Yalova’daki IŞİD operasyonunda ölü olarak ele geçirilen teröristlerin daha önce tutuklanıp, sonra serbest bırakıldığı gündeme gelmişti. Bu teröristler hakkında 2024 yılında hazırlanan iddianamede ifadeleri de yer aldı. IŞİD ile bağlantılarını reddeden teröristler selefi fikirleri benimsediklerini de açık açık söylediler. Ölü olarak ele geçirilen Sordabak kardeşlerin hepsi IŞİD ile bağlarını inkar etti. Hatta IŞİD’I terör örgütü olarak gördüklerini ifade ederek takiye yaptılar.


UMUTLU: DİYANET’İN CAMİLERİNDE NAMAZ KILMIYORUM


Yalova baskınında ölü olarak ele geçirilen Zafer Umutlu 29 Kasım 2024 tarihinde polislerce gözaltına alındı. Ancak tutuklanmadı. Zafer Umutlu adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Zafer Umutlu’nun da gözaltına alındığı soruşturmanın hazırlanan iddianamesinde Zafer Umutlu Diyanet’in camilerinde namaz kılmadığını, Ahlak ve Sünnet Dergisinin organize ettiği namazları kıldığını söyledi.
İddianamede Zafer Umutlu’nun ifadesi şöyle yer aldı:

"Kendisinin 2021 yılında askerden geldikten sonra ilk olarak Kuran’a Hizmet Vakfından Nuh Şarman ve Yıldırım Özkan isimli şahıslarla tanıştığını, birebir yaptıkları dini içerikli sohbetlerde inanç ve itikatlarından bahsedip bu şahısların kendisine tebliğ yaptıklarını, bunun üzerine diyanete bağlı imamlar ve hocalar, memleketi Bitlis’te ki Şeyh-Kanaat önderi olan şahıslarla da görüştüğünü hiç birinin söylemlerinin kendisini tatmin etmediğini itikatlarının kendisine uymadığını bu kişilerin Kur-an sünneti üzerine itikatlarının bozuk olduğunu gördügünü, arayış ve araştırmalarını kendisinin yaparak sosyal medya platformlarından özellikle youtube üzerinden Şehadet Mektebi adı altında yayın yapan Murat Gezenler, İbrahim Gadban, Halis Bayuncuk (Ebu Hanzala), Mehmet Yıldız gibi şahısları takip ettiğini, her ne kadar görüşlerini benimsemese de dini anlattığı için Cübbeli Ahmet Hoca, Hüseyin Çelik, Hüseyin Avni, Nurettin Yıldız, Halil Konakçı gibi isimleri de bilgi almak maksatlı takip ettiğini. Kendine göre bir yol çizdiğini bu esnada da inşaatlarda çalışırken Muhammet Kıran ve babası Nevzat Kıran ile tanıştığını, bu şahısların görüş ve itikatlarının kendisine uyduğunu görünce Yalova ilinde faaliyet gösteren Ahlak Sünnet Dergisine Cuma namazlarını kılmak için gitmeye başladığını, Diyanet İşleri Başkanlığının itikadına uymadığı için camilerde imamın arkasında namaz kılmayı istemediğini, Altınova tersaneler bölgesinde çalıştığı dönemlerde Musa Sordabak tarafından kıldırılan alternatif Cuma namazlarına katıldığını ve bu şahıs tarafından okunan Cuma hutbesini dinlediğini, Ahlak Sünnet Dergisine ara sıra Cuma namazı kılmak dışında da gittiğini, bu dergide Cuma namazlarını Ömer El Kürdi olarak tanıdığı ve Diyarbakırlı olduğunu bildiği isminin sonradan Mehmet BAL olarak öğrendiği şahsın kıldırdığını, hutbe verdiğini ayrıca şahsın bu dergide cumartesi sohbetleri yaptığını kendisinin de bu şahsın verdiği sohbetlere birkaç kez gittiğini, bu sohbetlerden birinde gerçek ismini bilmediği Mamosta Osman El Kürdü isimli şahsın sohbet verdiğini, Adana ilinde Ahlak Sünnet Dergisinin açılışının olacağını duyunca 600TL para verip dergideki şahıslar ile birlikte 2023 yılında Adana iline gittiğini ancak açılışa katılmadığını gruptan ayrılıp amca kızı Mizgin Umutlu'’yu ziyarete gittiğini, Adana’ya birlikte gittiği şahısları tanımadığını, yeni tanıştığı için herkesin ismini bilmediğini. Ahlak Sünnet Dergisi kapandıktan sonra yeni açılan İstikamet Kitapevine birkaç kez pazartesi günleri akide derslerine katılmak için gittiğini, bu şahısların ahlak sünnet dergisi ile bağlarının olduğunu bilmediğini, (…)”

