Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, yeni kitabı “Ordu ve Siyaset” için düzenlenen söyleşi ve imza günü kapsamında bugün Bursa’da 23. Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluştu.

Söyleşide Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları nedeniyle Türkiye’deki eğitim sistemi ve sistemdeki sorunlara değinen Özdağ, Zafer Partisi’nin çözüm önerilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

1980’li yıllara yaklaşırken ilkokul, ortaokul ve lise eğitimini yaptığını belirten Özdağ, bu dönemlerin oldukça sorunlu olduğunu ifade ederek, “1970’li yıllar, 12 Eylül’e kadar Türkiye’de olağanüstü zor, terörün ve siyasi çatışmaların gündeme hakim olduğu yıllardı. Okulların önünde, okulların içinde çatışmalar olurdu. Bu ortamda beş binden fazla genç hayatını kaybetti, kan gövdeyi götürdü Türkiye’de” dedi.

“TÜRKİYE'DE TERÖRÜN ZİRVEYE ÇIKTIĞI DÖNEMDE BİLE HİÇ ORTAOKULDA KAN DÖKÜLMEDİ”

Siverek ve Kahramanmaraş’ta Amerika’da benzerleri görülen okul saldırıları olduğunu belirten Özdağ, “Türkiye'de üniversitelerde terörün en yüksek olduğu dönemlerde üniversitede terörler olmuştu, bombalamalar olmuştu ama Türkiye'de terörün zirveye çıktığı dönemde bile hiç ortaokulda kan dökülmemişti. Ortaokulda kan döküldü ve birçok anne baba ertesi gün, ondan sonra iki gün çocuklarını okula yollamadılar” ifadelerini kullandı.

"Buraya nasıl geldik ve buradan nasıl çıkarız" diye soran Özdağ, şöyle devam etti:

- "Sadece buraya gelişten kastım bu elim hadise nasıl oldu değil, eğitimde buraya nasıl geldik? İlkokulun dört sene olmasına nasıl geldik? Dört, üç ve dört sistemine nasıl geldik? Bu sistem ortaya ne çıkartıyor? Sonra üniversitelerin bugün içinde olduğu noktaya nasıl geldik? Ben esas bunları sizinle konuşmak istiyorum arkadaşlar.

“ÖZEL OKULLAR TEŞVİK EDİLDİ”

- İlkokulların beş sene olması doğru bir eğitim yapılanmasıydı. Dört seneye düşürülmesi ideolojik bir karardı ve bu ideolojik kararla dört seneye düşürdüler ilkokul eğitimini. Bu bir yanlıştı. Bu yanlış, yaz-kış uygulaması, saati uygulamasının gündemden kaldırılarak bir başka yanlışla ve eğitimi doğrudan etkileyen yanlışla, yine ideolojik bir kararla daha da güçlendirildi.

- Eğitim bir insan hakkı ve yurttaş hakkı olmasına ve sağlık gibi esas olarak kamu tarafından yani devletin okullarında bu eğitimin kaliteli bir şekilde genç yurttaşlarımıza verilmesi, devletin asli yükümlülüğü iken devlet okullarının değersizleştirildiği ve özel okulların teşvik edildiği bir süreci yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.

“DEVLET OKULLARININ KALİTESİ BİLİNÇLİ ŞEKİLDE DÜŞÜRÜLDÜ”

- Keza sağlıkta da böyle esas sağlık hizmetlerinin devlet tarafından ve kaliteli şekilde verilmesi gerekirken, nasıl hastanelerde özel hastaneler teşvik ediliyorsa ve Türk sağlık sistemi özel hastane sahipleri tarafından yönetiliyorsa, eğitim sisteminde de kolejler ön plana çıkartıldı.

- Hiç kimse çocuğunu devlet okuluna yollamayı düşünmüyor ve eğer imkanı varsa yani maddi olarak bunu üstlenebilecek durumdaysa kesinlikle özel okula yollamaya çalışıyor. Oysa sağlık sistemi gibi eğitimde de devlet okulları esas olmalı. Ancak devlet okullarının kalitesinin bugün olduğu gibi olması kabul edilemez. Bu iktidar döneminde devlet okullarının kalitesi ve eğitimin kalitesi adeta bilinçli bir şekilde düşürülmüştür.

“İLÇEDE ÜNİVERSİTE AÇMANIN AMACI ESNAFIN İSTİHDAMINI DÜŞÜNMEK”

- Liselerde biz imam hatip mi olsun, düz lise mi olsun tartışması yapılırken meslek liselerinin sayısı azaldı ve adeta en fazla ihtiyaç duyduğumuz lise formatı ortadan kaldırıldı. Yanlış bilinç gençlere veriliyor. Herkes üniversite mezunu olmalı. Hangi bölümden olursa olsun hiçbir önemi yok. Yeter ki bir üniversite olsun. O kadar yanlış ve o kadar sizi hayatta kayba uğratan bir anlayış ki bu. Öyle üniversite bölümlerini öyle ilçelerde görüyorum ki, hayattan 4 sene çalıyor.

