Kurulan büyük tezgah sadece BOP için Sevr’in tekrar hortlatılması için değil… Daha da büyük bir hedefe doğru ilerliyorlar!.. Türklüğe karşı topyekun bir savaşın içindeler… Türkü, Türklüğü dünya üzerinde liderlik pozisyonundan alıp bekçi konumuna getirip, kafasını ezmek, bir daha diriltmemek üzere mankurtlaştırmak için hamle üzerine hamle yapıyorlar…

Küresel emperyalistlerin bu oyununa gelmeden bu tezgahtan kurtulabilir miyiz?..
Doğrusunu söylemek gerekirse pek ümit verici şeyler olmuyor. Büyük Türk dünyasının önde gelen iki devlet yapılanmasından ; Türkiye ve Azerbaycan’dan gelen tüm sinyaller umutlarımızı köreltici daha da ötesi kahredici türden.

Küresel emperyalistlerin talimatı ve çizdikleri plana göre, formatlanmış ihanet sürecinin koçbaşlığını yapan MHP’den bugün yeni bir işaret fişeğinin atıldığını gördük. MHP’nin borazanı yayın organı Bengü Türk, hareketin lideri , MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye ve Lübnan’ın birleşmesine yönelik bir çalışma yürüttüğünü duyurdu. Bu satırların kaleme alındığı ana kadar da MHP’den bu konuda ne bir yalanlama ne de bir açıklama geldi.

Devlet Bahçeli, resmi sıfat alarak Cumhurbaşkanı yardımcısı veya Dışişleri Bakanı oldu da mı bu çalışmayı yürütüyor?..
Belli ki; saraya bağlı güvenlik bürokrasisinde geliştirilmeye çalışılan bir proje, “nasıl olsa ne versen gidiyor” mantığıyla MHP ve Devlet Bahçeli antetiyle servis ediliyor. Güvenlik bürokrasisindeki kaynaklarımla konuştum. Anlatılanları şöyle özetleyebilirim;
“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu tür bir tez üzerinde çalışması yakında Türkiye’nin dış politikada önemli adımlar atabileceğinin işareti olarak görülebilir. Öncelikle İran’ın Ortadoğu bölgesinde boşalttığı alanlara Türkiye hakim olabilir.

Türkiye Gazze’de olduğu gibi Lübnan’da önümüzdeki günlerde kurulacak olan ya da kurulması muhtemel olan Barış Gücü’nde etkin rol oynayacak. İran’ın boşalttığı yerler Türkiye’ye bırakılarak İran bölgeden tamamıyla uzaklaştırılıyor. Devlet Bahçeli, daha öncelerde olduğu gibi ön alıyor.”
Bana sorarsanız, bunun adı; küresel emperyalistlerin çıkarları için Türkiye’ye verilecek jandarma görevinden başka bir şey değil!..

*

Devlet Bahçeli’nin adıyla servis edilen Suriye-Lübnan birleştirilmesi projesini YENİÇAĞ, Kutlu parti Genel Başkanı tarihçi Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’na sordu. “İsrail için sahadaki dikenleri temizle projesi” diyen Halaçoğlu şunları söyledi;
“Lübnan ile Suriye’nin birleşmesi ya da entegre olması çok zor. Birincisi, Lübnan içindeki farklı mezheplere bir de Suriye’de ki farklı inançlar eklenirse o zaman işin içinden çıkılmaz olur ve bu da batı için en azından bu aşamada büyük risktir. Bir diğer yandan bölgeden İran’ın tamamıyla çıkartılması, Hizbullah’ın yok edilmesi için Lübnan’ı ve Suriye’yi tam olarak kontrol altına almak kaçınılmaz.
Böyle bir konunun MHP’ye ve genel başkanına dayandırılarak açılmasının nedeni, bana göre, savaşın gidişatı ve İran’ın ve Hizbullah başta olmak üzere İran’a bağlı güçlerin tamamıyla temizlenerek, İsrail için sahada diken kalmamasını sağlamak. İsrail o zaman bölgede istediğini yapabilir. İki ülkeyi de batının desteğiyle kontrol altına alırsa güvenliğini sağlar, kısa ve uzun vadedeki hedeflerini gerçekleştirme konusunda rahatlar.
ABD ve İsrail’in bu kadar bunalmasının nedeni ise Şii radikalizmini tanımamalarından kaynaklanıyor. Hamaney’i öldürmekle ülkede çözülme olacağını beklerken tam tersine birleşme oldu. Bunlar, günahsız olarak tanımlanır ve toplumda yerleri farklıdır. Bir de bunun üzerine İran’ın direnci artınca ABD ve İsrail sıkıştı. İki ülkenin istediği gibi, TSK İran’a yapılacak kara operasyonunda görev alır, İran ile Türkiye karşı karşıya gelirse felaket olur. Tüm bunların ışığında bakmak gerekiyor, bu teze ve bundan sonra ortaya konacak düşüncelere.
Bir de ABD bu aşamada Çin’in bütün petrol tedariğini ortadan kaldırmak istiyor, bu da önem taşıyor.”

*

Yazının girişinde “sahte bayrak” operasyonları demiştim;
Türkiye ve Azerbaycan’a peş peşe İran tarafından düzenlendiği iddia edilen hava saldırıları ve düşürülen hava aygıtları… Bugün, YENİÇAĞ Gazetesinde yer alan “ABD’nin Kara Harekatını Nasıl Planlandığını Türk Komutan Anlattı” başlıklı köşe yazımız hakkında okurlarımızdan çok mesaj aldım. Okur ve takipçilerimizin ortak isteğine uyarak, Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a kara harekatına nasıl sokulabileceğine ilişkin çok önemli bir noktayı daha dikkatlerinize sunacağım.


SUŞA BEYANNAMESİ…

Tayyip Erdoğan ile İlham Aliyev, Azerbaycan’da “milli kurtuluş günü” olarak kutlanan günde 15 Haziran 2021’de imza attılar. Tam adıyla "Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesi"…İki kardeş ülkenin “müttefik” bağıyla bağlandığı beyanname. Yazı uzamasa maddeleri tek tek dökerdim ama sadece şu hususların altını çizmekle yetineyim;
Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanmış olan ve içerisinde "müttefiklik" kelimesi geçen ilk belge olan Şuşa Beyannamesi ile taraflar, tüm önemli konularda, uluslararası ve bölgesel kuruluşlarda birbirlerini tam destekleyeceklerini taahhüt ediyor. Beyannameyle taraflar, askeri, savunma sanayisi teknolojileri, enerji, taşımacılık, ekonomik ve insani ilişkilere kadar pek çok alanda ilişkileri daha da ileri taşıma kararlılıklarına vurgu yapıyor.

Şuşa Beyannamesi ile Türkiye ve Azerbaycan, taraflardan herhangi birinin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne, uluslararası düzeyde tanınmış sınırlarının dokunulmazlığına veya güvenliğine yönelik tehdit ya da saldırı durumunda ortak hareket edilmesi yönünde kararlılığının da altı kalınca çiziliyor.

Alt yapı da hazır!.. Bakalım, gölge Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve gölge Dışişleri Bakanı hareketin lideri Devlet Bahçeli’den bir sonraki hamle ne olacak?..