Sermaye piyasasında bir skandal açıldığında resmi dil hazırdır: yatırımcı korunacak, tasfiye düzenli olacak, soruşturma derinleşecek. Tera–Pusula hattında 21 Eylül 2026 itibarıyla görünen tablo daha sade. Yolsuzluk iddiası savcılıkta; donmuş birikim evde. Denetim geç geldiğinde ortaya çıkan fatura, bir kez daha halkın omzuna biner. Bu, eski borçların, enflasyonun ve kiranın yanına konmuş "yeni bir yük.
SPK’nın 17 Eylül kararlarıyla yedi portföy şirketinin TEFAS fonları işleme kapatıldı. Güncel listede "131 fon tasfiye" kapsamında. Tera Portföy’de tasfiye edilen kısım "6 fon" yetkili banka "İş Bankası. Diğer altı şirkette süreç "Ziraat Bankası" üzerinden yürüyor. Tasfiye davayı beklemez. Bankalar varlık satıp pay dağıtır. Mahkeme ileride ek tazminat tartışması açabilir. Bugün vatandaşın parasına giden yol, kademeli satış ve bekleyiştir.
Bu yük neden “bir yük daha”?
Türkiye’de tasarruf zaten dar. Maaşın bir kısmı kira ve gıdaya, bir kısmı borca, kalanı “bozulmasın” diye fona gider. Para piyasası fonu birçok evde vadeli mevduatın yerine konur: yarın çekilir sanılır. Serbest fon, “yüksek getiri” vaadiyle aynı evin ikinci zarfı olur. Kriz bu iki zarfı aynı anda kilitler.
Yükün birinci katmanı "erişim". Para duruyor gibi görünür; harcanamaz. İkinci katman "zaman".
SPK 20 Eylül’de tasfiye süresini üç aydan "altı aya" çıkardı. Enflasyonist bir ekonomide altı ay, resmi kayıptan önce alım gücünün erimesidir. Üçüncü katman "fiyat". Varlıklar acele ve kontrollü satılınca iskonto riski doğar. Satışın maliyeti de pay sahibine yansır. Dördüncü katman *güven*. Bir sonraki maaş artığı yeniden fona gitmez; yastık altına, dövize, altına kaçar. Sistemin uzun vadeli faturası budur.
Yolsuzluk “denetlenirken” halkın yoksullaşması tesadüf değildir. Büyük işlem şüphesi hissede, bağlı şirkette, yönetim katında aranır. Görünür zarar ise katılma payındadır. Payın sahibi çoğu zaman skandalın mimarı değil, son halkasıdır.
Hangi Tera fonlarında para bekliyor?
Tasfiye listesi:
- TLY— Tera Portföy Birinci Serbest Fon
- Tera Portföy Dördüncü Hisse Senedi Serbest (TL) Fon
- T3B— Tera Portföy Üçüncü Hisse Senedi Serbest (TL) Fon
- THF— Tera Portföy Hisse Senedi (TL) Fonu
- TP2— Tera Portföy Para Piyasası (TL) Fonu
- Tera Portföy Para Piyasası Katılım (TL) Fonu
THF sonradan eklendi. Tera önce 5, sonra 6 fon. Toplam 131. Kabaca: Pardus ~42, Hedef 31, Atlas 16, Bulls 15–16, Pusula 11–12, A1 Capital 9, Tera 6.
TEFAS’ta kapatılan fon ile tasfiye edilen fon aynı değil. Aynı ailede bir fondan kısmi iade görülmüş, yan fonda para tamamen kuyruğa girmiş olabilir. Kurum için bu bir sınıflandırma. Vatandaş için aynı ayın faturasını hangi zarftan ödeyeceğini bilememektir.
300 milyar TL’lik kaçış talebi, kesilen ödeme.
Tera Portföy 20 Eylül’de KAP’ta iade taleplerinin yaklaşık "300 milyar TL"'lik topyekûn çıkışa döndüğünü yazdı. Tasfiye dışı dört fonda (TRJ, FSU, TMM, TRU) 16–18 Eylül’de ödeme yapıldığını; 18 Eylül’de Takasbank kısıt ve blokeleriyle ödemenin durduğunu bildirdi. Tasfiye fonları İş Bankası’na bırakıldı.
