3 Haziran Dünya Bisiklet Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Dünya Bisiklet Endüstrisi Birliği (WBIA) ve Bisiklet Endüstrisi Derneği Başkanı Bayram Akgül, Türkiye'deki bisiklet ve elektrikli bisiklet sektörünün son 5 yılda hem iç pazar büyüklüğü hem de toplumsal farkındalık açısından büyük bir değişim geçirdiğini belirtti.

ÜRETİM GÜCÜ İLE KULLANIM ORANI ARASINDA UÇURUM VAR

Confederation of the European Bicycle Industry tarafından yayımlanan 2025 yılı raporuna atıfta bulunan Akgül, Türkiye'nin toplam bisiklet ve elektrikli bisiklet (e-bisiklet) satışında Avrupa genelinde altıncı sırada yer aldığını ifade etti. Sektörün asıl güçlü yönünün üretim kapasitesi olduğuna dikkat çeken Akgül, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Türkiye aynı zamanda Avrupa'nın dördüncü büyük bisiklet üreticisi. Yani üretimimiz güçlü, kapasitemiz var ancak bu kapasite iç pazara yeterince yansımıyor. Üretim gücümüzle kullanım yaygınlığımız arasında ciddi bir uçurum var. Bu uçurumu güvenli ve kesintisiz bisiklet yolları ve teşviklerle kapatmak öncelikli hedefimiz."

TÜRKİYE'NİN 2024 YILINDA YAKLAŞIK 1,38 MİLYON ADETLİK BİSİKLET VE ELEKTRİKLİ BİSİKLET ÜRETİMİ

gerçekleştirdiğini dile getiren Akgül, yıllık üretim kapasitesinin bu rakamların da üzerine çıkabilecek potansiyele sahip olduğunu, özellikle e-bisiklet tarafında ihracat ve iç tüketimde belirgin bir ivme yakalandığını aktardı. Türk üreticilerin ihracatta ana hedefinin Avrupa pazarı olduğunu belirten Akgül; Almanya, Hollanda, İtalya, Fransa ve İskandinav ülkelerinde güçlü bir konumda olduklarını vurguladı.

EKONOMİK VE ALTERNATİF ULAŞIM ÇÖZÜMÜ

Elektrikli bisikletlerin Kovid-19 döneminden itibaren hızla yaygınlaştığını ve yokuş bariyerini ortadan kaldırmasıyla bir hobi aracından şehir içi ulaşım aracına dönüştüğünü belirten Akgül, artan yakıt fiyatları, otopark ücretleri ve şehir trafiğinin insanları bu alternatife yönlendirdiğini ifade etti.

Büyükşehirlerdeki yolculukların yaklaşık yüzde 30'unun 5 kilometrenin altındaki mesafelerden oluştuğunu kaydeden Akgül, Avrupa'daki örneklerin bu kısa mesafelerin e-bisiklete kayması durumunda trafikteki yoğunluğu yüzde 40 ila 45 oranında azaltabildiğini aktardı.

Türkiye'nin yıllık yaklaşık 65 milyar dolarlık enerji ithalatı yaptığına ve bunun büyük kısmının akaryakıt olduğuna değinen Akgül, bisiklet kullanımının makroekonomik faydalarını şu sözlerle özetledi:

"Bisikletli yaşamın yaygınlaşması yerli üretim ekosisteminin büyümesi, servis-bakım ve yan sanayide istihdam artışı ve hem yerli hem yabancı bisiklet turizminin canlanması yoluyla doğrudan yakıt tasarrufunun çok ötesinde kalıcı bir ekonomik değer üretme imkanı sunuyor."

GÜVENLİK RİSKİ VE ALTYAPI İHTİYACI

Sektördeki büyümeye karşın kesintisiz ve güvenli bisiklet yollarının yetersiz olduğuna işaret eden Akgül, piyasadaki bazı ürünlerin hız ve güvenlik sınırlarını aşacak biçimde modifiye edilmesinin bu faydalı aracı zaman zaman riskli bir unsura dönüştürdüğü uyarısında bulundu.

Belediyelerin ve kamu kurumlarının teşvikleri artırması gerektiğini vurgulayan WBIA Başkanı, Türkiye Bisiklet Yolu Ağı Master Planı'nın kapsamlı bir yol haritası sunduğunu ve bazı büyükşehirlerde değerli adımlar atıldığını belirterek, mevcut çalışmaların ulusal bir koordinasyon çerçevesinde birleştirilmesi çağrısında bulundu.