Haberi, 21 Ekim 2026 akşamı “sözcügazetesi.com.tr’de okudum.

Özdemir Araştırma Şirketi, 24-28 Eylül tarihleri arasında 31 il ve 26 bölgede, 2 bin 6 kişiye, “Bu hafta sonu Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak olsa ve adaylar da R. T. Erdoğan ve Mahsur Yavaş olsa, oyunuzu hangi adaya verirsiniz?” diye sormuş.

Özdemir Araştırma Şirketi’nin anket sonucu rakamına bakılırsa, Erdoğan’ın kazanma şansı -eski büyük farklar kapatılmanın yanı sıra seçim sathında devlet olanaklarının da kullanılacağı ihtimali de göz önüne alınırsa- Sayın Erdoğan o 0,4’lük puan farkını aşarak ipi göğüsleyebilir, diyeceğim ya, yine de çekincelerim var.

Göreceğiz, millet neyler nasıl eyler! - Resim : 1

Çünkü Özdemir Araştırma’nın yaptığı anketin ortaya çıkardığı ‘0,4’lük’ sonuç, bana çok da inandırıcı gelmiyor.

Bunda bir yanlışlık varmış gibi geliyor.

*

“Neye dayanarak söylüyorsun?” derseniz söyleyeyim.

“Ülkedeki hayat pahalılığına dayanarak” söylüyorum.

“Asgari ücretin ve emekli maaşlarının yetersizliğine…”

“Ev kiralarının çok yüksek olmasına…”

“Pazarın cep yakmasına…”

“Türk parasının alım gücünün geçen yıllara oranla çokça düşmüş olmasına dayanarak” söylüyorum.

*

Öyle ki ülkede tedavülde bulunan en büyük para birimimiz olan 200 liralık banknotla üç kilo meyve alınamıyorsa…

Birçok insanın evine yılda 3-5 kez ancak et giriyorsa…

İlk ve ortaokula giden çocuklarının beslenme çantalarına doğru dürüst yiyecek konulamıyorsa, o anket sonucunun öyle çıkmaması lâzım, diye düşünüyorum.

Anket sonucunun iki aday arasındaki farkı, Sayın Mansur Yavaş lehine 0,4 puan olarak çıkmış. Oysa yukarıdaki nedenler göz önüne alındığında farkın daha fazla olması gerekir.

İşin matematiği öyle diyor.

*

Ha, bu yaşanan fon vurgununun geride bıraktığı mağdurlardan hiç söz etmiyorum.

Bir de o var…

Çiftçilerin durumları…

Köylülerin durumları…

Velhasıl efendim, memlekette -önemli oranda- milletin yaşam standardı yerlerde sürünürken…

Yarına dair bir umut beslenemezken vatandaş, nasıl olacak da böyle bir geçim sıkıntısının yaşandığı bir yerde umutsuzluk ve karamsarlık rüzgârının estirilmesine neden olan iktidara, yeniden seçim kazandıracak?

Sahi nasıl olacak bu?

*

İnanın benim hiç aklım almadı.

Almıyor da!

“İşin matematiği diyorum” olmuyor…

Sokaktaki insanların bir türlü gülmeyen yüzlerini gördükçe yazımın başında devlet olanaklarının kullanmasıyla birlikte o, ‘0,4’ün kapatılabileceğini düşünüyor olsam da aklım, “Yok, bu şartlarda iktidarın adayı lehine bir sonuç çıkmaz” diyor.

*

Çıkarsa ne olur?

Ne olacak ki millet öyle karar veriyorsa, diyecek bir şey yok elbette.

“Eyvallah!” diyeceğiz.

Hem daha ne denilebilir ki?

*

Hani bir zaman Sayın Erdoğan ne demişti?

“Siz bu kardeşinize güvenin, verin yetkiyi, ondan sonra bakın enflasyon iniyor muymuş inmiyor muymuş, faizler düşüyor muymuş, düşmüyor muymuş!”

Dedi mi?

Dedi!

Ne oldu?

Vatandaş verdi oyunu, gelinen son nokta da içinde bulunduğumuz bu durum oldu.

O durum, benim için kötü!

Millet için iyi ise iyi, değilse değil!

*

Ben Sayın Erdoğan’a ne diyebilirim ki?

Seçime girdiğinde millet de tercih etmişse, -bunun böyle olacağına inanmasam da- bana:

“Hayırlı olsun!” demek düşer.

*

Neyse! Anketlere inanmak istemiyorum ben!

Hele bir sandık önümüze gelsin bir bakalım.

Göreceğiz millet neylermiş, nasıl eylermiş!