Bu rakam yalnızca “şirket nakit bulamadı” demek değildir. Aynı anda çıkmak isteyen yüz binlerce pay, portföydeki hisse ve diğer varlıkların bir günde satılamayacağını gösterir. Satılamayınca da “nakit gibi” anlatılan ürün, bekleyen alacağa döner. Tasfiye fonlarının toplam büyüklüğü kamuoyuna yansıyan hesaplarda 760–840 milyar TL bandında; Tera’nın payı ağır. Bu tutarın çoğu spekülatif kasa değil; ev, dükkân, maaş artığıdır.
17 Eylül 13.30 kuralı da yükü eşitsiz dağıtır. İhbarlı fonlarda bu saatten sonraki iadeler ve para piyasası fonlarında valör saatinden sonraki talimatlar tasfiye kapsamına alındı. Öğleden sonra “sat” diyen ile sabah diyen aynı ihtiyacı taşıyor olabilir. Kesme saati ihtiyaca bakmaz.
Kim tutuklu, kim gözaltında -ve bu halkın parasını hemen çözmez
Pusula Portföy YKB Muhammed Yarız tutuklu. İbrahim Bekçi, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova erken dalgada gözaltına alındı. 19 Eylül’de Emre Tezmen, Serdar Turhan, Alper Öztürk, Emre Alkin, Kerem Alkin gözaltına alındı; Tezmen ve Öztürk’ün makam odalarında arama haberi var. 20–21 Eylül’de Tera yönetim kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan’ın da gözaltına alındığı duyuruldu. 48–51 kişiye yurt dışı yasağı ve malvarlığı tedbiri kondu. Bekçi’ye 2 yıl işlem yasağı, lisans iptali ve 107/1 suç duyurusu geldi.
Adli işlem hesap sorar. Hesap sormak, kira gününü ertelemez. Malvarlığı tedbiri şüphelinin kaçışını keser; katılma payı sahibinin market fişini kesmez. İki hat paraleldir: savcılık ve banka. Halkın günlük hayatı ikinci hatta takılır.
Yükün görünmeyen yerleri
Bir: Küçük payın sessizliği.Büyük kurumsal yatırımcı avukat ve nakit tamponuyla bekler. Asgari ücretlinin, emeklinin, esnafın tamponu yoktur.
İki: İşletme kasası.Para piyasası fonu bazı dükkânlarda “ertesi gün çekilir” diye tutulur. Kilitlenince tedarikçi ödemesi, çek, SGK ve kira aynı anda sıkışır. Kriz yalnızca borsa haberi olmaktan çıkar; mahalle ekonomisine iner.
Üç: Yangın satışı.Hisse yoğun fonlardaki kâğıtlar kontrollü de olsa piyasaya çıkınca fiyat baskısı doğabilir. O baskının bir kısmı, skandalla ilgisi olmayan başka tasarruf sahibinin portföyüne de bulaşır. Yük yayılır.
Dört: Bilgi asimetresi. MKK mutabakatı, haciz, bloke, gerçekleşmeyen emir, öncelikli borç… Terimler doğru. Anlaşılmayan dil, zayıf tarafı daha zayıf bırakır. Ne zaman, kime, hangi sırayla ödeneceği belirsizken bekleyiş de bir cezadır.
Beş: Güvenin kırılması. Bir kez “fonum durdu” diyen ev, bir sonraki birikimi piyasaya sokmakta tereddüt eder. Sermaye piyasası tabanı daralır. Daralan tabanın faturası yine büyümeyen ücrette, pahalı kredide, sığ piyasada çıkar.
Yolsuzlukları denetlemek devletin görevi. Denetimin gecikmesi, toptan kapatma ve uzayan tasfiye takvimi ise halkın üzerine "bir yük daha*"dır: Erişilemeyen tasarruf, eriyen alım gücü, belirsiz ödeme günü, kırılan güven.
131 fon, iki banka, 300 milyar TL’lik çıkış talebi ve onlarca isme tedbir… Bunlar dosyanın resmi yüzü. Dosyanın diğer yüzü, “param yarın çıkar” diye bakılan ekranın kilitlenmesidir. Yolsuzluk savcılıkta konuşulur. Yoksulluğun yeni taksiti, o kilitli ekranda durur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin halkı bunları asla hak etmemiştir.
Ülkeyi yönetenler bilimden ve Atatürk’ün kalkınma programından uzaklaştıkça Cumhuriyetin kurumlarında çürüme kaçınılmaz olmuştur.
Türkler. " Türkler!" tarafından yoksullaştırılmıştır.
En önemli soru ise; NEDEN?
Cevap basittir: Emperyalistler bağımsız ülkeleri istemezler.
O "nedenleri" ortadan kaldıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet’e borcumuz, sorgulamak ve çare olmaktır.