Gazze’de savaşın sona erdirilmesi, barışın sağlanması ve Gazze’nin yeniden inşasını esas alan bu çalışmanın, sadece bununla sınırlı olmadığı, dünyanın artık uluslararası kuralların hiçe sayıldığı, tamamen güce dayanan bir siyasete doğru evrildiğinin bir işareti olarak düşünülmesi gerekmektedir.
Barış Kurulu tüzüğünde, bu kurulun rolünün Filistin bölgeleriyle sınırlı olduğuna dair bir ibarenin bulunmaması, kurulun varlık nedeniyle ilgili olarak "Barış Kurulu, istikrarı teşvik etmeyi, güvenilir ve yasal yönetişimi yeniden tesis etmeyi, çatışmadan etkilenen veya çatışma tehdidi altındaki bölgelerde kalıcı barışı sağlamayı amaçlayan uluslararası bir kuruluştur" ifadesinin yer alması ve Kurulun yapısı bu düşünceyi güçlendirmektedir.
Her şeyi Trump belirliyor
Barış Kurulu tüzüğünde, ABD Başkanı Donald Trump’ın kurulun ilk başkanı olarak görev yapacağı, kimlerin üye olarak davet edileceğine bizzat kendisinin karar vereceği, Kurulda kararların oy çokluğuyla alınacağı ve her üye ülkenin bir oy hakkı bulunsa da tüm kararların yürürlüğe girmesi için başkanın onayının gerekeceği belirtilmektedir.
Trump’ın, üye devletleri davet etme, üyeliklerini yenileme ya da tamamen kuruldan çıkarma yetkisine sahip olması, toplantı gündemlerini belirlemesi, oylamalarda eşitlik halinde belirleyici oy kullanılması da yetki alanında bulunmaktadır.
Ayrıca Trump’ın, kurulun bağlı kuruluşlarını kurma, değiştirme veya feshetme konusunda tek yetkili olacağı; yürütme kurulu üyelerini ve icra başkanı adayını belirleyeceği, üyelik süresinin ise 3 yıl ile sınırlandırılacağı, ilk yıl içinde 1 milyar dolar yatırım yapan ülkelerin süresiz üyelik hakkı elde edeceği, dahası kendisinden sonra gelecek halefini tayin etme yetkisinin de olacağı tüzük şartnamesinde yer almaktadır.
Barış Kurulundaki ülke ve temsilcileri
Barış kuruluna 60’a yakın ülke ve temsilcisinin davet edildiği, bunlardan yaklaşık 35’nin katılma taahhüdünde bulunduğu bertilmektedir. Davet edilen ve katılım belirtilen üyelerin içinde Türkiye Cumhurbaşkanı da bulunmakta olup, kurucu üye olarak kurulda yer almaktadır.
Trump Barış Kurulu Kararnamesini Davos Zirvesine getirmiş ve düzenlenen törenle bu kararname 24 ülke tarafından 22 Ocak 2026’da imzalanmıştır. İmzada Türkiye’yi Dışişleri Bakanı temsil etmiştir. Davet edilenler içinden Birleşik Krallık, Fransa, İsveç, Norveç ve Slovenya barış kuruluna girmeyi reddetmiştir. AB ve 13 ülke bu kurula katılma konusunda henüz cevap vermemiştir. İsrail’in de bu kurulun içinde yer alması ve kararnameyi imzalaması dikkat çekmiştir.
Barış Kurulunun çalışma şekli
Barış Kurulunun altında “Yürütme Kurulu” ve “Gazze Yürütme Kurulu” olarak isimlendirilen iki ayrı kurul görev yapacaktır.
Yürütme Kurulu'nda yer alacak isimler şunlardır: Tony Blair-İngiltere eski Başbakanı, Marco Rubio-ABD Dışişleri Bakanı, Steve Witkoff-Trump'ın Ortadoğu temsilcisi, Jared Kushner-Trump'ın damadı ve danışmanı, Marc Rowan-ABD'li milyarder, Robert Gabriel-ABD ulusal güvenlik danışmanı ve Ajay Banga-Dünya Bankası Başkanı.
Bu kurul, Gazze'nin istikrarı ve uzun vadeli başarısından, Gazze'nin yönetimi, kapasite inşası, bölgesel ilişkiler, yeniden inşa, yatırım fırsatları, büyük ölçekli fonlama ve sermaye hareketliliği gibi konulardan sorumlu olacaktır.
