DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık dün akşam saatlerinde Meclis kürsüsüne çıkıp bir konuşma yaptı.
Sırrı Sakık konuşmasının bir bölümünde yükselerek İYİ Partililere “Siz de başımızdan çekin gidin. Yoksa gereken her şey, kavgaysa kavga yaparız” diye tehditler savurdu.
Tehditler karşısında İYİ Partililer tepki gösterince ise Meclis kürsüsünde tehdit diline sesi çıkmayan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan “Dinleyin ya” diyerek İYİ Partilileri azarlamaya çalıştı.
İYİ Parti Milletvekili Şenol Sunat, Sırrı Sakık’a yanıt vererek “Sizden hiçbir şey olmaz. Siz Türkiye partisi olmadığınız müddetçe yok hükmündesiniz” dedi.
“Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir” diyen İYİ Partili Şenol Sunat şöyle devam etti:
“Buna hakkınız yok. Bu milletin sinir uçlarına dokunuyorsunuz. Kürt kardeşlerimizi sizin tahakkümünüzden kurtaracağız.”
Oturumu yöneten Pervin Buldan’ı ise Şenol Sunat “Sayın Başkan, lütfen hitap tarzını koruyun” diyerek uyardı.
Pervin Buldan ise provokasyonun önüne geçmek yerine tepkileri artıran hamleyi yaptı, Şenol Sunat’ın mikrofonunu kapattı.
YA O TEHDİDİ İYİ PARTİLİ VEKİL YAPSAYDI?
Altını çizelim, DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık Meclis’teki konuşmasında İYİ Partililere “Siz de başımızdan çekin gidin. Yoksa gereken her şey, kavgaysa kavga yaparız” dedi.
Peki, bu tehdit dilini İYİ Partili bir vekil kürsüde söyleseydi ne olurdu?
“Provokatör”, “Provokasyon”, “Kandan beslenenler”, “Kan dökmek için pusuda bekleyenler”…
Daha sayalım mı?
Evet, bir milletvekili Meclis kürsüsüne çıkıp “Siz de başımızdan çekin gidin. Yoksa gereken her şey, kavgaysa kavga yaparız” diyorsa bu provokasyondur!
Ancak, hangi partili olursa olsun provokasyondur!
Öncelikle bu tespitin önemini tüm siyasetin anlaması gerekir.
SIRRI SAKIK NEDEN PROVOKASYONA KALKIŞTI?
İlk sorunun önemi ve gereği anlaşıldıktan sonra şu kritik ikinci soruyu sormalıyız; Sırrı Sakık neden bu provokasyona kalkıştı?
Bunun sorunun yanıtı için öncelikle Sırrı Sakık’ın konuşmasının başına dönmek gerekiyor.
Sırrı Sakık sözlerine şöyle başlamıştı: “İsrail’e, Kürtleri yok etme karşılığında Şam yolunu açanlar; Kürt düşmanlıklarını şimdi de ‘Siyonizm karşıtlığı’ yalanının arkasına saklıyorlar.”
Yani, “Biz İsrail ile kol kola değiliz, neden Suriye’de bize saldırıyorsunuz?” diye soruyordu Sırrı Sakık…
Sırrı Sakık’ın konuşmasının bir kırılma noktasını olduğunu anlamak için ise biraz daha geriye gitmek gerekiyor.
Suriye’de Halep’te SDG yani PKK, Suriye ordusunun müdahalesiyle iki mahalleyi terk edince Sırrı Sakık, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e seslenip şunları ifade etmişti:
“Milli Savunma Bakanı, Halep’te Kürtlerin cihatçı gruplar tarafından katledilmesini ‘memnuniyetle karşıladıklarını’ ve bunun için ‘destek verdiklerini’ söylüyor. Soruyorum: Kürtleri katlettikleri için cihatçıları alkışlayan, bu katliamlardan memnuniyet duyan bir anlayış bu halkla nasıl barışacak?”
Tam da bu noktada eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın önceki gün paylaştığı mesajını hatırlamak gerekir:
“KCK, PKK, SDG, YPG, bilumum üç harfli bu örgütlerin tamamı aynıdır, hepsi terör örgütüdür. Daha önce tecrübe edildi, terör örgütleriyle müzakere olmaz, mücadele edilir. Hele İmralı’nın aklına, terör örgütlerinin insafına hiç ihtiyaç yoktur. Yeni bir sayfa açılmalıdır.”
Yani ilk kez Terörsüz Türkiye’yi başından bu yana destekleyen Şamil Tayyar süreç defterinin kapandığını söylüyordu.
Bu böyle midir, önümüzdeki süreç gösterecek fakat şu bir gerçek ki bu sürecin Türkiye’yi tehlikeye atacağını en net ortaya koyan ve etkili siyaset yürüten İYİ Parti olmuştu.
Dolayısıyla Sırrı Sakık’ın İYİ Parti’ye yönelik provokasyonu, bu yaşananları hatırlayınca daha net anlaşılıyor.
Elbette, büyük siyasi fikirler provokasyon tuzağına düşmez!
Meclis'te küstah tehdit: İYİ Partili Sunat: Siz milletin değil, terör örgütünün temsilcisisinizGündem