İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Al Jazeera editörlerinin ve gazeteci Kemal Öztürk’e konuşan Çiftçi, "Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığına başvuru programı fiilen 2017 yılında başlamış, ilk vatandaşlık kazanımları 2018 yılından itibaren gerçekleşmiştir. Bugüne kadar 51 bin 762 yatırımcı, 122 bin 805 aile bireyi olmak üzere toplam 174 bin 567 kişi bu kapsamda Türk vatandaşlığı kazanmıştır. Bu süreçte 16 milyar 74 milyon dolarlık yatırım ülkemize kazandırılmıştır." dedi.
Şartları taşımadığı tespit edilen 943 kişinin başvurusunun reddedildiğini ifade eden Çiftçi, "Hâlen yatırımcı olarak Türk vatandaşlığı kazanmak üzere başvurusu bulunan ve işlemleri devam eden 4 bin 329 kişi vardır." ifadelerini kullandı.
"MUHALEFET YABANCILARA VERİLEN VATANDAŞLIKLARI İPTAL EDEMEZ"
Türkiye'de geçici koruma statüsündeki sığınmacılara vatandaşlık verilmesinin hukukçular tarafından 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun temel şartlarına aykırı olduğunun belirtilmesine ve "istisnai vatandaşlık" kapsamında gayrimenkul alımı veya döviz yatırımı yoluyla vatandaşlık verilmesinin anayasa aykırı olduğu ortaya koyulmasına rağmen Bakan Çiftçi, muhalefetin iktidara gelmesi halinde istinasi vatandaşlıkları iptal edemeyeceğini ifade etti.
Çiftçi, "Muhalefet partilerinin 'iktidara gelindiğinde tüm istisnai vatandaşlıkların iptal edileceği' yönündeki iddiaları, hukuki bir gerçeklikten ziyade siyasi bir söylem niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve sonradan kazanılan vatandaşlıklar keyfi kararlarla ya da toplu olarak iptal edilemez." şeklinde konuştu.
Muhalefetin iddia ettiği gibi sistemde sistemsel bir “yasadışı boşluk” bulunmadığını öne süren Çiftçi, "İstisnai vatandaşlık süreçleri Millî İstihbarat Teşkilâtı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün güvenlik soruşturmalarından geçerek ve yetkili makam kararı ile tamamlanır. Hukuka uygun yürütülen bu süreçlerde idari kararlar ‘bireysel’dir; dolayısıyla yargısal veya idari denetim de ancak “kişi bazında” yapılabilir, toplu bir iptal mekanizması yasal olarak mümkün değildir." dedi.
Çiftçi, "Sonradan Türk vatandaşlığı kazanmış yabancıların kazanmış oldukları Türk vatandaşlığı, ancak 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 31 inci maddesi uyarınca; 'Türk vatandaşlığını kazanma kararı; ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise kararı veren makam tarafından iptal edilir.' hükmü ile 40’ıncı maddesi uyarınca; 'Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır.' hükümleri çerçevesinde ancak iptal veya geri alınabilir.
Yani hukuk düzenimizde ölçü bellidir. Kanuna uygun şekilde vatandaşlık kazanmış kişilerin statüsü hukuki güvence altındadır. Ancak sahte belge, yalan beyan, gizlenmiş önemli husus veya hukuki şartların oluşmaması gibi somut durumlar varsa, devlet ilgili dosya üzerinden gerekli işlemi yapar." ifadelerini kullandı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Terörsüz Türkiye süreci hakkında da konuşan Çiftçi, "Sahadaki gelişmeler de güvenlik birimlerimiz tarafından titizlikle takip edilmektedir. Terör örgütü 26 Ekim 2025’te Türkiye kırsalından geri çekilmeye başladığını, 17 Kasım 2025’te ise Irak/Zap alanından geri çekildiğini açıklamıştır. Bu açıklamalar, güvenlik birimlerimizin teyit ve tespit çalışmalarıyla sahada çok yönlü biçimde izlenmektedir. Örgütün kendini feshettiğini ve silah bıraktığını açıklaması da devletimizin özellikle takip ettiği, üzerinde hassasiyetle durduğu önemli bir gelişmedir.
Ancak devlet, yalnızca beyana bakarak hareket etmez. Sahadaki gerçeklik, güvenlik raporları, istihbarat tespitleri, teslim süreçleri, silahların akıbeti, örgütsel irtibatlar ve muhtemel provokasyon alanları birlikte değerlendirilir. Sürecin bütün detayları kanun ve nizam içinde, devletimizin en üst düzey koordinasyonuyla takip edilmektedir." dedi.