Barrack, atamanın hemen ardından yaptığı açıklamada bölgedeki görevinin ne olduğunu açıkladı:

“Levant ve Anadolu’yu uzun süredir inceleyenlerin geleneğinde — Irak, Suriye ve Türkiye, Ortadoğu’nun kalıcı istikrarının dönmek zorunda olduğu stratejik bir destek/dayanak olmaya devam etmektedir. Bu üç ülkeyi dengelemek, Amerikan temas ve kaldıraç noktasında tek, tutarlı bir odak gerektirir — kabilevi, dini veya mezhepsel farklılıkların ötesine geçerek. Başkan Trump tarafından benimsenen bu hayati misyon, bölgenin dağınık iplerini, düzen ve karşılıklı çıkarların birbiriyle uyumlu bir dokusuna dokuyarak ortak refaha doğru hizalanmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.”

***

Barrack’ın açıklamasını bir defa daha okuduktan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1 Ekim 2025 günü TBMM'nin 28. Dönem 4. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Genel Kurul'a hitap etmesi sırasında söylediği sözleri hatırlayalım:

“Sınırlarımızın ötesindeki Kürt kardeşlerimizin, birtakım terör örgütlerinin baskılarıyla, Türk, Kürt, Arap, genel olarak Müslüman düşmanı birtakım ülke ve odaklar tarafından istismar edilmesine asla rıza göstermeyiz. En başından itibaren Suriye'nin toprak bütünlüğünü güçlü şekilde destekliyoruz. Tekrar altını çizerek söylüyorum, Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri... Etnik köken, dil, mezhep ayrımı yapmadan hepimiz ortak bir geleceğin yolcularıyız. Bu yolculukta bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimiz, evelallah her türlü engeli aşacak kudrettedir.

Biz birbirimize bir duvarın tuğlaları gibi kenetlendiğimizde bölgedeki sıkıntılar tek tek çözülecek, bölge kalıcı barış ve huzura kavuşacaktır. Aramıza simsarların girmesine göz yumduğumuzda ise coğrafyamızda kan, gözyaşı, çatışma, zulüm eksik olmayacaktır. Nasıl ki Türk, Kürt, Arap Sultan Alparslan'ın, Selahattin Eyyubi'nin, Sultan Fatih'in ordusunda omuz omuza verip zaferler kazandıysa, nasıl ki Çanakkale'de Türk, Kürt, Arap birlikte İslam toprağını kahramanca savunduysa inşallah yarın da ebediyen de Türk, Kürt, Arap ittifakı coğrafyanın barışını, huzurunu, kalkınmasını, refahını birlikte temin ve tahkim edecektir. Buna tüm kalbimizle inanıyoruz."

***

Abdullah Öcalan ise 2004 yılında açıkladığı “Demokratik Konfederalizm Manifestosu”nda şöyle yazmıştı:

“Kürdistan için ise kendi kaderini tayin etme hakkı milliyetçi temelde devlet kurmak değil, siyasi sınırları sorun yapmadan, sınırları esas almadan, kendi demokrasilerini kurma hareketidir. İran'da, Türkiye'de, Suriye'de, hatta Irak'ta oluşacak bir Kürt yapılanmasındaki tüm Kürtler bir araya gelerek federasyonlar oluşturacaklar, birleşerek üst konfederalizmi oluştururlar.

Bölgeler için de şunu söylüyorum: Soran Bölgesi için demokratik konfederalizm olmalı, Behdinan, Loristan, Bradosti, Botan, Garzan, Amed, Serhat, Dersim demokratik konfederasyonlar olabilir. Dersim için idealdir, Alevi kültürüne de uygundur. Bunlar demokratik çıkışlardır. (Suriye'de) Fırat'ın batısı için de Kürt-Türkmen demokratik konfederalizm bölgesi olabilir; Mersin, Antep ve Maraş'ta bu geliştirilebilir. Tarihte bu var. Yavuz Selim bunu kabul etmiş, uygulamıştır. Sultan Mahmut'la bundan uzaklaşılıyor. Ortadoğu'nun tarihsel düzeni konfederedir.”

***

Bartu Soral, Barrack’ın açıklaması üzerine “Bu adamın ağzındaki bakla; Irak ve Suriye’nin, federatif bir yapı ile Türkiye’nin himayesine girmesi. Tabii bunun için de Atatürk’ün kurduğu ulus devletli cumhuriyetin, federatif yapıya bürünmesi gerekiyor. Öcalan komisyonu bu amaçla kuruldu. Devlet Bahçeli’nin; ‘Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt, diğeri Alevi olsun’ önerisi bu amaca yönelik. Öcalan’ın talepleri, CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun, ‘Kürtçenin resmi dil sayılması’ isteği de aynı amaç için. Türk Milleti bu projeyi kabul eder mi; göreceğiz” diye yazdı.

***

Devlet Bahçeli ise CHP’ye yargı darbesinden sonra yaptığı açıklamada “CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. Unutulmamalı ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinde, ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır" dedi.

Bu verilere göre CHP’ye yapılan operasyonun, Türkiye’nin Irak ve Suriye ile bir federasyon veya konfederasyon kurması projesi ile doğrudan bağlantılı olduğu anlaşılıyor.

“Devlet aklı” dedikleri, işte bu projedir ve Barrack’ın resmen açıkladığı gibi bu akıl Amerikan devletinin aklıdır.

Büyük Orta Doğu Projesi, Türkiye’yi çözmeye dayalı değil miydi?