YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN / Sıcak Analiz
İnternet sitemizde, “Akıllarına yeni mi gelmiş” başlığıyla yer alan haberi okumuşsunuzdur. Ümit Özdağ, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı İstanbul’da deprem tehdidine karşı sanayi tesislerini Anadolu’da 14 ile taşıma projesi geliştirdiğini ifade ederek "24 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin aklına bu proje yeni gelmiş." diye soruyor. Ümit Özdağ’ın haklı sorusuna itirazım yok ama önce, dün, iktidara yakın medya organlarında yer verilen haberin özetini şöyle bir hatırlamakta fayda var;
-Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda Marmara bölgesindeki aşırı yoğunlaşmanın azaltılması, muhtemel bir depreme karşı tedbir alınması ve ülke genelinde dengeli bir sanayi dağılımı sağlamak maksadıyla İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere farklı sanayi havzaları oluşturulacak.
-İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 OSB’nin yanı sıra büyük sanayi tesisleri, ulaşım ve enerji altyapısı açısından kritik görülen altyapıların, depremlere karşı risk durumlarının tespit edilmesine yönelik bir çalışma başlatıldığı söyleniyor.
-Ortaya çıkacak veriler ışığında, sanayi bölgeleri planlamasında yer seçimi açısından dikkate alınması gereken hususları içeren bir rehber hazırlanması bekleniyor.
-Bu çalışmanın Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile birlikte yürütüleceği söyleniyor.
Belirlenen illerin Kastamonu, Samsun, Ankara, Amasya, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Konya, Niğde, Karaman, Mersin olduğu iddia ediliyor.
-Göç edilecek şehirler belirlenirken deprem riskinin en az olduğu dördüncü ve beşinci grupta yer alan şehirlerin seçildiği söyleniyor. Bunun nedeni ise fay hattı üstünde kurulu olan Bursa'nın Türkiye'nin en çok OSB bulunan ili olması.
En büyük sanayi kuruluşlarının 79'u da birinci deprem bölgesinde yer alan Kocaeli'de bulunuyor.
OSB sayısında Bursa'dan sonra gelen Tekirdağ da ikinci derece deprem riski taşıyor. Yeni göç planıyla hem nüfusun orantılı bir şekilde dağıtılacağı hem de sanayinin güvence altına alınacağı belirtiliyor.
*
Deprem tehlikesi , Türkiye’nin yeni gerçeği değil!.. Bu haberi okuduktan sonra, saray iktidarının “proce”ci yapısını yakından bilen ve her “proce” den nasıl büyük rantlar yaratıldığına, yandaşların servetlerine nasıl servetler katıldığını takip eden bir gazeteci olarak içime kurt düştü. Bir de toplumda yaşanan haklı deprem korkusu ile çok güzel bir psikolojik kamuflaj yaratılmamış mı?.. Uzmanına sorduk;
Sanayi tesislerini bu bölgede kurulma amaçlarının ulaşım ve enerjiye ulaşımda kolaylık nedeniyle Osmanlı devletinden bu yana kurulduğuna dikkat çeken Pamukkale Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. İkbal Vurucu, “Bu bölgede Cumhuriyetin kuruluşundan önce bir sanayi tesisleşmesi görüyoruz. Bunun da nedenleri belli. Deprem riski nedeniyle bunları söz konusu bölgelere taşıdığınızda başka güvenlik risklerini de hesaba katmanız gerekir. ABD, İsrail ve Rusya gibi devletler Suriye’de komşumuz pozisyonuna geldi. Taşımak yerine güçlendirme çalışmaları yapmak maliyetler ve stratejik açıdan daha uygun olabilir. Bu konunun çok iyi analiz edilmesi gerekir” dedi.
Böyle bir projenin hayata geçirilmesi öncesinde çok ciddi olarak analiz çalışmalarının yapılması gerektiğinin altını ısrarla çizen Dr. Vurucu, şunları ifade etti:
“Sanayileşmeniz Osmanlı döneminden bu yana Marmara bölgesi şehirlerinde yapılanıyor. Bunun da temel nedeni girişimcileri ulaşım olanaklarına olsun, enerji olanaklarına olsun daha rahat ulaşabilmeleri. Öte yandan Cumhuriyet ile birlikte örneğin Kayseri, Konya gibi illerimiz ve diğer bazı illerimiz buralara yan sanayi tesisleri kurdular. Adı geçen bölgelerde bir sanayileşme zaten var. Öncelikle bunları geliştirmek önemli. Sözü edilen proje geniş kapsamlı ve Türkiye açısından çok önemli değişiklikler yaratabilecek bir proje analiz çalışmalarının milli güvenlik politikalarını da dikkate alınarak yapılması gerekir.”
Devletlerin milli güvenlik politikalarını en önemli unsurlarından birisinin de sanayi tesislerinin bulunduğu yerler olduğunu kaydeden İkbal Vurucu, “Marmara bölgesinde deprem riskinin vereceği zarar elbette dikkate alınması gereken bir unsur. Buradaki tesislere deprem güçlendirme çalışmaları yaparak çözüm bulmak bugünkü şartlarda daha akılcı geliyor. Unutmayalım ki, Türkiye bir NATO ülkesi. Konya’daki askeri bölgede NATO ülkeleri ve İsrail eğitim uçuşları yaptı, yapıyor. İsrail’in bu bölgeyi tanımaması mümkün mü? Bu soruyu kendimize soralım ve yanıtına uygun olarak bir değerlendirme yapalım. Buraya sanayi tesislerimizi getirmek milli güvenlik politikaları açısından nasıl bir risk yaratır? Kaldı ki artık güney sınırımızda ABD, İsrail ve Rusya komşumuz konumunda” ifadelerini kullandı.
Marmara Bölgesinde bulunan tesislerin taşınması durumunda başka sosyal sorunlarında oluşabileceğini dile getiren Dr. İkbal Vurucu, “Her şeyden istemeseniz de istihdam problemi oluşacak. Herkes sanayi tesislerini olduğu bölgelere yerleşemeyebilir. Bu projenin sosyal gerekçesi ve sonuçlarının da iyi analiz edilmesi gerekiyor. Marmara Bölgesine ise en yakın tehdit Yunanistan’dan gelecektir. Türkiye bu konuda yıllardır hazırlıklı” dedi.
*
Kanal İstanbul’u sizlerde benim gibi çok iyi hatırladığınızdan emin olduğum için bu satırları kaleme alıyorum. Peş peşe gelmesi herhalde tesadüf değildir!..
Ümit Özdağ’ın, bu projenin milli güvenlik risklerini nasıl ıskaladığını, arkasında nasıl rant hesapları olabileceğini dile getirmemesine çok şaşırdım. Özdağ'ın, iktidarın söz konusu projesinin Zafer Partisi’nin 4 Deniz 4 Bölge Projesinden "kopya çekilerek" yapıldığını ileri sürmesi de çok dikkat çekiciydi.
E, o zaman bir hatırlatma daha yapmak farz oldu!..
CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu döneminde 2015 seçimleri öncesinde, iktidarın bu projesine benzer “yüzyılın projesi” diyerek “Merkez Türkiye” projesini hazırlamıştı. Ümit hoca çok haklı. Saray iktidarı kopyacılıkta rakip tanımaz!.. CHP iktidar gelip de o projeyi hayata geçirebilseydi “kişi başı gelir 33 bin dolara çıkacak” tı!.. Ümit Özdağ’a, AKP’nin projesiyle, bazı malum kişilerin gelirlerinin ne olacağına bakmasını öneririm…