Ekonomi yönetiminin "vergi adaleti" kapsamında hazırladığı yeni düzenleme, dev holdinglere sağlanan imtiyazları ortaya koydu. Uğur Zengin, trilyonluk ciro yapan ihracatçı devlerin vergi oranları düşürülürken, asgari ücret civarında maaş alan bir işçinin neden patronundan daha fazla vergi verdiğini rakamlarla anlattı. Koç ve Sabancı gibi grupların kârını koruyan bu sistemin, işçi sınıfı üzerindeki ağır maliyetine dikkat çekti.
Zengin'in köşe yazısı şu şekilde:
"Vergide sahte vaatler iflas etti, malum yeniden ilam edildi. Trilyonluk bilançolar açıklayan holdinglere kelimenin tam anlamıyla dikensiz bir ‘vergi cenneti’ inşa ediliyor. Şimdi başta büyük sanayi sermayesi olmak üzere ‘azalan oranlı kurumlar vergisi’ geliyor. Şirketin kârı ve ihracat geliri arttıkça verginin ‘olumsuz’ etkisi düşecek. Kâr beslenecek.
Bakan Şimşek’in “çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi” dediği sistem bu.
Önce iki yıl önceye gidelim. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 2024’te çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması için çalışma yürütüldüğünü söylüyor ve ekliyordu: “Kurulan model, çok uluslu şirketlerin kazançlarının her hal ve takdirde yüzde 15 vergi yükü taşımasını amaçlıyor.”
Şirketleri bir kuruş kurumlar vergisi vermeyen AKP’li vekilin imzasıyla Meclisten geçen paket de bu istikametteydi. Yıllık hasılatı 750 milyon avroyu aşan çok uluslu şirketler, asgari yüzde 15 kurumlar vergisine tabi tutulacaktı. E zaten Türkiye’de kurumlar vergisi yüzde 25 değil miydi? Kağıt üzerinde evet, fiili olarak hayır. Türkiye’de şirketler kurumlar vergisi vermiyor. Bu çok kez ispatlandı. (Zaten 2024’teki düzenleme de bunu kanıtlıyor.)
Birkaç örnek:
- Saray iktidarının 190 milyar liralık adrese teslim kamu ihaleleriyle ihya ettiği 20 inşaat patronunun 8’i 2023’te hiç vergi vermedi.
- Türkiye’nin en büyük 10 sanayi şirketinin 2024 yılında ödedikleri verginin gelirlerine oranı 17 binde 1, on binde 2, sıfır ve sıfırdı.
- Sanayide kârın ikiye katlandığı 2022 yılında sanayi odaları başkanlarına ait şirketlerin yüzde 54’ü; 2023’te yüzde 31’i hiç vergi vermedi.
Yeni pakette ne var?
İktidarın 2024 yılında Meclisten geçirdiği vergi paketinin ardından 2 yıl geçti. Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, şirketlere vergi avantajının genişletileceğini; yüzde 20 olarak uygulanan kurumlar vergisinin imalatçı ihracatçılara yüzde 9, genel ihracatçılara ise yüzde 14 seviyesine düşürüldüğünü açıkladı.
Paketin detayları net değil. Bununla birlikte, Erdoğan’ın açıklamalarından, iktidarın vergi indirimlerinde ikili bir sınıflandırmaya gideceği anlaşılıyor. İmalatçı ihracatçılar için 11, genel ihracatçılar için ise 6 puan indirim var.
Şimdi iki soru soralım ve yanıt arayalım. Birincisi, kurumlar vergisi oranı yüzde 9’a düşürülen imalatçı ihracatçılar kim? İkincisi kurumlar vergisi oranı yüzde 14’e düşürülen genel ihracatçılar kim?
İmalatçı ihracatçılar
İmalatçı ihracatçılar, Türkiye’de üretim yapan; ürettiğinin büyük kısmını ihraç eden büyük hacimli ulusal ve uluslararası tekeller. İhracat gelirinin toplam geliri içindeki payı en yüksek olan şirketler söz konusu indirimden en çok yararlanacak olanlar. Yani en büyük indirim büyük sanayi sermayesine.
- Bal gibi ABD şirketi olan Ford Otosan, belki de söz konusu teşvikten en çok yararlanacak şirket. İşçilerin ürettiği her 100 otomobilin 83’ü yurt dışı pazarında satılıyor. Koç Holding ve Ford Motor iştiraki olan Ford Otosan’ın 2025’te toplam hasılatı 830 milyar TL, ihracat geliri ise 660 milyar TL. Bu ihracat gelirlerinin toplam gelirlerine oranının yüzde 79.5 gibi yüksek bir seviyede olduğunu gösteriyor.
