Fon krizinin siyasal ve sosyal hasarı kime fatura edilecek? Sorumlu gazeteciler ve politikacılar ile AKP’nin geleceğinden endişe duyanlar, bu soruya cevap arıyor...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon soruşturmasına ilişkin “Sorumluların tespiti tam olarak yapıldı mı? Çünkü bu fonları kuranlar, yönetenler var. Bir de denetim ve düzenleme sorumluluğunda olan kurumlar var. Bir de mağdurlar var. Burada hangi aşamadayız? Bütün sorumluluğu olanların tespiti yapıldı mı?” sorusuna cevap verirken “Şu anda, toplam 15 civarında denetmenle, müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çok yönlü bir şekilde, bütün ilgili kurumları kapsayacak bir şekilde bu çalışmasını sahada başlatmış durumda. Bağımsız finansal otoriteler, bütün bu kurumlar denetim altında incelenecek, soruşturulacak. İdarelerin açıkları da kişilerin sorumlulukları da bu süreçte ortaya konmuş olacak.” dedi.

AK Parti'nin geniş bir kadroya sahip olduğunu, bu kadrolar içinde yanlış yapan kişilerin de bulunabileceğini anlatan Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki tutumunun açık ve net olduğunu söyledi.

***

Cevdet Yılmaz böyle dedi ama DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in “Başsavcıyken bu iş bize geldi” dediğini, Hazine ve Maliye Bakanı’nın da Kasım 2025’te “Fonlarla ilgili manipülasyonların farkındayız. Bununla ilgili düzenleme yapacağız” açıklamasında bulunduğunu hatırlatarak iktidar partisinden ekonomi bakanlığı yapmış bir genel başkan yardımcısının da “Arkadaşlar bizi uyarıyordu. Devlet görevini yapmamış” dediğini aktardı.

T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Babacan, “Bu kadar büyük boyutta bir dolandırıcılık siyasi iktidardan ve bürokrasi içinden destek almadan yapılamaz. Ben baştan beri şu soruyu soruyorum; Sayın Erdoğan'ın bu işten haberi var mıydı? Bu sorunun cevabının verilmesi lazım." dedi.

Babacan, Devlet Denetleme Kurulu Başkanı’nın aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili olduğunu belirtti ve "Yani şu anda Borsa’yı denetlemesi gereken kişi bu. Bu yapıda kim kimi, nasıl denetleyecek? Onun için ben tekrar tekrar vurguluyorum; mecliste bir araştırma komisyonu şarttır. Bir araştırma komisyonu kurulmadan mevcut yapı içerisinde ne yargı ne de DDK işini yapabilir" ifadesini kullandı.

Babacan, Fon Koordinasyon Kurulu yerine “Task Force”, yani “Görev Gücü” oluşturulmasını önerdi. Görev gücünün beş kişiden oluşması gerektiğini belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Bu kişilerin arasında daha önce görevini ihmal etmiş kişiler olmamalıdır. SPK ve Borsa İstanbul’un yönetimindeki, sorumluluk silsilesindeki insanları görevden almadan ve acil bir görev gücü kurmadan bu iş çözülmez. Çözülüyormuş gibi yapılır ama çözülmez.”

Merkez Bankası’nın sermaye hareketlerini gördüğünü, MASAK’ın da bu hareketleri takip edebilecek bir kurum olduğunu belirten Babacan, “Türkiye’de Maliye milyonlarca banka hesabından kira gelirini yakalamıyor mu? Daha beyanname dönemi gelmeden yakalıyor. Milyonlarca insanın banka hesabını tarayıp ‘10 bin TL kira gelirinin beyannamesini ver, vergisini ver’ diyen bir sistem milyarlarca dolarlık üçkâğıdı nasıl görmez. Hemen radara takılır bu işler, atlanmasının imkânı yok” dedi.

Babacan, “AK Parti, eğer bugün doğru işler yaparsa kendi seçmenini ikna edebilir. AK Parti seçmeninin dünyası yıkıldı. Zaten çok büyük bir duygusal kopuş var. Eğer yanlışta ısrar ederse duygusal kopuş derinleşir” diye konuştu.

***

AKP’nin fon krizine nasıl baktığını ise AKP eski milletvekili Orhan Miroğlu açıkladı:

"Ortadaki ekonomik enkaz kalkar bir gün; ama ahlaki çöküntü, siyasi ve bürokratik kurumları esir alan, liyakat ve hak edilmiş temsilden uzak vasatlık, 20’li, 30’lu gençlerden profesyonel dolandırıcı üreten sistemin enkazı kolay kolay kalkmaz. AK Partinin geleceği bu gerçeğe uyanması ve tavizsiz, kararlı bir mücadeleyi göze almasına bağlıdır. Çözüm süreci ve yeni anayasanın geleceği dahi bu kararlıkla ölçülecektir ve bu kararlılığa bağlıdır. Ortada bir talan varken, kimseden çözüm sürecine, yeni bir anayasaya inanmasını bekleyemezsiniz. Evet büyük bir soygun var, bir enkaz var, ama AK Partinin ve Türkiye’nin bağırsaklarını boşaltması için bu, aynı zamanda tarihi bir fırsat…"

Gerek Ali Babacan’ın gerekse Orhan Miroğlu’nun sözleri, fon vurgunuyla ilgili gerçekleri bütün boyutlarıyla özetliyor.