Hatay / Mehmet Burgaç / Yeniçağ
6 Şubat felaketinin ardından geçen sürede Antakya'da hayatın normale dönüp dönmediği tartışması, sahada yaşayan vatandaşlar ile resmi makamların söylemleri arasındaki derin farkı bir kez daha ortaya koyuyor. Bölgeden yükselen feryatlar, "normale dönüldü" iddialarının sahadaki karşılığını sorgulatıyor.
VATANDAŞIN SESİ: "GÜNÜBİRLİK KESİNTİLER, YETERSİZ BARINMA VE ADALETSİZLİK"
Sosyal medyada ve sokakta sesini duyurmaya çalışan Antakyalılar, hayatın hiç de söylendiği gibi rutin seyrine girmediğini vurguluyor.
Vatandaşların dile getirdiği temel sorunlar ve sitemler şunlar:
Temel Altyapı Çöküşü: Günlerdir süren su kesintileri, bir gün var bir gün yok denilecek seviyedeki elektrik dalgalanmaları ve kopan internet altyapısı günlük yaşamı felç etmeye devam ediyor.
Barınma Sorunu: Kalıcı konutların yanı sıra, insani şartlara uygun konteynerlerin dahi henüz yetersiz olduğu, insanların hâlâ güvensiz veya elverişsiz alanlarda yaşam mücadelesi verdiği ifade ediliyor.
Ticari Ve İktisadi Zorluklar: Depo benzeri, hasarlı ve elverişsiz mekânlarda hem barınmaya hem de işini yürütmeye çalışan esnaf, ticari hayatın belkemiğini oluşturmakta zorlanıyor.
Çifte Standart Hissi: Vatandaşlar, "normalleşmenin" yalnızca imkânı, parası veya gücü olan sınırlı bir kesim için geçerli olduğunu; kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışan kesimlerin ise göz ardı edildiğini savunuyor.
RESMİ SÖYLEM VE YÖNETİM TARAFI: "ASRIN İNŞASI DEVAM EDİYOR"
Resmi makamlar ve yetkililer ise Antakya ve genel afet bölgesinde yürütülen çalışmaları felaketin büyüklüğü ile orantılı şekilde değerlendiriyor:
Büyük Ölçekli Altyapı ve İnşaat: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili kurumlar; binlerce konutun teslim edildiğini, kalıcı altyapı projelerinin kademeli olarak devreye alındığını belirtiyor.
Aşamalı İyileşme: Yıkımın büyüklüğü sebebiyle altyapı yenileme süreçlerinin (su, elektrik, yol) zaman aldığı, geçici aksaklıkların büyük şantiye sahalarından kaynaklandığı dile getiriliyor.
EĞRİSİYLE DOĞRUSUYLA ANALİZ
Doğru Olan: Bölgede cumhuriyet tarihinin en büyük imar ve ihya faaliyetlerinden birinin yürütüldüğü, binlerce şantiyenin aktif çalıştığı bir gerçek.
Eğri Olan: Bu büyük ölçekli projelerin yarattığı "normalleşiyoruz" söyleminin, henüz temel su ve barınma ihtiyacını karşılayamayan geniş alt ve orta gelir grubundaki vatandaşta karşılık bulmaması. Makro düzeydeki inşaat başarıları, mikro düzeydeki insani dramların üstünü kapatamıyor.
Antakya'da tam anlamıyla bir normalleşmeden söz edebilmek için yalnızca bina teslim sayılarına değil; kesintisiz suya, güvenli elektriğe ve her vatandaşa eşit imkân sunan adil bir altyapıya bakılması gerekiyor.