YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN - Sıcak Analiz

Daha önceki alçaklıkları unuttuk mu?..

HAYIR!..

Yıl; 2014…

Saray iktidarının davul zurna çalarak yürüttüğü ve karşı çıkanların adeta linç edildiği hainlerin baş tacı edildiği günler… Hepimizi kahreden o haberin üzerinden gidelim;

7 Haziran 2014

-Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki olaylarda iki kişinin ölümünü protesto eden göstericiler arasındaki bir provokatörün 2. Hava Kuvvet Komutanlığı garnizon sahasında bayrak indirmesi olayıyla ilgili önemli ipuçları ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre bayrak indirme olayı şöyle gelişti;

ASKERİ BİRLİĞE GİRİP PROVA YAPMIŞ

Diyarbakır da iki kişinin hayatını kaybettiği gösterilerden sonra Diyarbakır Yeniköy Mezarlığı’ndaki cenaze törenine giderken, mezarlığa 300 metre mesafedeki 2. Hava Taktik Komutanlığı’nın nizamiyesi, cenazedeki büyük gruptan ayrılan 50-60 kişilik bir grup tarafından taşlanmaya başlandı. Sonra bir provokatör, üç metrelik tel örgüleri aşıp birliğe girdi ve bayrak direğine tırmanıp bayrağı indirdi. İstihbarat birimleri 35 derece sıcaklıkta eldiven takan provokatörün önceden bu iş için özel eğitim aldığını düşünüyor. Üç metrelik dikenli tel örgüyü rahatlıkla aştığı görülen kişinin önceden bayrak direğine tırmanma eğitimi aldığı ve askeri birliğe girip prova yaptığı değerlendiriliyor. Hava sıcak olmasına rağmen önceden eldiven giyen provokatörün bayrak direğine tırmanırken vurulma ihtimalini bile göze aldığı belirtiliyor.

Türk bayrağına alçakça saldırı... Yarın, hangi komutanlığımızı kapatacaksınız? - Resim : 1

ÖNCE DIŞ BASINA SERVİS

Bu arada olay anının görüntüleri AFP’ye servis edildi, görüntüler Türk medyasından önce dünya medyasında yayınlandı. Olaydan sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, üç emniyet yetkilisini görevden aldı.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR:

1. Nizamiyenin taşlanması sırasında kulübede neden görevli yoktu?
2. Kamera görüntülerinde bir zırhlı aracın nizamiyenin güvenliğini sağlaması
gerekirken birlikten ansızın çıktığı, âdeta kaçtığı görülüyor. Bu araç neden kaçar
gibi çıkıyor?
3. Birliğin hemen dışında 30 metre ileride TOMA ve Shortland araç var. Bu zırhlı
araçlar beklediği halde polisten neden yardım istenmiyor?
4. İndirilen Türk bayrağı üç gün gecikmeli olarak polise teslim ediliyor. Keza
kamera kayıtları da üç gün gecikmeli olarak polise veriliyor. Neden deliller
gecikmeli verildi?
5. Birlik, “Havaya iki kere uyarı ateşi açıldı” diyor. Eğer öyleyse neden iki boş
kovan savcılığa teslim edilmedi?

***

Sorular, cevabını bulmadı!..

Bu alçakça saldırıya, o zaman Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan, tepki göstermişti. Diyarbakır'da Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı bahçesindeki direkte asılı Türk bayrağını indirdiği iddiasıyla yargılanan sanık, 13 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmıştı. Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla 2. Hava Kuvvet Komutanlığı lağvedilmişti. Genelkurmay Başkanlığı yaptığı şu açıklamayla tüm ayarlarımızı alt üst etmişti;

“Hava Kuvvetlerinin yeni komuta yapısı sayesinde teknolojinin sağladığı imkânlar ile daha etkin komuta ve kontrol gerçekleştirilecek; Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekât etkinliği ve caydırıcılığı artırılacaktır. Bu teşkilatlanma, ülkemizin bulunduğu coğrafyanın jeopolitik şartlarına en uygun ve güçlü özelliklerimizi ön plana çıkaracak özgün bir yapılanmadır. Ayrıca söz konusu dönüşüm, Türk Silahlı Kuvvetlerini, güncellenen NATO Kuvvet Yapısı ile daha uyumlu bir yapıya sahip kılacaktır. Hava Kuvvetleri Komutanlığında yapılan teşkilat değişikliğinin "ÇÖZÜM SÜRECİ" ve "BAYRAK İNDİRME" olayı ile hiçbir ilgisi olmayıp uzun ve titiz bir çalışmanın ürünüdür.”

***

14 Ağustos 1996'da Kıbrıs'ın Derinya bölgesinde, tampon bölgeyi aşan Güney Kıbrıslı Rum Solomos Solomou’nun Türk bayrağını indirmek için direğe tırmanmaya kalkıştığında sonunu hatırlarsınız değil mi?..

Bayrak namusumuzdur. Bayrağımıza uzanan hain eller de kırılır…O kadar!..

Günümüze bakın!..

TBMM’de DEM sözcülerinin küstahça konuşmalarına, PKK/YPG/SDG’yi savunan hezeyanlarına bakın!..

Dün yine Nusaybin’de yaşanan kışkırtma ve tahriklere bakın. Sonra ‘da Anayasa’nın 69’ncu maddesini okuyun;

“Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 3/10/2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır”

Anayasa’nın 68’nci maddesinin 4’ncü fıkrası ne hükmediyor;

“Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.”

***

Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü şanlı Türk bayrağımız temsil eder. İtirazı olan var mı?..

Buna karşı, “suç işlenmesini teşvik”in en adicesi dün Nusaybin-Kamışlı sınırımızda yaşandı.

Peki o zaman Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha neyi bekliyor?..

Yoksa, “cezasız kalmayacak” gibi beylik laflarla geçiştirip kamuoyunun gazını aldıktan sonra Suriye sınırımızda hangi komutanlığımızın kapısına kilit vuracaksınız?..