Canlı yayında milletvekillerinin vatandaşın taleplerini karşılarken düştüğü durumlar ve maaşlarının yetersizliği üzerine yapılan "durum tespiti", Selçuk Geçer'in sert tepkisiyle karşılaştı.
Can Özçelik'in, vekillerin vatandaşlara çay, yemek veya otel ısmarlamak zorunda kalmasını ve bu durumu milletvekili maaşlarının yetersizliğine bağlamasını eleştiren Geçer, asgari ücretli ve emekli vatandaşların yaşam mücadelesini hatırlattı.
Selçuk Geçer: Vatandaş 23 bin lira alırken sen ısmarlama kardeşim
Canlı yayında milletvekillerinin vatandaşlara çay, yemek veya otel ısmarlamasını sert dille eleştiren Selçuk Geçer, bunun ahlaki bir sorun olduğunu savundu. Geçer'in tartışmaya damga vuran eleştirileri şu şekildeydi:
"Onurlu Türk vatandaşları gidip de bir milletvekilinden 'bana çay ısmarla, yemek ısmarla, otelimi ısmarla' diyebiliyor muydu? Ya da Norveç'te, Amerika'da, Almanya'da, Fransa'da, İtalya'da, İngiltere'de bu yapılabiliyor mu?
'Bütün vekiller bunun arkasına sığınıyor'
Bütün milletvekilleri bunun arkasına sığınıyor. 'İşte vatandaş meclise geliyor. Ona çay ısmarlıyoruz. Yemek ısmarlıyoruz.' Bana ne kardeşim? Devletin işini vekil yapmasın işte. Neye alıştırıyoruz milleti kardeşim? Senin işin yasama yapmak. Senin işin vatandaşı temsil etmek. Sen 500.000 TL alırken vatandaş 23.552 lira emekli maaşı alıyorsa sen ısmarlama kardeşim. Sen işini yap. Bu durum tespiti değil. Bu ahlaki bir tespit. Siz mi milletvekilisiniz bu kadar savunuyorsunuz?"
Can Özçelik: Gazeteci olarak bir durum tespiti yapıyorum
Selçuk Geçer'in bu sert eleştirilerine karşılık, vekillerin vatandaşla kurduğu temasın bir Türkiye gerçeği olduğunu savunan Can Özçelik ise, sözlerinin bir savunma değil sosyolojik bir tespit olduğunun altını çizdi. Özçelik şu ifadeleri kullandı:
"Oradaki milletvekilinin düştüğü durum, sonuçta vatandaşla karşı karşıya gelmesi ve vatandaşın bir talebini gerçekleştirmesi. Bunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yani tabii ki almasın, tabii ki asgari ücretle eşit olsun. Ben de aynı şeyleri söyleyebilirim ama bu söylemin ötesine geçmez. Bir durum tespiti yapıyoruz. Bu da bir gerçek. Biz bunu kabul edelim etmeyelim. Ben bu sözcü grubunun tavır gazetesinin yazarıyım. Gazeteciyim. Bir durum tespiti yapıyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Bağırıp çağırabilirsiniz. O sizi bağlar. Ama bağırırken saygısızlık yapamazsınız."
Karşılıklı saygısızlık suçlamaları ve canlı yayında özür
İkili arasında tartışmanın alevlenmesiyle birlikte "hadsizlik", "saygısızlık" ve daha sert ifadeler havada uçuştu. Selçuk Geçer'in "Kardeşim diye konuşmayalım, hadsizlik yapma, şahsileştirmeyelim" çıkışı ve Can Özçelik'in "Ben de gayet iyi bağırabilirim, iyi de manipüle edebilirim" sözleri stüdyodaki tansiyonu zirveye taşıdı. Yaşanan bu gerilimin ardından araya giren moderatör Simge Fıstıkoğlu, "Gerçekten bugüne dek Sözcü ekranında hiç alışık olmadığımız ve tasvip etmediğimiz bir sahne yaşandı. Samimiyetle ben bütün seyircilerimizden ve Sözcü Medya Grubundan özür diliyorum." diyerek durumu toparlamaya çalıştı.
Kaynak: Sözcü Masası / Simge Fıstıkoğlu Canlı Yayını