İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD Senatosu'ndaki Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham'ın “Venezuela ve İran dünya petrol rezervlerinin yüzde 31'ine sahip. Biz de onlar da pay sahibi olacağız." açıklamasına tepki göstererek, "Nadir görülen bir dürüstlük anı, her şey petrolle ilgili." ifadelerini kullandı.

***

Irak Petrol Bakanlığı bünyesindeki Saha ve Lisans İşleri Şirketi Genel Müdür Yardımcısı Kazım Abdulhasan Kerim, ülkedeki petrol üretiminin ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından sonra yaklaşık yüzde 60 düştüğünü, günlük 3,3 milyon varilden 1,3 milyon varile gerilediğini kaydetti.

Basra vilayetinin güneybatısındaki Bercisiye petrol bölgesinin iki insansız hava aracıyla hedef alındığını ve bölgede faaliyet gösteren yabancı firmalardan birinin depolarında hasar oluştuğunu ifade eden Kerim, petrol üretim tesislerinin ise etkilenmediğini aktardı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarının petrol piyasasını etkilediğini belirterek, "Trump, petrol fiyatlarının fazla artmayacağını söylemişti, ancak fiyatlar yükseldi ve şimdi de yakında düzelme olacağını söylüyor! Savaş böyle devam ederse petrol satmanın da üretmenin de bir yolu kalmayacak. Netanyahu'nun yanılsamaları yalnızca Amerikan çıkarlarını değil, bölge ve dünyadaki ülkelerin çıkarlarını da yok ediyor." dedi.

Bu arada Brent petrolün varil fiyatı, bu satırların yazıldığı saatlerde uluslararası piyasalarda 105,63 dolardan işlem görüyordu...

***

Çin'de ise enflasyon son 3 yılın en yüksek seviyesine çıktı!

Çin Ulusal İstatistik Bürosunun açıkladığı fiyat artışı verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), şubatta yıllık bazda yüzde 1,3 artarken Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 0,9 azaldı.

Tüketici fiyatlarındaki artışta, 15-23 Şubat tarihlerini kapsayan 9 günlük Bahar Bayramı tatilinde artan talebin ve harcamaların etkisinin olduğu değerlendiriliyor.

Çin'de TÜFE, 2023'ten beri yüzde 1'in altında seyrediyordu. Ülkede enflasyon 2023 ve 2024'te yalnızca yüzde 0,2 artmış, 2025'te ise sabit kalmıştı.

Çin hükümeti, süregelen deflasyon eğilimi nedeniyle normalde yüzde 3 olarak belirlediği yıllık enflasyon hedefini geçen yıl yüzde 2'ye düşürmüştü.

Tabii üretim için enerji gerekiyor. Körfez’den artık petrol gelmediği halde Çin ekonomisinin bundan etkilenmeyeceği söylenemez. Petrol ihtiyacını Rusya’dan karşılayabilirler ama fiyatı yükseldi! Mart rakamları gelince bu konu biraz daha netleşir...

***

İsrail’in Tahran’daki petrol depolarını vurması üzerine, Trump’ın “o petrol bize lazımdı neden vurdular” dediği de bildirildi. Yani petrol dumanlarının havaya karışması sonucu meydana gelecek hava kirliliği ve asit yağmurlarının insan hayatı üzerindeki doğrudan etkileri ve çevre felaketi umurunda bile değil...

Türkiye’de ise petrol fiyatlarındaki en küçük kıpırdama hayatı alt üst ediyor...

Enflasyon, önlenemez bir olgu değildir. Türkiye’de iktidar enflasyonla büyümeyi tercih ediyor. Bu da zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyor... Yoksa petrol fiyatlarından önce, enflasyon zaten yüksekti.

Görüldüğü gibi Çin’de enflasyon, hangi oranda belirlediyse, o oranda gerçekleşiyor. Bütün dünyada böyle... Türkiye’de ise kur korumalı mevduat gibi icatlar edilerek, vahşi paralar kazanıldı. Emekliler açlığa mahkûm edildi. Buna da Nas politikası dediler...

***

Savaş bulutları ve petrol fiyatları, bütün dünyada gündemin birinci maddesi ama Türkiye’de de hukuk, iktidarın silahına dönüştürüldüğü için ayrı bir gündem daha var; hukuka aykırı suçlamalar, tutuklamalar yargılamalar devam ediyor. İktidar, muhalefeti yargılıyor. “Cumhurbaşkanı adayı olmak”, “suç örgütü kurmak” olarak yargılama konusu ediliyor.

Türk ordusuna yargı kumpası kurulduğu gibi şimdi de ana muhalefete kumpas kuruldu. AKP’li yıllar, kumpas yıllar olarak tarihe geçti. İktidar tarafına geçen tutuklular tahliye ediyor, tutuksuz yargılananlar beraat ediyor. İktidar, seçimi kaybettiği şehirlerin belediye başkanlarını, meclis üyelerini tutuklatıyor, sonra da koltuklara kendi adamlarını oturtuyor. Bu da bir savaş değil mi?

İktidar yanlısı olmak devletin her kademesinde imtiyazlı olmak demek... İktidar, bazı kalemlerde ithalat kararı alıyor, bir bakıyorsunuz ki yandaşlara o kalemlerde çok öncesinden yurt dışında şirketler kurdurulmuş. İthalatı sadece onlar yapıyor. Ormanlar, milli parklar, yeraltı suları satılıyor, ülke iliğine kadar sömürülüyor. Yani her şey devletten elde edilecek rantla ilgili...

Böyle bir ülkede enflasyon önlenebilir mi?

Ve böyle bir ülkede iç cephe ne kadar sağlam tutulabilir?