Denizcilik sektöründe küresel bir güç haline gelen Türkiye, bu alandaki yükselişini sürdürüyor. Savunma sanayiinde halihazırda devam eden 41 askeri gemi inşa projesinin kısa süre içinde 50’ye çıkarılması hedefleniyor. Bu hamle, Türk denizciliğinde sadece sayısal bir artışı değil, teknolojik ve niteliksel bir çağ atlamayı da simgeliyor.
TRThaber'den Sertaç Aksan'ın haberine göre, Türkiye’nin son yıllarda giderek artan küresel ağırlığının başrol oyuncularından biri de Türk Savunma Sanayii… Ankara sadece kara ve havada değil denizlerde de yeni bir dönemin kapılarını sonuna kadar araladı.
Elbette akla ilk gelen yerli/milli imkanlarla üretilen platformlar oluyor. Ancak bir adım geri çekilip resmin bütününe baktığınızda Türkiye’nin bölgesel güçten küresel bir deniz gücüne açılan yolun kilometre taşlarını döşediği görülüyor.
41 ASKERİ GEMİ
Ankara’nın son dönemlerde özellikle savunma sanayiinde ‘seri üretim’ vitesine geçtiği sır değil. Baktığınız her yerde bunun emarelerini görüyorsunuz. Uzun yıllardır elde edilen tecrübelerin ardından oluşturulan savunma sanayii ekosistemi bir makine gibi çalışıyor. İşte bu noktada Mavi Vatan için üretilen platformlar da adından söz ettiriyor.
Elbette tüm projeleri tekil ve ayrıntılı olarak saymak mümkün değil. Ancak mevcut işleri gruplar halinde sıraladığınızda dahi ortaya dikkate değer bir tablo çıkıyor.
Her şeyden önce Türkiye’nin denizlerdeki ‘Kızılelma’sı Milli Uçak Gemisi için ilk adım atıldı. Ocak 2026’da gerçekleşen çelik kesimiyle birlikte inşa süreci de başlamış oldu.
Uzun zamandır merakla beklenen ‘Made in Türkiye’ imzası taşıyacak Hava Savunma Muhribi olan TCG Kocatepe’nin ilk bloğu kızağa kondu.
Türk Donanması’nın önemli aktörlerinden firkateynlerde de ciddi mesafeler katedildi. Bu kapsamda 2, 3,4 ve 5’inci gemiler denize indirildi. Bir yandan da 6, 7 ve 8’inci gemilerin inşası devam ediyor. Açık Deniz Karakol Gemileri’nde de takvim hızlı işliyor. Bu sınıfta fiili olarak inşaatı devam eden 6 gemi var.
Listede 5 adet yeni tip denizaltıyı olduğunu da ekleyelim. Mavi Vatan’da bayrak gösterecek 8 adet Yeni Tip Çıkarma Gemisi de yapımı devam eden projelerden. Tüm bunların yanı sıra milli mayınavlama gemileri, milli hücum botlar, Bayraktar sınıfı çıkarma gemileri de Türkiye’nin farklı tersanelerinde üretiliyor.
10'DAN FAZLA ÜLKEYE GEMİ
Savunma sanayiinde yerli tasarım ve üretim hamlesiyle dikkatleri üzerine çeken Türkiye; Portekiz, Romanya, Ukrayna ve Pakistan gibi 10’dan fazla ülkeye askeri gemi ihraç ederek küresel bir aktör haline geldi. Bu ihracat başarısının yanı sıra yurt içindeki üretim hattı da tüm hızıyla çalışıyor. Şu an tersanelerde 37’si Türk Deniz Kuvvetleri, 4’ü ise Sahil Güvenlik Komutanlığı için olmak üzere toplam 41 askeri geminin inşası eş zamanlı olarak sürdürülüyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde alınan kararlar doğrultusunda 9 askeri geminin daha yapımına kısa sürede başlanacak. Böylece Türkiye, aynı anda 50 askeri gemi inşa ederek bu alanda dünyanın parmakla gösterilen ülkelerinden biri olma konumunu daha da pekiştirecek.
YENİ BİR DOKTRİN
Elbette üretilen askeri gemiler son derece önemli. Ancak meseleyi sadece platform sayısına indirmek asıl olayı ıskalamak anlamına geliyor. Çünkü Türkiye gemileri üretip kenara çekilmiyor. Bu gemilerde kullanılacak tüm kritik sistemler de Türk mühendislerce geliştiriliyor. Silahlar, sensörler, kritik mühimmatlar ve her şeyden önemlisi geminin savaş yazılımları da yerli ve milli imkanlarla üretiliyor.
Bunlar da yetmiyor… Türk Donanması, çok sayıda insansız platformları da bünyesine katıyor. Dünyada kısa pistli gemiden bir SİHA’yı indirip kaldırabilen tek ülke olan Türkiye, teknolojinin getirdiği tüm imkanlardan sonuna kadar faydalanıyor.
Milli torpidoları, füzeleri, mayınları, hava savunma sistemlerini ve son derece gelişmiş sonarları da kendi imkanlarıyla üreten Türkiye nicelik olarak da rakiplerinden hızla ayrılıyor.
Türkiye’nin deniz gücündeki gelişim aslında klasik modernizasyonun ötesinde, “doktrin değişimi” olarak okunuyor. Yani sadece gemi sayısı artmıyor, Donanma’nın nasıl savaşacağı tezi de değişiyor. Türkiye’nin Mavi Vatan’da sergilediği bu dönüşüm bize yakın, orta ve uzak vadede nasıl bir strateji izlediğini göstermesi adına önemli ipuçları veriyor.
Her şeyden önce Türkiye diğer alanlarda olduğu gibi denizlerde de ‘dışarıdan satın alan’ değil ‘kendi üreten’ ülke konumunu giderek pekiştiriyor. Yerlilik oranı çok yüksek olan bu platformlar olası bir ambargo riskini ciddi şekilde azaltmakla kalmıyor. Altın değerinde ihracat potansiyellerini de beraberinde getiriyor.
AĞ MERKEZLİ HARP
Aynı anda çok farklı kabiliyetlerde son derece stratejik platformlar üreten Türkiye, kendi imzasını taşıyan son derece gelişmiş ‘ağ merkezli harp’ konseptiyle de çevredeki ülkelerden ayrılıyor. Kara, hava ve deniz unsurlarının aynı dili konuşmasını sağlayacak bu yeni model eldeki nitelikli personelle birleştiğinde karşısında durulması çok zor stratejik bir güce dönüşüyor.
Deniz Kuvvetleri’nden anlamlı kutlama: 23 Nisan’da 23 gemi ziyarete açılıyorGündem