Gazeteci Yılmaz Özdil, bugün Sözcü TV'de İpek Özbey'in sunduğu Kırmızı Beyaz adlı programda Suriye gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ton Barrack'ın, SDG'yi IŞİD'e karşı kullandığı açıklaması yorumlayan Özdil, "Tarih gösterdi kimse kimseye devlet kurmaz, sırtını ABD'ye yaslarsan ayazda bırakırlar Mazlum Abdi'nin yaşadığı gibi" dedi.

Nusaybin'de yaşanan olayları provokasyon olarak değerlendiren Özdil, DEM Parti'nin Nusaybin'de toplantı yapmasının çok yanlış bir karar olduğunu vurguladı. Özdil, bu tip provakasyonların ve sınırdan hareketlenmelerin başlaması durumunda Türkiye'nin Kobani'yi vurabileceğini ifade etti.

"Hakan Fidan'a, İbrahim Kalın'a ve Yaşar Güler'e madalya verilebilir"

Açılım üzerinden tartışılan umut hakkı konusuna Erdoğan'ın mesafeli yaklaştığını dile getiren Özdil, bu süreçte Fidan'ın, Şara'yı kabul ettirerek SDG'yi imha edeceklerini gördüklerini ve bunu başardıklarını dile getirdi. Özdil, "Dolayısıyla bence Hakan Fidan'ın, İbrahim Kalın'ın ve Milli Savunma Bakanıın ben bu işten bir madalya alacaklarını düşünüyorum. Hakan Fidan'ın da yaklaşık 3 aydır neden aleyhinde bir kampanya yürütüldüğünü de aslında buradan görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Plan tereyağından kıl çeker gibi yapılmış"

Herkesin açılımla ve Abdullah Öcalan'ın açıklamalarıyla oyalandığı bir dönemde Erdoğan'ın MİT Başkanı ve Hakan Fidan'la Suriye'ye odaklandığını aktaran Özdil, "Tayyip Erdoğan bence PKK'nın aslında tükenmiş olduğunu PKK içinde DEM Parti vesair boyutuyla bir kendi iş çatışma içinde olduklarını görmüş ve SDG'yi imha etmek için oturup MHP'nin yaptığı gibi bunlarla konuşmak yerine aslında dönmüş Ahmet Şara'yı Beyaz Saray'da ve Pentagon'da meşru hale getirmeye odaklanmış" dedi.

Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Tayyip Erdoğanı ve ardından Ton Barrack'ı ikna ettiklerini söyleyen Özdil, Suriye'nin tek başına Şara'ya bırakıldığını aktardı.

Başarılı bir NATO Harekatı

Özdil, Suriye’de yaşanan sürecin rastlantısal olmadığını savunarak, bunun uzun süredir planlanan bir NATO operasyonunun yeni aşaması olduğunu ileri sürdü. Özdil, “Napoli Harekâtı” olarak adlandırdığı sürecin artık sıcak çatışmadan çıkıp inşa ve istihkâm safhasına geçtiğini söyledi.

Özdil’e göre sahada zaman zaman “ufak tefek vuruşmalar” yaşansa da genel çerçeve netleşmiş durumda. Bölgenin devasa bir ekonomik projeye dönüştürüldüğünü belirten Özdil, Suriye için yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir yeniden inşa sürecinden söz ederek, havalimanları, limanlar, petrol hatları ve altyapı yatırımlarının peş peşe hayata geçirileceğini dile getirdi.

“Parayı Suudi Arabistan ve Katar veriyor”

Özdil, finansman modelini Türkiye’de sıkça tartışılan yap-işlet-devret projelerine benzeterek, “Parayı Arabistan ve Katar veriyor. Bizim geçmediğimiz halde parasını ödediğimiz köprüler gibi düşünün” ifadelerini kullandı.

Suriye’yi, dükkanlara bölünmüş bir AVM’ye benzeten Özdil, “Maçı locadan izleyince tablo böyle görünüyor” dedi.

“En büyük kazanan Ankara”

Özdil, “Napoli Harekâtı’nın istihkâm safhası” olarak tanımladığı bu dönemin en büyük kazananının Türkiye olduğunu savunarak, “Bu işin bir numaralı kazananı Ankara, Hakan Fidan ve Milli İstihbarat Teşkilatı’dır” değerlendirmesinde bulundu.

Özdil, Türkiye’nin Suriye merkezli dış politikasını sert sözlerle eleştirerek, yaşanan krizin mimarının Ahmet Davutoğlu olduğunu savundu. Özdil’e göre, “Stratejik Derinlik” adı altında yürütülen politikalar Türkiye’yi kendisine ait olmayan bir savaşın içine sürükledi.

Özdil, Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık dönemine işaret ederek, “Başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki tüm belalar bu dönemde Türkiye’nin başına sarıldı” dedi. Davutoğlu’nun, görevden alındıktan sonra ABD’nin “Türkiye’deki partnerimizi kaybettik” açıklaması yaptığını hatırlatan Özdil, bu ilişkinin tesadüf olmadığını vurguladı.

“Stratejik Derinlik diye Türkiye’yi yediler”

2010’lu yıllara dikkat çeken Özdil, “Davutoğlu ve Mazlum Abdi’yi ‘general’ gibi gören çıkarların ürettiği Stratejik Derinlik formülleriyle Türkiye’yi yediler” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Suriye bataklığına sokulduğunu belirten Özdil, bugün yaşanan ekonomik krizin, yüksek enflasyonun ve kamu harcamalarının önemli bir kısmının bu süreçten kaynaklandığını dile getirdi.

Suriye’de desteklenen silahlı gruplara da değinen Özdil, “ÖSO diye beslenen yapılara bir de Kuvayı Milliye dediler” sözleriyle tepki gösterdi. Milyonlarca Suriyelinin Türkiye’ye getirildiğini söyleyen Özdil, bunun ülkenin demografik yapısını bozduğunu savundu.

Özdil, bugün gelinen noktada diplomatik bir geri dönüş yaşandığını belirterek, bu sürecin Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından yönetildiğini ifade etti. Ancak geçmişle yüzleşilmediğini söyleyen Özdil, “Hâlâ ‘hata yaptık’ demiyorlar. Bugün bir kazanım anlatılıyor ama 15 yılın faturasını kim ödeyecek?” diye sordu.

“Sorumlu AKP ve Saray”

Rus uçağının düşürülmesinden askeri kayıplara kadar pek çok krizin bu politikanın sonucu olduğunu savunan Özdil, “Hepsinin sorumlusu Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti ve Saray’dır” dedi.

Özdil’e göre bugün “büyük başarı” olarak sunulan tablo, aslında 15 yıllık hatalı kararların geri alınmasından başka bir şey değil.