İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dün duruşmadan ayrılırken "Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz, bu kadar vicdansız bir iddia makamı vardır ve iddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür" demişti. Bu sözlerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu sabah 'kamu görevlisine hakaret' gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

Duruşmada bugün ayrıca birleştirilen Beyoğlu Belediyesi davasıyla ilgili gelişmeler de gündemde. Aralarında İnan Güney'in de olduğu 7 kişi hakkında tensip zaptı yazıldı. Dosya İBB davasıyla birleştirildi.

Bu dosyadaki üç tutuklu sanığın da eklenmesiyle İBB davasında tutuklu sanık sayısı 92'ye, toplam sanık sayısı 414'e çıkacak. İnan Güney'in bugün duruşma salonuna gelip gelmeyeceği henüz bilinmiyor. Eğer gelirse ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Dünkü celse yazılım mühendisi Emrah Yüksel'in sorgusuyla sona ermişti, bugün de Yüksel'in çapraz sorgu ve avukat sorgusuyla devam edilecek, ardından yine yazılım mühendisi olan Iraz Bayrak kürsüye çıkacak.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na dün duruşma sonunda sarf ettiği "buradaki tek suç örgütü iddia makamıdır" sözleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Bugün 17. celsesi görülen duruşmanın başında savcı ve İmamoğlu arasındaki diyalog duruşmaya damga vurdu. Savcı, İmamoğlu'na "Haddinizi bildiririz" dedi.

İmamoğlu'ndan had yanıtı

Gerilimin ardından Emrah Yüksel sorgusunun devamı için kürsüye çıktı. Bu sırada Ekrem İmamoğlu söz aldı ve şunları söyledi:

İmamoğlu: Bu iftiranameyi yazanlar, bu işi kurgulayanlar, altına da iddiananın ana unsuru olarak Türkiye’yi ele geçirme yazan zihniyet, çalışma arkadaşlarım Emrah Yüksel’e soracağım soru bu izahı netleştirecek. Bu iddianame ne yazık ki terfinameye dönüşmüştür. Az önceki harareti ona bağlıyorum

Emrah Yüksel’in suç örgütüne üye olduğunu burada öğrendim. Bu suç örgütü üyesi olarak suçlandığı bu çöp iddianamede; örgüt yöneticisi adlandırılıyor. Arkadaşlarımız ona bağlı o da bana bağlı. Orada örgüt yöneticisi olan Hüseyin Gün’ü tanıyor musunuz?

Emrah Yüksel: Hayır Sayın Başkan Tanımıyorum. 5 yılda 5 baz kaydım var. Bugün salona girse beni tanımaz.

İmamoğlu: Bunun bir izaha ihtiyacı var. Nasıl bir örgüt ki ben örgüt yöneticisini tanımıyorum. Üye yöneticiyi tanımıyor. Şimdi burada iddia makamını kınıyorum. Ne için burada olduğunu biliyorum iddia makamının. Bu çalışma arkadaşımız, 6-7 aydır iddia makamının kararıyla hapis yatıyor. Bu iddia makamının tariflediği şekliyle casusluk iddianamesini kurgulayan yine aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Bu siyasi dava çökmüştür. Ana şemada örgüt yöneticisi diye tarif edilen kişiyi örgüt üyesi tanımıyor. Bu iddianame çökmüştür.

Savcı: Haddinizi bildiririz

Savcı; “Beyanlarınıza dikkat edin. İddia makamı olarak söylemlerinizi kabul etmiyoruz.” dedi. İmamoğlu savcının sözlerinin ardından “kabadayılık yapmayın” ifadesini kullandı. Savcı “kabadayılık yapmıyoruz” dedi. Ardından tekrar konuşan Savcı “Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz” dedi. Salonda gerginlik tırmandı.

İşte satır satır o diyalog...

Savcı: Başkanım, başlamadan İmamoğlu’na bir sorum vardı. Ekrem Bey, buyurun. Sorum var da. Oradan da dinleyebilirsiniz. Dün bir beyanda bulunmuşsunuz sanırım yargılama sonrası; "İddia makamı çöktü" vesaire, doğru mu?

