Derin ekonomik kriz, vatandaşın mutfağında yangına dönüşürken, iktidar kanadından uzun süredir beklenen ancak çözüm sunmaktan uzak bir açıklama geldi. AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, hayat pahalılığının ulaştığı boyutu ve vatandaşın isyanını kabul ederek, partisinin teşkilat üyelerine "Şikayet eden vatandaşa itiraz etmeyin, haklısın deyin" tavsiyesinde bulundu.

Elitaş'ın açıklamalarında "Refah seviyesi çok yükseldi" teziyle birlikte savunduğu 28 bin 75 TL'lik güncel asgari ücret, Türkiye'nin acı ekonomik realitesiyle yüzleştiğinde eriyip gidiyor. Bugün 28 bin 75 TL olan asgari ücretin "düşük kaldığını" iktidar temsilcileri dahi kabul ederken, madalyonun diğer yüzündeki açlık sınırı ve emeklilerin durumu acı tabloyu gözler önüne seriyor.

AK Parti’den teşkilata beklenmedik tavsiye: Vatandaşı ikna etmeyin - Resim : 1

EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİNİN MÜCADELESİ

Dört kişilik bir ailenin sadece temel gıda masraflarını karşılayabilmesi için gereken açlık sınırı, asgari ücretle başa baş yarışıyor. Hatta büyükşehirlerdeki kira ve temel giderlerle birleşen yoksulluk sınırı bu rakamları katlayarak aşıyor.

Sistemin asıl bedelini ödeyenler ise yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş emekliler. Güncel en düşük emekli maaşı, açlık sınırının altında kalarak milyonlarca vatandaşı adeta bir hayatta kalma mücadelesine terk etmiş durumda. Hatta geçim sıkıntısına dayanamayıp yaşamına son veren emekliler de var.

Bir yanda 28 bin liralık asgari ücretin dahi yetersiz kaldığı iktidar tarafından kabul edilirken, diğer yanda bunun çok daha altında bir rakamla ayı çıkarmaya çalışan emekliler, pazar tezgahları ile market rafları arasında sıkışıp kaldı.

"HAKLISIN" DEMEK DEĞİL MAAŞLARA YANSIYACAK MI?

İktidarın "Vatandaşı 'sen çok iyi durumdasın' diye ikna etmeye çalışmayın, çünkü vatandaş haklı" şeklindeki yeni yaklaşımı, sokağın isyanının artık görmezden gelinemediğini kanıladı.

Ne var ki vatandaşın beklentisi, sırtının sıvazlanıp "Haklısın" denilmesi değil. Milyonlarca dar gelirli, asgari ücretli ve emekli; hayat pahalılığının gerçek anlamda durdurulmasını, alım gücünün insanca yaşanabilir bir seviyeye çekilmesini ve "haklılıklarının" rakamlara, maaşlara ve sofralara yansımasını bekliyor.