- Yine Koç Holdingin üç kıtaya yayılmış, 26 fabrikası bulunan Beko (Eski Arçelik) ihracat gelir oranı en yüksek imalat şirketlerinden. Şirketin imalat oranı yüzde 75.5 ve indirimden en çok yararlanacak şirketlerden.
- Yakın zamanda CHP’den AKP’ye geçen; şirketi bu transferle ‘VIP şirketler’ listesine dahil olan Özlem Çerçioğlu’nun eşi ve ailesine ait olan Jantsa’nın da ihracat/brüt satış oranı yüzde 78. Yani Çerçioğlu ailesi de vergi indiriminin en büyük kazananlarından.
- Sabancı’nın Kordsa’sı brüt gelirlerinin yüzde 80’ini ihracat ile karşılıyor ve indirimden büyük pay kapacak.
- Ya da halihazırda süren TİS görüşmelerinde işçilere yüzde 12 zam dayatan Lila Kağıt… Gelirinin yüzde 66’sı ihracattan ve söz konusu vergi indirimi kârını artıracak.
- Vergi öncesi kârı 12 milyar TL’yi aşan Şişecam, şimdi bu indirimle kârını besleyecek.
- İhracat geliri brüt gelirlerinin yüzde 70’inden fazlasını oluşturan, yakın zamanda Akçansa’yı elinden çıkaran Sabancı’nın Çimsa’sı en pozitif etkilenecek şirketlerden.
Tüm bu rakamları hizaya çekip, imalatçı ihracatçıları toparlayalım. Şirketlerin sayısı binlerce. Özetle, ürettiğini dış pazara en çok satabilen, vergi indiriminin en çok kazananı olacak.
Türkiye’de bu yıl 50 bin lira brüt ücret alan işçinin ocak ayında yüzde 14 (damga vergisi dahil) doğrudan vergi verdiğini, yıl sonunda yüzde 23.7 (damga vergisi dahil) vergi vereceğini düşünün. Trilyonluk cirolara yüzde 9 kurumlar vergisi oranı tavanı, yoksulluk sınırının altı ücretlere yüzde 23.7 vergi. Yani Türkiye’de açlıkla boğuşan bir işçi; trilyonluk ciro elde eden bir şirketten yüzde 163 daha fazla vergi yükü taşıyor, en iyi ihtimalle! Bir de buz dağının görünmeyen kısmı olan dolaylı vergiler eklendiğinde uçurum büyüyor.
Genel ihracatçılar
İmalat yapmayan ya da zarar eden ancak ihracatı yüksek şirketler… Bu şirketler için vergi oranı yüzde 14’e düşürülecek.
Kim bunlar? Örneğin yurt dışında inşaat yapan Enka gibi inşaat şirketleri. Ya da Vestel gibi uzun süredir zarar yazan şirketler. PETKİM gibi büyük ölçekli ihracatçı petrol şirketleri.
Ya da Otokar gibi son dönemde zarar yazan şirketler. Ya da 2026 yılında ücret zammı yapmayacağını duyuran ve bilançoda zarar yazan HATSAN brüt gelirlerinin yüzde 90’ını ihracat yoluyla elde ediyor.
İktidar, söz konusu zarar yazan şirketlere esasında can simidi atıyor ve şirketler zarardan kurtulduğunda düşük vergi ile kâr onarılacak. Yani kârı artıran daha az vergi etkisiyle daha çok kâr edecek. En çok kazanandan hiç, çok kazanandan az, az kazanandan biraz, açlık sınırının altında kalandan çok vergi!
1 Mayıs’a günler kala sınıf taarruzu
Yaşanan bu tablo, 1 Mayıs’a sayılı günler kala devreye sokulan aleni bir sınıf taarruzudur. Koç’un, Sabancı’nın, Çerçioğlu’nun trilyonluk bilançoları şişsin, yeni ihracat rekorları kırılsın diye; o bilançolarda esamesi dahi okunmayan emekçi, artık çok daha ağır bir vergi yükü taşıyacak. Mesele gayet net: Bugünün devleti, sermayenin kârını garanti altına almak uğruna işçi sınıfının cebine el uzatan sadık bir tahsildardır."