Ekrem İmamoğlu: Birazdan söylerim…

Savcı: Birazdan değil, şu an soruyorum. Yani bize öyle bir beyan olduğu için cevap verirseniz sevinirim o konu hakkında.

Ekrem İmamoğlu: Birazdan arz ederim.

Savcı: Şimdi suç örgütüyle ilgili bir tanım yapmadan önce, iddia makamı hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İlk celse de benzer durum yaşandı, hesap sorma tarzında. İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz.

Ekrem İmamoğlu: (Mikrofon verilmediği için sesi anlaşılmıyor.) Böyle bir diyalog kurulmaz… Sayın Hâkim böyle kabadayılık…

Savcı: Kabadaylık vesaire durumu söz konusu değil. Bakın burada yargılamayı... Bir dakika, bir şey konuşuyorum. Yargılamaya gölge düşüren, savcılık makamını baskı altına almaya çalışan beyanlardan vazgeçin. Bu doğru bir yaklaşım değil.

Ekrem İmamoğlu: (Sözleri anlaşılmıyor…)

Hâkim: Savcım şöyle yapalım, tamam... Şey yapmayalım... Tamam... Şey yapmayalım... Savcım gerek yok şeye.

Savcı: Bakın haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz savcılık makamı olarak. Haddinizi aşmayın.

(Ekrem İmamoğlu ve avukatlar bu sözler üzerine itiraz ediyor…)

Hâkim: Savcım... Şöyle... Savcım... Avukat Bey? Tamam Avukat Bey, sakin olun.

Savcı: Müvekkiliniz beyanlarına dikkat etsin, hadden bahsediyor.

Hâkim: Tamam Avukat Bey, tamam Savcım. Savcım kişisel şeye girmeyelim, diyaloğa girmeyelim. Tamam... Tamam... Tamam Avukat Bey, sakin olun. Tamam, gerek yok şeye. Savcım hiç gerek yok bu diyaloğa.

Savcı: Ekrem Bey, beyanlara dikkat edin.

Hâkim: Savcım, Savcım şey yapmayalım... Savcım tamam Avukat Bey... Savcım şey yapmayalım, kişisel şeye girmeyelim. Savcım uzatmayalım.

Avukatlar: Savcı haddini bilsin Sayın Başkanım.

Hâkim: Tamam Avukat Bey. "Had bildirmek" kelimesine tepki gösteriyorsunuz, aynı cümleyi kuruyorsunuz. Değişen bir şey olmuyor. Yani hani şimdi Savcım o tarz bir şeye girmeyelim, diyaloga girmeyelim. Gerek yok şu an için.

Avukatlar: Sizden söz alarak konuşsun. Siz de aynı şeyi yapamazsınız. Aynı şeyi yaparız.

Hâkim: Avukat Bey, tamam.

Ekrem İmamoğlu: Kime bakıyorsun yahu?

Hâkim: Ekrem Bey. Ekrem Bey, müdahale etmeyelim.

Ekrem İmamoğlu: Ekrem Bey değil! Hayırdır, kime bakıyorsun sen?

Hâkim: Ekrem Bey, hiç şeye girmeyelim.

Savcı: Ekrem Bey, bakın şu an... Üslubumu bozmuyorum. Benle 'sen' diye konuşmayın, benimle 'sen' diye hitap etmeyin.

Hâkim: Savcım, şeye girmeyelim. Ekrem Bey, bakın...

Savcı: Benimle 'sen' diye hitap etmeyin! Israrla söylüyorum.

Hâkim: Savcı Bey...

Ekrem İmamoğlu: Israrla mı yazdınız iddianameyi?

Hâkim: Ekrem Bey, iddianameyi yazan savcımız şu an huzurda bulunan savcı değil. Evet, söz hakkı... Söz hakkı vermedim zaten. Söz hakkı vermeden sanık da müdahale ediyor, siz de bağırıyorsunuz. Herkes bağırıyor yani şu an. Sadece Savcı Bey açısından söylüyorsunuz da yani herkes aynı şeyi yapıyor şu an. Savcım, savcım girmeyelim şeye. Tamam.

Avukat: Sayın Başkan, bizim meslektaşımızın mikrofonu kapatılmış, onu da açmanız gerekiyor.