni bir yedek ülke arayışı içerisine girmişlerdir. İngilizler Filistin öncesinde Uganda’yı, Fransızlar ise dünyanın en büyük adalarından birisi olan Madagaskar’ı, Amerikalılar Kuzey Arjantin ile batı Avustralya’yı Yahudilere devlet kurabilmeleri için önermelerine rağmen, Siyonizm dünya egemenliği amacıyla merkezi coğrafyadaki kutsal topraklara öncelik vermiş ama yarım yüzyılı aşkın bir zaman dilimi geçmesine rağmen, İsrail sınırları belli ve kutsal topraklara yerleşmiş yeni bir devlet yapılanmasını bir türlü kazanamamıştır. Yahudiler Siyonist çizgide Filistin de ısrarcı olmuşlar, kutsal toprakların alternatifi olarak da Kırım yarımadasını düşünmüşlerdir. Sovyet devrimini destekleyen Siyonistler Sovyetler Birliği zamanında Kırım’ı Rusların elinden alarak geçici bir statü ile Ukrayna’ya bağlamışlar, sosyalist sistemin çöküşünden sonra bu yedek ülkeye doğru nüfus kaydırması yapmaya başlamışlardır.
***
-Ne var ki, özellikle Amerikan Yahudileri İsrail’e gitmezken, Yahudiliğin yeniden Avrupa kıtasına dönüşünü gündeme getirerek, Balkanların merkez ülkesi olan Makedonya’yı İsrail’in gerçek alternatifi olabilecek bir ülke olarak görmeye başlamışlardır. Küreselleşme sürecinde Siyonist Musevi lobilerinin tekeline geçen büyük tekelci şirketler ve uluslararası bankalar yeni dönemde İstanbul’a taşınmaya yönelirlerken, Bizans’ın eski merkezi olarak Konstantinapolis’i Fener Rum Patrikhanesinin öncülüğünde ve Musevi Sinagoglarının destekleriyle dünya ticaret merkezi olarak ilan etmeye hazırlanırlarken, New York merkezli Amerikan Yahudi lobilerinin Selanik merkezli büyük Makedonya’ya doğru gelmeye yöneldikleri anlaşılmaktadır.
***
-Küresel sermayenin büyük askeri gücü olarak ABD ordusu ve NATO örgütü Kosova’yı işgal ederek buraya yerleşmiş ve muhtemel bir üçüncü dünya savaşı sırasında doğunun önde gelen büyük devletlerine karşı en büyük askeri depolamayı bu ülkedeki askeri üsse yapmıştır. Kosova’ya askeri olarak yerleşen ABD’nin bu gücünden yararlanmak isteyen Amerikan Musevileri de yavaş yavaş Makedonya’ya doğru yola çıkmışlardır. Özellikle, bu ülkenin bütün kentlerinde batı destekli sinagoglar yaptırılırken, aynı zamanda büyük Yahudi şirketleri de devreye girerek çok miktarda gayrimenkul ve toprak alımlarına başlamışlardır.
***
-Selanik’in merkezinde yer aldığı güney Makedonya yakın zamanda Yunanistan’dan koparak Kuzeydeki bağımsız Vardar Makedonya’sı ile birleşirse, o zaman bugünkü Bulgaristan sınırları içerisinde yer alan eski doğu Makedonya bölgesinin merkezi kenti olan Blogevgrat yöresinin de Bulgaristan’dan koparak Makedonya ile birleşeceği ve böylece hem güneyinde hem de doğusunda toprakları genişleyecek olan yeni Makedonya’nın, daha büyük bir ülke ve devlet konumuna geleceği anlaşılmaktadır. Ülkenin batısındaki Arnavutların Arnavutluk’a göçleri sağlanırsa o zaman, Arnavut nüfusu ile batı Makedonya’nın ülkeden kopması önlenebilecek ve böylece her üç yandan büyük bir Makedonya’nın ortaya çıkması sağlanabilecektir. Ayrıca, Yunanistan’dan kopacak Selanik kenti yeniden oluşacak Büyük Makedonya’nın başkenti olacaktır. Böylece, dünya zenginliğini elinde tutan Amerikan Yahudilerinin rahatlıkla gelip yerleşebilecekleri geniş ve güvenli bir Makedonya devleti Avrupa kıtasındaki Balkan toprakları üzerinde kurulabilecek ve Museviler, yeniden Avrupa kıtasına dönebileceklerdir. Selanik deniz kenarı konumu ile ikinci bir İstanbul olabilecek ve yeniden eski Osmanlı hinterlandının Siyonist lobilerin kontrolü altındaki küresel sermaye üzerinden küresel sermaye ile beraber Musevilerin kontrolü altına girmeleri sağlanabilecektir. Makedonya kentlerinde başlayan kentsel dönüşüm programları ile beraber, büyük oteller ve alışveriş merkezlerinin yapımı ile beraber tam anlamıyla bir ülkesel dönüşüm Siyonizm için Amerikan Musevileri aracılığı ile gerçekleştirilmektedir.
İsrail’e gitmeyen Musevilerin, Makedonya’yı yedek ülke olarak seçmelerinin ana nedeni, bu ülkenin Balkanların ortasında sahip olduğu büyük jeopolitik konumudur. Bunun yanı sıra, Makedon nüfusun az olması ve bu toplum içinde ciddi bir kimlik bunalımının yaşanması nedeniyle bir türlü güçlü bir Makedonya milliyetçiliğinin geliştirilememesi de Makedonya’nın ikinci Yahudi devletine dönüştürülmesinde etkili olmuştur.
***
-ABD’nin Kosova’ya yerleşmesinden sonra, Musevilerin Makedonya’ya yerleşimlerinin de dünyanın gözünden kaçırılabilmesi için, eski Osmanlıyı çağrıştıracak bir biçimde Yeni Osmanlıcılık akımı desteklenmekte ve Türkiye’de böylesine bir Siyonist Atlantik emperyalizmi projesinde Avrupa Birliğine ve Rusya’ya karşı Yeni Osmanlı görünümünde kullanılmak istenmektedir. ABD’den dünyayı yönetemeyenler merkezi coğrafyaya gelirlerken, başarısız İsrail’in yerine alternatif bir Yahudi ülkesinin Büyük Makedonya’da gündeme getirilmesi tartışılması gereken bir durumdur. Bölge ülkeleri ile beraber diğer büyük devletlerin böylesine bir gelişmeyi hemen kabul edemeyecekleri açıktır. Üçüncü dünya savaşı riski nedeniyle İsrail’den kaçmak isteyecek Musevilere bir alternatif ülke olarak Makedonya’nın gösterilmesi ve geleceğe dönük hazırlanması, Büyük Orta Doğu projesinin Balkanlara uzanan batı ayağını açıkça göstermektedir. İsrail ve Orta Doğu üzerinden dünyanın merkezi alanının denetim altına alamayan Musevilerin, bu kez aynı projeyi Büyük Makedonya üzerinden Balkan bölgesinde denemesi ve Balkanlar üzerinden İstanbul’u, Anadolu’yu, Kafkasları ve Orta Doğu’yu daha güvenli bir biçimde denetim altına alarak, doğunun büyük güçlerine karşı merkezi bir Avrasya stratejisi uygulamaya çalışacakları anlaşılmaktadır.