2020 yılı döneminde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından sıkça dile getirilen "128 milyar dolar kayıp" iddialarında hukuki süreç tamamen sonuçlandı. Anayasa Mahkemesi (AYM), eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak dönemine ilişkin ortaya atılan bu iddiaların somut bir delile dayanmadığına ve tamamen gerçek dışı olduğuna hükmederek tartışmalara son noktayı koydu.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BAŞVURUSU REDDEDİLDİ

Yüksek Mahkeme, dosyayı inceleyerek alt derece mahkemelerinin ve istinafın daha önce verdiği kararları yerinde ve hukuka uygun buldu. Kararda, hedef alınan ithamların gerçeği yansıtmadığı açıkça vurgulandı. Bu doğrultuda, CHP yönetiminin süreci yargıya taşırken öne sürdüğü "ifade özgürlüğü ihlali" gerekçesiyle yaptığı başvuru da AYM tarafından reddedildi. Böylece söz konusu iddiaların asılsız olduğu en üst yargı mercii tarafından resmiyet kazanmış oldu.

TAZMİNAT CEZASI KESİNLEŞTİ VE VAKFA BAĞIŞLANDI

Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, sürecin başından bu yana devam eden maddi yaptırım boyutunu da neticelendirdi. Daha önceki yargılama aşamalarında yerel mahkeme ve istinaf, bu iddiaları eski Bakan Berat Albayrak'ın "kişilik haklarına saldırı" kapsamında değerlendirmiş ve CHP'yi 40 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etmişti. Yüksek Mahkeme'nin son kararıyla kesinleşen bu 40 bin liralık ceza tutarının, Berat Albayrak’ın avukatları aracılığıyla Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı’na bağışlandığı belirtildi.

NE OLMUŞTU?

Kayıp rezerv tartışmaları, Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini yürüttüğü 2019-2020 yıllarındaki Merkez Bankası politikaları üzerinden alevlenmişti. CHP ve muhalefet, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kurları ve faizleri düşük tutmak amacıyla yaklaşık 128 milyar doları şeffaf olmayan yöntemlerle piyasaya sattığını, böylece kamunun zarara uğratıldığını öne sürerek "128 milyar dolar nerede?" sorusunu sormuştu. İktidar kanadı ve dönemin ekonomi yönetimi ise iddialara şiddetle karşı çıkarak paranın kaybolmadığını savunmuştu. Söz konusu döviz miktarının tamamen yasal yollarla ve piyasa dinamikleri içerisinde; cari açığın finansmanı, yabancı sermaye çıkışlarının karşılanması, vatandaşların döviz veya altın talepleri ile özel sektörün dış borç ödemeleri gibi meşru ekonomik kalemlerde kullanıldığı açıklanarak suçlamalar reddedilmişti.