Bir şey bilmeye çok da gerek yok;

Sadece Suriye ve İran’a çıplak gözle bakılsa terör örgütünün bırakın silahları bırakmayı nasıl semirtildiği gün gibi ortada!..

İdrak yolları iltihaplanması sebebiyle, gerçekleri bir türlü kavrayamayanlara tane tane izah etmeye çalışayım;

Bu sabahtan beri yaşanan gelişmeleri art arda sıralıyorum;

Terör örgütü PKK/SDG sözde komutanlarından terörist Sipan Hemo, kendi yayın organlarına şu açıklamayı yaptı;

“QSD’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusunda olumlu bazı gelişmeler vardı. Uluslararası güçler de aracılık ediyordu. İki taraf da bu maddeleri kabul etmişti. Son toplantıya gittik. Oldukça olumlu bir toplantıydı. Çünkü iki taraf da maddeleri kabul etmişti. Hatta uluslararası güçler bu gelişmenin kamuoyuna duyurulmasını istiyordu. Tam bunları konuşurken ismini vermeyeceğim başka bir devlet yetkilisi içeri girdi. Baktı ki toplantı olumlu geçiyor, istihbarat sorumlusu ve Savunma Bakanını yanına alıp çıktı. Döndüklerinde ‘şu aşamada hiçbir açıklama yapmayacağız. Ayın 7 veya 8’ine bırakalım’ dediler. Bir oyun gelişeceği açıktı. Ama Şêxmeqsûd mu, başka bir yer miydi, henüz belli değildi. Bir oyunun kokusu geliyordu. Ardından Şêxmeqsûd’a yönelik daha fazla tehdit dili gelişmeye başladı”

Teröristin adını vermediği üstü kapalı Türkiye suçlamaları, sonradan, terör örgütüne yakın sözde medya kuruluşlarında açık edildi. Terör örgütünün yayın organlarından Yeni Yaşam gazetesinde; “Türkiye, QSD-Şam entegrasyonunu planlı sabote ediyor” başlıklı bir habere yer verildi, “Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırı ve katliamların, Türkiye’nin yönlendirmesi ve MİT’in Şam’daki temaslarıyla planlandığı, QSD ile Şam arasındaki entegrasyon sürecinin bilinçli biçimde sabote edildiği ortaya çıktı” denildi. Alçaklık daha da ileri götürülüp şu iddialar ortaya atıldı;

“Suriye’de etkin şekilde faaliyet yürüten MİT’e bağlı 3 görevlinin 30 Aralık’ta Şam’a gelişi ile 10 Mart Anlaşması’nın bozulması ve saldırıların fitilinin ateşlenmesi hedeflendi. 3 kişilik MİT heyeti, Savunma Bakanlığı binasına geçip Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Ali Nureddin El Nasan ile bir toplantı yaptı. Toplantıya ayrıca İçişleri Bakanı ve takip/operasyon sorumlusu olan başka bir askeri yetkili katıldı. Burada, Şam’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda önceki gün saray içinde yaşanan çatışmaya dair konuşuldu. MİT tarafı mevcut gerginliğin azaltılmasını ve durumun daha fazla krize dönüşmesine izin verilmemesini istedi. Toplantı sırasında bir MİT’çi, daha önemli konuların bulunduğunu ve bu nedenle tali meselelerle oyalanılmaması gerektiğini vurguladı. Burada QSD’ye yönelik bir saldırının yapılması için tüm hazırlıkların 2 gün içinde tamamlanması talep edildi. Ayrıca MİT, Şam yanlısı unsurların QSD bölgelerinde karışıklık çıkarmaya başlaması gerektiğini, böylece QSD’nin bu meselelerle meşgul edilmesini, özel birliklerini bu alanlara kaydırmasını ve içeriden baskı altına alınmasını hedeflediklerini belirtti”

*

Katil sürüsü terör örgütünün sözde yöneticileri İran’ı da ihmal etmedi!..

PKK’nın İran kolu PJAK’ın sözde eş başkanı Amir Kerimi, İran İslam Cumhuriyeti’nin fiilen çökmüş durumda olduğunu iddia etti. Terörist Kerimi, İran İslam Cumhuriyeti’ni, “beyin ölümü gerçekleşmiş ama kalbi hâlâ atan bir insana” benzetti, merkezî devlet yapılarının zayıflamasının Kürtler için bir fırsat olabileceğini vurguladı.

PKK/PJAK’dan bir de yazılı açıklama yapıldı. İran rejiminin yıkımın eşiğinde olduğu iddia edildi. İran’da olup bitenlerin “örnek bir ayaklanma” olduğu cerahatı kusulup şunlar söylendi;

“İran’ın kuzeyinde, güneyinde, doğusunda ve batısındaki şehirlerin sokakları, özgürlük seven halk ile baskıcı hükümet güçleri arasında doğrudan bir çatışma alanı haline geldi. Halk protestolarının ezici dalgası an be an genişliyor ve rejimi çaresiz ve şaşkın bırakıyor. İslam Cumhuriyeti liderleri, bu toprakların halkına yaptıklarının baskı ve tiranlığın mükemmel bir örneği olduğunu herkesten daha iyi biliyor, ancak bu yıkıcı yoldan bir adım bile geri atmaya hazır değiller. Bu nedenle, İran halkı artan öfke ve daha güçlü bir iradeyle demokratik ve devrimci ayaklanmalarını sürdürüyor ve rejimi adım adım sonuna ve çöküşüne doğru sürüklüyor.”

*

İmralı’ya bebek katili Abdullah Öcalan’ın ayağına giden Meclis komisyonun AKP, MHP ve DEM’li üyeleri ne masallar dinledi bilemeyiz!.. Mangalda keleş kebap partisinin ardından çok masal çok yalan dinletildi bu ülkenin güzel insanlarına!.. Uluslararası kurulan tehlikeli tezgahın gerçek yüzü Suriye ve İran’dan apaçık görünüyor. “Önder Apo” denilen şerefsiz alçakla çıkılan yoldan vazgeçilmesi için ve “süreç” in bittiğinin ve PKK’nın kendisini feshetmediğinin, daha da semirtilip Türkiye’nin başına daha büyük bela haline geleceğini görmek için daha ne olması gerekiyor?..