Zaten memleketin durumu iyi gitmezken…

Güvendiğimiz dağlara karlar yağarken…

İnsanların umutları kaybolurken…

İktidar, FON vurgunu ile alabora olmuşken…

Bizi keyiflendiren…

Mutlandıran…

Göğsümüzü kabartan biri var.

*

Biliyorum, onu tanıyıp da onun futboluna hayran olmayan yok ki!

Bir kere onun oynadığı futbolu çok ayrı bir yere koyuyorum.

“Onun futbolu konuşulmamalı, seyredilmeli.” diyorum.

“Seyrederken keyif alınıyor, keyif alınırken mutlu oluyor insan” diyorum.

*

Bugün yarınsızlık içinde hayatımı sürdürürken, 21 yaşındaki Arda GÜLER’ın oynadığı futbol beni kendine çekti.

Onun mütevazılığı…

Samimiyeti…

Nezaketi…

Karşısındakine saygısı…

Vatan sevgisi…

Aldığı terbiye…

Ve bir de dünyanın en büyük takımı Real Madrid’de oyunun hakkını vererek oynuyor olması.

Müthiş bir şey.

Hem daha ne olsun ki?

*

Ne yapıyor Arda?

Daha çok çalışıp, başarılmazmış gibi görünenleri başararak, kendisinin bu konuda ne kadar istekli ve yetenekli olduğunu…

Kendisini dünyanın en büyük takımında dünyanın en büyük oyuncusu olma düşünü kurduğunu düşündüğüm Arda, futbol kurgusuyla kendini dünyaya izletirken, dünyanın en büyüğü olma yolunda ilerlediğini görmemek mümkün değil.

*

Bu zamana kadar onun her maçının sonrasında futbolda otorite olan herhangi bir yerli ve yabancı futbol adamı yok ki Arda’yı övmesin.

Hem de öyle böyle övmek değil.

Yere göğe sığdıramıyorlar.

Yerlisi de yabancısı da.

*

Oysa, onun kendi takımında bile ilk zamanlar onu önemsemeyenler…

Ona burun bükenler…

Dikkate almayanlar, artık onun futbolu önünde şapka çıkartıyorlar.

*

Bir nebze benim gibi biri ona bu kadar hayran olurken:

Futbolu bilen…

Futbolda yapılması çok zor hareketleri rahatlıkla yapan biri için söylenen sözleri duydukça…

Futbolu öncelikle yüreğinde hissedip beyninde, aklı ile futbol matematiğini buluşturarak, nerede nasıl vurmak gerektiğini saniyeler içinde nasıl hesaplıyor anlamak güç!

Üstelik, “Adrese teslim” denilir ya, o sadece duran arkadaşlarına değil, koşan arkadaşlarına dahi ‘Adrese teslim’ paslar atarak takımında ayrıcalıklı…

Özellikli…

Ve oyunun gidişatını değiştiren ender futbolcular arasında olduğunu perçinledi gibi.

*

Ve artık bir Türk ve dünya futbol yıldızı olma yolunda emin adımlarla giden Arda Güler’i kulenin en tepesine koyarlarken, ben onu, yetersiz futbol bilgimle değerlendirmeye kalkışırsam eğer, biliyorum elime yüzüme bulaştırırım.

Bilenler konuşuyor, bilmeyenler izliyor ve Arda Güler’i seyretmenin keyfini çıkarıyor.

Ben ise onu yazmak istiyorum.

*

Yine Real Madrid’in Racing Santander’i 3-0 yendiği maçta Arda, Bellingham’a yaptığı asisti ile ilgili Real’in efsane ismi Guti’yi kendine hayran bırakmış.

Guti, Arda’ya övgüler yağdırmış.

Bir Guti mi?

Ronaldo…

Messi...

Daha birçok dünya çapında futbolcu onu hayranlıkla izliyorlar.

Daha doğrusu Arda, büyüleyici futboluyla kendini izletiyor.

*

Arda’nın her maçında on milyonlarca insanı nasıl da mutlu ediyor olduğu...

Heyecanlandırdığı…

Yerinde duramaz hale getirdiği beni ilgilendiriyor.

Attığı gollerle ve verdiği inanılmaz ‘Adrese teslim’ paslarıyla, insanları tribünde hop oturtup hop kaldırışı ilgilendiriyor.

Beni ilgilendiren yanı bu.

Göğsümüzü kabartan biri var! - Resim : 1

Ben onun hem futbol yanına hayranım hem insan yanına.

*

Yolun açık olsun çocuk.

Rabb’im seni önce kendine…

Ailene…

Bize ve futbol dünyasına bağışlasın.

*

Canını acıtacak, seni sakat bırakacak hiçbir krampon ayağına değmesin.

Rabb’im seni her türlü iş kazalarından korusun.

Âmin!

Ülkemin bu karmakarışık durumunda bana o kadar iyi geliyorsun ki belki de bir tek iç sıkıntılarımı seni izlerken rahatlatabiliyorum.

İyi ki göğsümüzü kabartan biri var!

İyi ki sen varsın çocuk!