Gazze Yürütme Kurulundaki isimler de şunlardır: Hakan Fidan-Türkiye Dışişleri Bakanı, Steve Witkoff-Trump'ın Ortadoğu temsilcisi, Jared Kushner-Trump'ın damadı ve danışmanı, Tony Blair-İngiltere eski Başbakanı, Ali al Thawadi-Katarlı diplomat, General Hassan Rashad-Mısır istihbarat teşkilatı direktörü, Marc Rowan-ABD'li milyarder, Reem Al-Hashimy-Birleşik Arap Emirlikleri Bakanı, İckolay Mladenov-Bulgar diplomat, Sigrid Kaag-BM Gazze insani yardım koordinatörü, Yakir Gabay-İsrailli milyarder iş insanı.
Bu kurul da Gazze'de "Barış, istikrar ve refahın ilerletilmesi" için çalışmaktan sorumludur. Barışı muhafaza etmek ve dayanıklı terörsüz bir ortam tesis etmek için kurulan "Uluslararası İstikrar Gücü"nün (ISF) komutanlığını ABD'li Tümgeneral Jasper Jeffers üstlenecektir. Bu görev gücünün sorumlulukları arasında "güvenlik operasyonları, kapsamlı askerden arındırmaya destek ve insani yardım ve yeniden inşa malzemelerinin güvenli sevkiyatı" gibi maddeler de bulunmaktadır.
Gazze Barış Kurulu BM’ye alternatif mi?
Barış Kurulu'nda listenin kabarıklığı ve Gazze için oluşturulan bir kurula Rusya ve Çin de dahil olmak üzere, dünyanın dört bir yanından ülkenin davet edilmesi, "Trump, kendi önderliğinde Birleşmiş Milletlere (BM) alternatif yeni bir yapı mı oluşturuyor" endişesini de beraber getirmiştir. Pek çok ülke, BM Genel Sekreteri ve birçok diplomat, BM ve onun en kilit organı olan Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) alternatif teşkil edeceği ya da yerini alacağı gerekçesiyle kurula şüpheyle bakmaktadır. Kurula katılmayı reddeden ülkelerin düşüncülerin bu doğrultuda olduğu anlaşılmıştır.
Diğer taraftan bazı ülkelerin de BM'nin rolünün ve BMGK'nın etkisinin tartışıldığı bir süreçte, BMGK'nın beş daimî üyesinin dünya siyaseti üzerindeki tahakkümünü azaltacağı gerekçesiyle plana destek verdiği görülmektedir.
Trump’ın, bu ve benzeri teşebbüslerle ittifakları zayıflatmaya çalıştığını da dikkate almakta fayda görülmektedir.
***
-En önemli konuların içinde Trump’ın; kendi kontrolündeki bu kurulla, doyumsuz ve dengesiz uygulamalarına meşruiyet kazandırmak istemesinin yanında, “barış” adı altında tesis edilen bu kurulda “savaş, katliam ve soykırım suçlusu” olan İsrail’e de yer vermekle ve karar süreçlerine katılmasını sağlamakla ona da uluslararası ortamda meşruiyet kazandırmayı ve prestij sağlamayı da hesapladığı dikkate alınmalıdır.
-Aslında Gazze’yi yerle bir edercesine kim yıktıysa ve bu yıkıma kim destek verdiyse, yeniden inşasını da onun üslenmesi gerekirken, Trump’ın bunu katkı veren ülkelere, kurumlara ve üyeliğini devam ettirmek için 1 milyar dolar ödeyecek ülkelere yüklemesini de uyanık tüccar zihniyetinden kaynaklandığı görülmeli ve değerlendirilmelidir.
-Bu süreç, güce dayanarak dünya siyaseti ve düzenini değiştirmenin bir tezahürü olarak ortaya çıkmış görünmektedir. Bu nedenle siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik açıdan küçük ve orta ölçekli güçte olan ülkelerin, sürecin dışında kalarak onu seyredeceği ve hatta zarar göreceği düşüncesiyle, onun içinde yer alarak yönetime dahil olmayı, bu suretle de zarar görmekten sakınmayı kıymetlendirdiği söylenebilir.