Tartışmalı başlığının ötesinde bilim dünyası için son derece kıymetli veriler sunan araştırma, kök hücre teknolojisi sayesinde ALS ve SMA gibi hastalıkların tedavisine yönelik umut verici sonuçlar sağladı.
Genetik işaretleme yöntemleriyle hücre soylarını takip eden bilim ekibi, tek bir erken dönem hücresinden türeyen yapıların yüzde 96'sının sadece art beyne ya da ön ve orta beyne katkıda bulunduğunu saptadı. Bu durum, gelişimsel kader ayrımının çok erken aşamada kurulduğunu kanıtlıyor. Öte yandan geriye kalan yüzde 4'lük sapmanın deneysel sınırlandırmalardan mı yoksa beynin gelişimsel esnekliğinden mi kaynaklandığı henüz netlik kazanmadı.

HÜCRELER BÖLGESEL KİMLİKLERİNİ ÖNCEDEN KAZANIYOR
Embriyonun ilk evrelerinde henüz birbirinden farklı görünmeyen hücrelerin; zamanla ön beyin, orta beyin, art beyin ve omurilik gibi karmaşık yapılara dönüşme mekanizması aydınlatıldı. Hücrelerin sadece sinir hücresi olma kararı alması yeterli olmuyor; vücuttaki konumlarını ve hangi beyin bölümünü oluşturacaklarını da belirlemeleri gerekiyor. Araştırma, bu bilgilerin sinir hücreleri henüz oluşmadan hücrelerin geçmişine işlendiğini gösteriyor. Böylece aynı biyolojik sinyalle karşılaşan hücreler, bulundukları bölgeye göre farklı tepkiler vererek beynin sınırlı sayıda sinyalle son derece karmaşık bir yapıya bürünmesini sağlıyor.
ALS VE SMA TEDAVİSİ İÇİN ULAŞILAN KRİTİK BAŞARI
Çalışmanın tıp dünyası açısından en somut sonucu laboratuvar ortamında elde edildi. Bilim insanları, insan pluripotent kök hücrelerini kullanarak daha önce üretilmesi son derece güç olan art beyin motor nöronlarını sentezlemeyi başardı. Elektriksel aktivite sergileyen ve art beyne özgü proteinleri üreten bu hücrelerin, beyin sapı ile motor nöronları etkileyen ALS ve spinal müsküler atrofi (SMA) gibi ağır hastalıkların incelenmesinde temel model olarak kullanılacağı bildirildi.