HER ŞEYİ İNKAR ETTİ

Operasyonda ölü olarak ele geçirilen Sordabak kardeşlerden birisi de Lütfü Sordabak. Lütfi Sordabak da Zefer Umutlu’nun gözaltına alındığı operasyonda gözaltına alındı. Lütfi Sordabak da adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı. Lüfti Sordabak kendilerinin bu yapı içerisinde olmasını istemediği basının akıl hastası olduğunu iddia etti ve IŞİD’le bağlantısının olmadığını öne sürdü.

Lütfi Sordabak’ın ifadesi şöyle:

“Daha önce Ahlak sünnet isimli derneğe gidiyordum yaklaşık 1 yıldır gitmiyorum. İstikamet kitapevine ise hiç gitmedim. Bana sormuş olduğunuz isimlerden Zafer Umutlu ve Yusuf Görmez'i tanıyorum. Haşem ve Mehmet kardeşlerimdir. Bayram Kalkan, Dindar İslam, Mehmet Fırat isimli şahısları tanımam. Ahmet Omar isimli şahsı tanımıyorum. Youtube'da videolarının olduğunu biliyorum ancak hiç izlemedim. Osman Akın isimli şahsı da tanımıyorum. Ahlak Sünnet'te katıldığım toplantılarda bize Cihad ile ilgili bir eğitim ve bilgi verilmedi. Sadece siyasal sohbetleri yapıldı. Yunus Çelik'i tanırım. Bir ara firma kurmuştum borç para almıştım, sohbetlerde de görmüşlüğüm vardır. Şüphelilerden Sedat Gürsoy’u tanımam. Yunus Çelik'i tanırım. Bu şahıslardan ele geçirilen notlarda ‘Cemaat fertlerinin sıradan insanlar olmadıklarını birbirlerine organik bir bağ ile bağlı olduklarını dava ellerinin İslam karşıtlarına dikilecek tağutlara karşı maddi ve manevi yapıya ulaşması gerektiği, hem kendilerini hem de birbirlerini gizlemeleri gerektiği toplantı merkezinin gizli olması gerektiği şahadet ve zafer gününe hazır olmaları , yaptıkları işleri bir rapor halinde lidere sunmaları gerektiğini, elektronik cihazları asla tanımadığı güvenmediği kimlere yaptırmamaları gerektiği, görevden önce ve görevden sonra toplanacak mekan belirlenmesi gerektiği, notların şifrelenmesi gerektiği, ayrıca Irak savaşı ile kır gerillası anlayışından şehir gerillası anlayışına geçildiği, tevhit uğruna savaşan kardeşlerin şehirlere yönelen savaş taktiklerini iyi analiz etmeleri gerektiği" şeklindeki siyasal notları ve emniyet başlıklı notlarda geçen konulardan haberim yoktur, bize böyle bir eğitim verilmemektedir. DEAŞ terör örgütüne müzahir telegram kanallarından haberim yoktur, Horasan ordusu isimli gurubu ve bu grubun ‘Horasan ordusu Horosan'dan çıkan kara bayrakları gördüğünüzde kar üzerinde sürünerek dahi olsa o orduya katılın çünkü onların içinde Allah'ın halifesi mehdi vardır’ şeklindeki çağrıdan haberim yoktur. Zafer Umutlu, Bayram Kalkan, Haşem Sordabak Mehmet Cavit Sordabak, Yusuf Görmez, ve Dindar İslam'ın bu çağrı üzerine Pakistan'a gitmek için pasaport çıkardıkları konusunda bilgi sahibi değilim.

İkametimde yapılan aramada ele geçirilen gizlilik ile ilgili siyer notları da kendi notlarımdır. Peygamber efendimiz döneminde de dinin yeni yapıldığı zamanlarda gizliliğe riayet edilmesi gerektiğine dair bilgiler vardı bende bu sebeple bu bilgileri not etmiştim. Daha önce annemin abim Mehmet Can Sordabak'ın yanında kalması olayında babamın annemi zorla geri götürmeye çalışması sebebiyle kardeşlerim arasında tartışma çıkmış, bu tartışma sırasında silah da kullanılmış ancak ben olay yerinde yoktum, bu sebeple olayın ayrıntısına dair bir bilgim yoktur. Babam ve diğer kardeşlerimin benim ve ahlak sünnet sohbetlerine katılan kardeşlerim DEAŞ terör örgütü ile bağlantılı olduğuna dair söylemlerine katılmıyorum, dedemin söylediğine göre babam akli dengesini yitirmeye başlamıştır, bizim sakalımıza sebepsiz yere karışmaktadır. Annemle ilgili yaşanan olaydan sonra da ben babamın çok sağlıklı düşünmediğini düşünüyorum. Hatta bir hastaneye gidip tedavi olmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Benim terör örgütü ile bir bağlantım yoktur.”