- Oysa gayet iyi biliyorum ki birçok üniversiteler açılırken amaç daha kaliteli eğitim alacak gençlerin hayata hazırlanması, Türkiye için daha güzel üretim yapabilecek gençlerin yetişmesi, kendilerini daha iyi yetiştirmesi değil. Üniversiteyi ve fakülteyi açarken x ilçesindeki esnaf nasıl daha fazla istihdam yapar, oradakiler öğrencilere nasıl daha fazla evlerini kiraya verebilirler diye üniversitelerin belirli bölümleri belirli ilçelere taşınıyor.

- Yani üniversite öğrencisi, Türkiye'nin geleceğine kendisini hazırlayan genç Türk vatandaşı olarak değil, doğrudan bir tüketici ve tedarikçi olarak görünüyor bu insanların gözünde. Oysa böyle üniversite zihniyeti olmaz. Böyle üniversite eğitimi de olmaz.

“İLKOKUL TEKRAR 5 SENE HALİNE GELECEK”

- Anaokullarını yüzde 100 seviyesine çıkartacağız. İlkokulu tekrar beş sene haline getireceğiz ve apartman okulları yasaklayacağız. İlkokullar kampüs okuluna dönüşecek. Yani geniş bahçe içinde ve kapalı ve kapalı-açık spor alanları olan, zemin kat artı iki kat olmak zorunda. Üç kat olmayacak. Her mahallede böyle bir okul olacak. Öğrenci sayısı da 20'yi aşmayacak. Çünkü yüzbinlerce atanamamış öğretmen var Türkiye'de.

“KÖY OKULLARINI YENİDEN AÇACAĞIZ”

- İki, köy okullarını tekrar açacağız. Bir köyde bir tane öğrenci olsa bile bir tane öğretmen muhakkak olacak. Köylerde tekrar andımız okunacak ve İstiklal Marşı bayrak töreni yapılarak gerçekleşecek. Köyü yok edersen Türkiye’yi yok edersin. Onun için Büyükşehir Yasası’nın kaldırılması lazım. Köyler tekrar canlanmak zorunda. Köyde canlanma için ilkokulun varlığı şart. Sonra 5-6 köyün ortasında tarım lisesi kuracağız. Ortaokul ve liselerde devlet okulu muhakkak kampüs şeklinde olacak, spor tesisleri ve bahçe içerisinde. Burada da apartman okul yasaklanacak.

“UYUŞTURUCU VE SANAL KUMARLA MÜCADELE EDECEĞİZ”

- Bu eğitim sırasında muhakkak iki şeyle mücadele edeceğiz. Gençliği bunlardan uzak tutmamız gerekiyor. Bir uyuşturucuyla mücadele edeceğiz, iki sanal kumar ile mücadele edeceğiz. Çünkü uyuşturucu ve sanal kumar Türk gençliğini hedef alıyor. Uyuşturucu bulmak çok kolay hale geldi. Sanal kumarı cebimizde taşıyoruz, devlet oynatıyor. Bunun böyle devam etmesi mümkün değil.

- 3 milyondan fazla gencimiz uyuşturucu tuzağına düşürülmüş durumda. Baronlar yabancı işgal ordularının keşif kollarını oluşturuyorlar. Buna çok sert bir şekilde dur demek zorundayız. Onun için hem 'Uyuşturucuyla Mücadele Yasası' diye bir yasa hazırladık, hem de 'Sanal Kumarla Mücadele Yasası'… Ve bağımlılıkta tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Yani ben tedavi olmak istemiyorum… Böyle bir seçenek yok. Uyuşturucuya bulaşmış bütün gençlerimiz zorunlu tedavi süreci içerisine alınacak.

“İRAN ROKETLERİ BİLİMLE YAPIYOR”

- Hepiniz İran'a yönelik Amerikan İsrail saldırısını izliyorsunuz televizyonlarda. İran çok din devleti falan ama bu roketleri din ile yapmıyorlar. Bu roketleri bilimle yapıyorlar. Bu süpersonik füzeyle dünyanın en büyük uçak gemisini vurdular. Aynı anda 17 yerinden saldırdılar uçak gemisine. O füzeyi yapmaları tesadüf değil. İran'daki üniversiteler Türk üniversitelerinden dünya sıralamasında öndeler. Bizim ilk 100’de ilk 200’de yok. Bizim ilk 500'de var. İranlıların ilk 100'de de var, ilk 200'de de var. Gelin bu eğitim sistemini değiştirelim. Bu eğitim sistemini değiştirmek için gelin AK Parti’yi değiştirelim. Yusuf Tekin'i değiştirelim. Onun için de Zafer’de toplanalım. Zafere birlikte yürüyelim."