Masal tadındaki körfezi arkamızda bırakarak, bir sonraki ülkenin kulaklarımızda dünü, gözlerimizle bugününe tanık olmak üzere yola çıktık.

Bosna-Hersek'teyiz!

'Balkan Turu'muzun en fazla indi-bindi noktasına sahip ülkesindeyiz.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki en güçlü bağlara sahip olduğu üç ülkeden ikincisindeyiz.

Tarihsel geçmişi oldukça karmaşık olan bu toprakları tek yazıda ve yüzeysel olarak aktarmak istemiyorum.

Bu nedenledir ki; Bosna-Hersek izlenimleri üç farklı yazıdan oluşacak.

İlk yazıda; Medjugorje (Međugorje), Poçitel (Počitelj), Blagay (Blagaj) ve Mostar izlenimleri,

İkinci yazıda; Saraybosna izlenimleri,

Üçüncü ve son yazıda da; Bosna-Hersek’in bir garip bağımsızlık hikayesini sizlerle paylaşacağım.

İlk varış noktası: Medjugorje

Karadağ’dan ayrıldıktan sonra doğruca, konaklama amaçlı, Bosna-Hersek’in Hersek-Neretva Kantonu'nda bulunan Medjugorje kasabasına ulaştık.

Tur rehberimiz, konaklayacağımız kasaba hakkında, 45 yıl önce yaşanmış, kutsallık içeren ilginç bir hikaye paylaştı.

Medjugorje, Katolik Hristiyanlar için kutsal bir ziyaret noktası.

İddialara göre; İsa peygamberin annesi olan Meryem Ana, 24 Haziran 1981 tarihinde, kasabada yaşayan 12 ile 20 yaşları arasında altı Hırvat asıllı çocuğa görünmüş ve onlarla sohbet etmiş.

Bu mucizevi iddia, kasabanın kaderini bir anda değiştirerek, adeta Katolik Hristiyan dünyası için bir hac noktasına dönüştürmüş durumda.

Mucizenin peşine düşen yüzlerce, belki binlerce insan, her 25 Haziran'da Meryem Ana’yı bir an için görme umuduyla sokakları dolduruyor.

Kasabada kaldığımız akşam, küçük bir grupla sokaklarda kısa bir gezinti yaptık.

Ne yazık ki herhangi bir mucizeye tanık olamadık. Darısı sonraki ziyaretçilerin başına.

Ertesi sabah, erken bir saatte kasabadan ayrılarak yola koyulduk.

Yol uzundu ve görülecek çok yer vardı.

Gün içinde sırasıyla; Poçitel (Počitelj), Blagay (Blagaj) ve Mostar’ın yanı sıra Saraybosna'yı dolaşacaktık..

İkinci varış noktası: Poçitel

Poçitel, günümüze kadar özgünlüğünü büyük oranda korumayı başaran tarihi yaşam alanlarından biri.

Taş evler ve taş sokaklar oldukça etkileyici.

Yamaçta yer aldığı için manzarası da büyüleyici.

Kale için aynı sözleri söylemek pek mümkün değil.

Ne yazık ki zamanın yıpratıcı etkilerine karşı koyamamış.

1992-1996 savaşı sırasında da Hırvat saldırılarında hasar almış ve bölge insanı yerleşim alanını terk etmek zorunda kalmış.

Tarihi Şişman İbrahim Paşa Camisi de bu saldırılarda epey hasar almış.

2000 yılında Bosna-Hersek Devlet Federasyonu tarafından daimî koruma programına alınmış durumda.

Turistik Türk tur grupları için İmparatorluğun Balkanlar’daki izlerini gösterebilmek adına önemli uğrak noktalarından biri.

Terk edilmiş bu tarihi yerleşim yerini ardımızda bırakarak, Bosna-Hersek ile Osmanlı İmparatorluğu’nu birbirine kökten bağlayan belki de en önemli noktaya doğru yola çıktık.

Üçüncü varış noktası: Blagay

Blagay kasabasını bu denli önemli kılan ayrıntı; Sarı Saltuk'un türbesine ve bektaşi dervişlerin mekanı Alperenler Tekkesi'ne ev sahipliği yapıyor olması.