HAŞEM SORDABAK: DEVLETİN TAĞUT OLUP, OLMADIĞINI BİLMİYORUM

Sordabak kardeşlerden Haşem Sordabak da kardeşi gibi her şeyi inkar eden bir ifade verdi. Ahlak ve Sünnet dergisini Youtube’dan takip ettiğini söyleyen Haşem Sordabak ifadesinde şunları söyledi:

Üzerime kayıtlı silahım yoktur. Olay gecesi kullandığım silahı tanımadığım birinden 2 ay önce 8500 TL karşılığında aldım. Bu silahı Kirazlı Sanayi arkasında görsem tanıyamayacağım bir şahıstan aldım. Bu silahı ailemle olan sıkıntılardan dolayı aldım. Bizi tehdit ediyorlardı bende tedbir amaçlı bu silahı edindim. Ailemin Mehmet Cami Sordabak’ın evine gittiğini öğrence silahımı yanıma alarak olay yerine gittim. Ben bu silahı normalde üzerimde taşımam. Birkaç defa Ahlak ve Sünnet Dergisindeki derslere katıldım. Ben bu dergiye bizim mahallede olduğu için tabelalarında Kuran yazısını görünce merak ederek girdim, beni kimse buraya gitmem için yönlendirmedi. İlk olarak Youtube'de reklam vardı ilgimi çekti, Mamoste Osman’ın konuşması vardı, daha sonra dergiye gittik. Buradaki dersleri bazen Ömer El Kürdi bazen de Mamoste Osman denilen şahıs veriyordu. Ben buraya birkaç gittim. Yaklaşık 4 – 5 aydır gitmiyorum. Daha sonra ahlak sünnet kapandı, belediye mühür vurduğu için kapandı. Ben bu şahısların yeni yer açıp açmadığını bilmiyorum. Çatışma bölgeleri irtibatlı kimseyi tanımıyorum. Tağut şeytandır, sihirbazlardır, bide Allaha düşman olan her şeydir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tağut olup olmadığını bilmiyorum."

ABİ SORDABAK: IŞİD TERÖR ÖRGÜTÜDÜR

Çatışmada ölü olarak ele geçirilen Sordabak kardeşlerin en büyüğü Musa Sordabak da üzerine atılı suçlamaları reddetti. Türkiye Cumhuriyeti’nin darulharp olup olmadığı konusunda da yorumu din alimlerinin yapacağını söyledi.

Musa Sordabak “Üç gündür gözaltında bulunduğum süre içerisinde bana Kuran ve hadislerle ilgili sorular Soruldu. Ben Hz. İbrahim'in dini üzereyim, bunun dışında bir inancım yoktur. babam daha önce Gemak Tersanesinin önünde Cumhurbaşkanının IŞİD'i kurduğunu, benim de IŞİD'e üye olduğumu bağırarak söylemiştir. Ancak bu beyanları çelişkilidir, ben yaklaşık 4 yıl önce Kuran'ı Kerim'i okudum. Buna göre kendime çeki düzen verdim. Sakal bıraktım, kılık kıyafetimi buna göre uyarladım, babam bir süre buna bir şey demedi. Ancak daha sonra amcam memleketimiz olan Bitlis'e gitmiş, orada çevresindekiler sakal bırakanları IŞİD üyesi olduğunu söylemiş, Yalova'ya geldiğinde bunu babama söyledikten sonra babam bana engel olmak istedi. ‘Ya ban düşman olacaksın, ya da sakalını keseceksin’ dedi. Ben ikisini de yapmayacağımı söyledim. Babamın hakkımdaki beyanlarını kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçlama doğru değildir. El-Kaide, Deaş, Tahrir Eşşam gibi hiç bir örgüte üye değilim. Bunlar hepsi terör örgütüdür. Türkiye'nin Darrul Harp olup olmadığı hususunda benim söyleyeceğim bir husus yoktur. Bunu ancak bir din alimi söyleyebilir” diye ifade etti.