Yeniçağ Gazetesi'nin bugünkü manşeti...

ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan bölgesel savaş, gözleri gıda güvenliğine çevirdi. Tarıma destek yerine ithalatla çözüm arayan Türkiye için de sağlıklı ve yeterli gıdaya erişimde alarm zilleri çalıyor.
TÜKETİCİNİN REFAHI KALMADI
Türkiye, tarımsal hasılada dünya genelinde 7’inci sırada olmasına rağmen, “sağlıklı ve yeterli gıdaya erişim” açısından 113 ülke arasında 49’uncu sırada yer alıyor. Bölgemizdeki savaşla birlikte tarımın ne kadar önemli olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Tarımsal Bilgi Platformu’nun raporuna göre, ithalata rağmen gıda enflasyonunun düşürülmemesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini zayıflatırken, tüketici refahını da azalttığı belirtildi.
SORUNLAR KRONİK HALE GELDİ
Raporda, hükümetin gıda arzındaki sorunları çözmek için ithalata başvurması, yapısal sorunların kronikleşmesine yol açıyor. Son yirmi yıllık dönemde pamuk, tütün gibi endüstri bitkilerinde, tahıl, bakliyat, yağlı tohumlar, et gibi gıdalar ve soya, mısır, küspe, kepek gibi yem ham maddelerinde ve tarımsal temel girdilerde ithalata bağımlılık yüksek düzeyde bir artış gösterdi. Gıda güvencesi için, iç tüketimde dışa bağımlılığı en aza indirmesi gerekiyor.
500 BİN ÇİFTÇİ TARIMI BIRAKTI
Çiftçinin adeta kaderine terk edildiği vurgulanan raporda, 8 yılda tarım ve kırsal kalkınma desteklerinin reel olarak yüzde 27 azaldığı, çiftçi borçlarının 27,4 milyar dolara fırladığı belirtiliyor. Bu süreçte yaklaşık 500 bin çiftçi ailesinin tarımı bıraktığı, 3 milyon hektardan fazla tarım arazisinin ekilmediği ifade ediliyor. Raporda, anlık ve geçici çözüm için başvurulan ithalatın bir süre sonra gıda güvencesinin tümden yok olmasına neden olduğu kaydedildi.