Horasan ve Anadolu erenleri arasında oldukça önem verilen Sarı Saltuk, Anadolu ve Rumeli’nin Türkleşmesinde ve İslâmlaşmasında etkin rol oynamış bir Türk derviş.

Hatta; Boşnakların İslam inancını benimsemelerindeki en önemli faktörün Sarı Saltuk olduğu ifade edilir.

Savaşlarda ele geçirilen bölgelerde yaşayan her 5 Hristiyan çocuktan biri, devlet himayesine alınarak Müslüman yapılırdı.

Aldıkları askeri eğitimin ardından, başarılı olanlar Yeniçeri Ocağı'na kabul edilirdi.

İmparatorluğun ana gücü olan Yeniçeri Ocağı da, Bektaşîlik inancına mensuptu.

‘Devşirme’ olarak bildiğimiz bu yöntemin, bölgenin İslâmlaşmasında önemli bir katkı sağladığını varsayabiliriz.

Tekke, Buna Nehri'nin kaynağında inşa edilmiş.

Gösterişli kayalık bir mağara ağzından yüzeye çıkan su kaynağının debisi oldukça yüksek.

Buna Nehri ve Alperenler Tekkesi'nin bulunduğu görsel çok etkileyici.

Bol bol fotoğraf ve biriktirilmiş anının ardından, turun en çok merak edilen noktasına yola çıktık.

Dördüncü varış noktası: Mostar

Herkesin zihninde yer edinmiş ikonik Mostar Köprüsü ile turun en çok merak edilen yerleşimine ulaştık.

İddiam odur ki; Balkan Turu adı altında gerçekleştirilen tüm yolculuk etkinlikleri, Neretva Nehri’nin her iki kıyısına sırtını yaslayan ve çok havalı bir taş köprü ile birbirine bağlanan Mostar kentini görebilmek ya da gösterebilmek amacıyla düzenleniyor.

Arnavut kaldırımları ile ünlü olan kent, mimarisi ile sizi geçmişe davet ediyor.

Her ne kadar, Hersek-Neretva Kantonu’nun merkezi olsa da sanılanın aksine düşük nüfuslu, küçük ölçekli bir şehir.

Turizm odaklı mağaza ve restoranlardan oluşan, yoğun turist trafiğine sahip turistik bir bölge.

Tarihi eski şehir bölgesinde; 16. yüzyıldan kalma tarihi eski çarşı (Kujundziluk), Mostar Köprüsü, Mostar Köprüsü Müzesi, Mostar Köprüsü’nün küçük bir prototipi olarak tanımlayabileceğimiz Eğri Köprü, Karagözbey Cami, Koski Mehmed Paşa Cami, İspanyol Meydanı, Muslibegovic Evi, Biscevic Evi (Türk Evi) ve Kajtaz Evi yer alıyor.

Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında inşa edilen Mostar Köprüsü’nün inşaatında ise 456 kalıp taş kullanılmış.

Nehirden yüksekliği 24 metre olan köprü, 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde ve her iki yakasında bulunan kuleleri bir estetik harikası.

9 Kasım 1993'te Boşnak-Hırvat Savaşı sırasında Hırvat güçleri tarafından ne yazık ki yıkıldı.

Hırvat askerlerinin gülüşmeleri arasında, yıkılışını kayıt altına aldıkları video ise o dönem uluslararası medyada büyük bir yankı uyandırmıştı.

Köprü yeniden inşa edildi ve 23 Temmuz 2004'te hizmete girdi. 2005 yılında da UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edildi. İnşasında Türkiye Cumhuriyeti'nin rolü oldukça büyük.

Kent, 1992-1995 yıllarında yaşananlar için hafıza odası niteliğinde bir Savaş ve Soykırım Kurbanları Müzesi’ne sahip.

Kentin her noktasındaki duvarlarda, kurşun izleri bilinçli bir şekilde kapatılmamış.

Unutulmasın ve unutturulmasın diye.

Ve son olarak ülkenin kalbine doğru yola çıktık:

Bir sonraki yazıda Saraybosna’da görüşmek üzere.

İlgilisine not:

Ülkedeki dört uluslararası havalimanından biri olan, Mostar Uluslararası Havalimanı ile tarihi kente aktarmasız doğrudan ulaşabilirsiniz.